Makaleler

Kasten Yaralama İhmali Davranışla İşleme (TCK 88)

Kasten yaralama suçu ve cezası TCK 86

Ceza hukukunda suçlar yalnızca aktif bir davranışla değil, bazı durumlarda yapılması gereken bir hareketin bilinçli olarak yapılmaması suretiyle de işlenebilir. Bu kapsamda Kasten Yaralamanın İhmali Davranışla İşlenmesi Suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 88. maddesinde özel olarak düzenlenmiş ve klasik kasten yaralama suçundan farklı bir hukuki değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Failin, hukuki bir yükümlülüğü bulunmasına rağmen mağdurun yaralanmasını engelleyici davranışı bilerek yerine getirmemesi hâlinde bu suç gündeme gelir.

TCK 88 kapsamında uygulanacak ceza indirimi, suçun ihmali davranışla işlenmiş olması, failin garantör konumunda bulunup bulunmadığı, olayın somut şartları ve meydana gelen zararın ağırlığına göre belirlenir. Zamanaşımı süresi, suçun oluşumuna ilişkin örnekler ve Yargıtay’ın yerleşik içtihatları ise uygulamada bu suç tipinin sınırlarını netleştiren en önemli unsurlardır. Bu içerikte; kasten yaralamanın ihmali davranışla işlenmesi suçunun tanımı, cezası, zamanaşımı, somut olay örnekleri ve Yargıtay kararları çerçevesinde güncel ve kapsamlı bir değerlendirme sunulmaktadır.

Kasten Yaralamanın İhmali Davranışla İşlenmesi Suçu TCK 88 Nedir?

Kasten yaralamanın ihmali davranışla işlenmesi suçu, failin hukuki bir yükümlülüğü bulunmasına rağmen, mağdurun yaralanmasını önleyebilecek bir davranışı bilinçli olarak yapmaması sonucu ortaya çıkan özel bir suç tipidir. Bu suç, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 88. maddesinde düzenlenmiş olup, kasten yaralama suçunun ihmali hareketle işlenen hâlini ifade eder.

TCK 88’in uygulanabilmesi için failin yalnızca pasif kalması yeterli değildir. Failin, mağdur üzerinde koruma, gözetim veya müdahale yükümlülüğü bulunan bir garantör konumunda olması gerekir. Örneğin; ebeveynin çocuğunu, öğretmenin öğrencisini, bakıcının bakım altındaki kişiyi veya görev gereği müdahale etmesi gereken bir kişinin mağduru korumaya yönelik yükümlülüğünü bilerek yerine getirmemesi bu kapsamda değerlendirilir.

Bu suç tipinde dikkat edilmesi gereken temel husus, ihmali davranış ile meydana gelen yaralama sonucu arasında nedensellik bağının bulunmasıdır. Yani fail yükümlülüğünü yerine getirmiş olsaydı yaralanma meydana gelmeyecek ya da daha hafif sonuçlar doğacaktıysa, ihmali davranıştan söz edilir. Bu yönüyle TCK 88, aktif bir yaralama fiilinden ziyade, bilinçli bir kayıtsızlık veya ihmal nedeniyle doğan zararları cezalandırmayı amaçlamaktadır.

Kasten Yaralamanın İhmali Davranışla İşlenmesi Suçu Cezası Nedir?

Kasten yaralamanın ihmali davranışla işlenmesi hâlinde uygulanacak ceza, esasen kasten yaralama suçuna ilişkin hükümlere göre belirlenir; ancak TCK 88 uyarınca fail lehine özel bir indirim imkânı tanınmıştır. Kanun hükmüne göre, kasten yaralama fiilinin ihmali davranışla gerçekleştirilmesi durumunda, fail hakkında hükmolunacak cezada üçte ikisine kadar indirim yapılabilir.

Bu indirimin uygulanıp uygulanmayacağı ve indirim oranının ne olacağı, olayın somut özelliklerine göre hâkim tarafından takdir edilir. Değerlendirme yapılırken; failin mağdur üzerindeki koruma yükümlülüğünün kapsamı, ihmali davranışın süresi, meydana gelen yaralanmanın ağırlığı ve failin kusur derecesi dikkate alınır. Ayrıca TCK 88’in uygulanmasında, kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesine ilişkin koşulların da göz önünde bulundurulacağı kanunda açıkça belirtilmiştir.

Önemle belirtmek gerekir ki, her ihmali davranış otomatik olarak TCK 88 kapsamında indirim sebebi sayılmaz. Failin gerçekten hukuki bir yükümlülüğe sahip olması ve bu yükümlülüğü bilerek yerine getirmemesi gerekir. Aksi hâlde fiil, doğrudan kasten yaralama suçu kapsamında değerlendirilir ve indirim uygulanmaz. Bu nedenle ceza tayini süreci, dosya özelinde detaylı bir hukuki analiz gerektirir.

Kasten Yaralamanın İhmali Davranışla İşlenmesi Suçu Zamanaşımı

Kasten yaralamanın ihmali davranışla işlenmesi suçu bakımından zamanaşımı, suçun niteliğine ve uygulanacak temel ceza miktarına göre belirlenir. TCK 88, bağımsız bir suç tipi değil; kasten yaralama suçunun ihmali davranışla işlenmiş hâlini düzenlediğinden, zamanaşımı hesabı da kasten yaralama suçuna ilişkin genel hükümlere göre yapılır.

Bu kapsamda, kasten yaralama suçunda öngörülen temel ceza aralığı dikkate alındığında, dava zamanaşımı süresi genel olarak 8 yıldır. Suçun nitelikli hâllerinin bulunması, yaralanmanın ağırlığı veya mağdurun durumu (örneğin çocuk, kamu görevlisi, silah kullanılması gibi) zamanaşımı süresinin belirlenmesinde etkili olabilir. Ancak TCK 88 kapsamında cezada indirim öngörülmesi, zamanaşımı süresini otomatik olarak değiştirmez.

Zamanaşımı süresi, suçun işlendiği tarihten itibaren başlar. Eğer suç kesintisiz bir ihmal süreci şeklinde devam ediyorsa, zamanaşımı süresi ihmali davranışın sona erdiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Bu yönüyle ihmali suçlarda zamanaşımının başlangıç anının doğru tespiti, soruşturma ve kovuşturmanın sağlıklı yürütülmesi açısından büyük önem taşır.

Uygulamada zamanaşımı süresinin yanlış hesaplanması, davanın düşmesine veya hak kayıplarına yol açabileceğinden, TCK 88 kapsamında yürütülen dosyalarda zamanaşımı değerlendirmesinin titizlikle yapılması gerekir.

Kasten Yaralamanın İhmali Davranışla İşlenmesi Suçu Örneği

Kasten yaralamanın ihmali davranışla işlenmesi suçu, uygulamada çoğunlukla failin mağdur üzerinde koruma ve gözetim yükümlülüğünün bulunduğu durumlarda karşımıza çıkar. Bu suç tipini somutlaştırmak adına örnek bir olay üzerinden değerlendirme yapmak konunun daha iyi anlaşılmasını sağlar.

Örneğin; küçük yaştaki bir çocuğun bakım ve gözetiminden sorumlu olan ebeveynin, çocuğun ciddi şekilde yaralanma riski altında olduğunu bilmesine rağmen bilinçli şekilde müdahale etmemesi ve bu ihmal sonucunda çocuğun yaralanması hâlinde, ebeveynin eylemi TCK 88 kapsamında değerlendirilir. Burada ebeveynin aktif bir saldırısı bulunmamakla birlikte, yaralanmayı önleyebilecek durumda olmasına rağmen hareketsiz kalması, ihmali davranışın varlığını ortaya koyar.

Benzer şekilde; bakım evinde görevli bir personelin, sağlık durumu kötüleşen bir kişiye tıbbi müdahale yapılmasını bilerek geciktirmesi veya hiç müdahale etmemesi sonucu mağdurun yaralanması da bu suça örnek teşkil eder. Bu tür olaylarda önemli olan, failin mağdurun zarar görmesini öngörebilecek durumda olması ve buna rağmen yükümlülüğünü bilerek yerine getirmemesidir.

Bu örneklerde görüldüğü üzere, TCK 88’in uygulanabilmesi için failin pasif kalışı ile meydana gelen yaralama sonucu arasında açık bir nedensellik bağının bulunması gerekir. Aksi hâlde ihmali davranıştan söz edilmesi mümkün değildir.

Kasten Yaralamanın İhmali Davranışla İşlenmesi Suçu Yargıtay Kararları

Kasten yaralamanın ihmali davranışla işlenmesi suçu, uygulamada sınırları en çok Yargıtay içtihatlarıyla belirlenen suç tiplerinden biridir. Yargıtay, TCK 88’in uygulanabilmesi için failin garantör sıfatının, yani mağdur üzerinde hukuki bir koruma ve gözetim yükümlülüğünün bulunmasını ve bu yükümlülüğün bilinçli olarak ihlal edilmesini aramaktadır. Aksi hâllerde fiilin doğrudan kasten yaralama veya başka bir suç kapsamında değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.

Yargıtay kararlarında özellikle şu kriterler öne çıkmaktadır:

  • Failin mağduru koruma yükümlülüğünün kaynağı (kanun, sözleşme, önceki tehlikeli davranış vb.),
  • İhmali davranış ile meydana gelen yaralama arasında nedensellik bağının bulunup bulunmadığı,
  • Failin yaralanma sonucunu öngörüp öngöremeyeceği ve buna rağmen hareketsiz kalıp kalmadığı.

Nitekim Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin kararlarında; mağdurun tamamen savunmasız bırakılması, ağır risk altında olmasına rağmen yardım edilmemesi ve ihmalin yaralanma sonucunu doğurması hâllerinde TCK 88’in uygulanması gerektiği kabul edilmiştir. Buna karşılık, garantörlük ilişkisi bulunmayan veya ihmal ile sonuç arasında doğrudan bağ kurulamayan olaylarda, ihmali davranışla kasten yaralama suçunun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle mahkûmiyet kararları bozulmuştur.

Yargıtay içtihatları, TCK 88’in istisnai bir düzenleme olduğunu ve her ihmali davranışın bu madde kapsamında değerlendirilemeyeceğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu nedenle somut olayın Yargıtay uygulamaları ışığında değerlendirilmesi, hem suç vasfının doğru belirlenmesi hem de adil bir ceza tayini açısından büyük önem taşır.

author-avatar

About Av. Salih Akbulut

Av. Salih Akbulut, İstanbul Barosu'na kayıtlı avukat (Sicil No: 53074) ve Adalet Bakanlığı sicilinde kayıtlı uzman arabulucudur (Arabuluculuk Sicil No: 11945). 2007'den bu yana Beylikdüzü merkezli AkbulutLegal Hukuk Danışmanlık & Arabuluculuk bürosunda 1000'den fazla dava ve icra dosyasında müvekkil temsili sağlamaktadır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir