Makaleler

Eziyet Suçu ve Cezası – (TCK Madde 96)

Eziyet Suçu ve Cezası

Eziyet suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 96. maddesinde düzenlenmiş olup, bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan, bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine ya da aşağılanmasına yol açan davranışların sistematik şekilde ve belli bir süreç içinde gerçekleştirilmesiyle oluşur. Bu suç, ani gelişen tek bir fiilden ziyade, mağdur üzerinde süreklilik gösteren ve onu baskı altına alan davranışlar bütünüyle gündeme gelir.

Uygulamada eziyet suçu; çoğu zaman yaralama, tehdit, hakaret veya cinsel taciz niteliği taşıyan eylemlerin, tek tek değil bir bütün halinde değerlendirilmesiyle ortaya çıkar. Özellikle aile içi şiddet, eşe karşı sistematik kötü davranışlar, çocuğa yönelik sürekli fiziksel veya psikolojik baskılar gibi durumlarda bu suç tipi önem kazanmaktadır.

Bu yazıda eziyet suçunun ne olduğu, cezası, unsurları, nitelikli halleri, örnek olaylar, Yargıtay kararları ve şikâyete tabi olup olmadığı 2026 yılı itibarıyla güncel hukuk uygulaması çerçevesinde ele alınacaktır.

Eziyet Suçu Nedir?

Eziyet suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 96. maddesinde düzenlenen ve bir kişinin bedensel veya ruhsal açıdan acı çekmesine, aşağılanmasına ya da insan onuruyla bağdaşmayan muamelelere maruz kalmasına yol açan davranışların sistematik şekilde gerçekleştirilmesi ile oluşan bir suç tipidir. Bu suçta önemli olan unsur, mağdura yönelik davranışların tek seferlik değil, belli bir süreç içinde süreklilik gösterecek şekilde uygulanmasıdır.

Eziyet suçu kapsamında değerlendirilebilecek fiiller çoğu zaman kasten yaralama, hakaret, tehdit veya cinsel taciz gibi başka suç tiplerinin unsurlarını da içerebilir. Ancak bu eylemler ani bir olay şeklinde değil, mağdura karşı sürekli ve planlı biçimde uygulanıyorsa, hukuki değerlendirme çoğunlukla eziyet suçu kapsamında yapılır.

Bu suçun temel amacı, bireyin insan onurunu ve ruhsal bütünlüğünü korumaktır. Kanun koyucu, kişinin yalnızca fiziksel değil aynı zamanda psikolojik olarak da zarar görmesini engellemeyi hedeflemiştir. Bu nedenle mağdura yönelik aşağılayıcı, küçük düşürücü veya sürekli baskı içeren davranışlar da eziyet suçu kapsamında değerlendirilebilir.

Yargıtay kararlarında da vurgulandığı üzere, eziyet suçunun oluşabilmesi için davranışların sistematik olması ve belli bir süreç içerisinde tekrarlanması gerekir. Örneğin eşe karşı sürekli darp, tehdit, hakaret veya psikolojik baskı uygulanması gibi eylemler bir bütün halinde değerlendirildiğinde TCK 96 kapsamında eziyet suçu oluşturabilir.

Bu bağlamda eziyet suçu, özellikle aile içi şiddet, çocuğa yönelik sürekli kötü davranışlar veya bir kişiyi psikolojik olarak yıpratmaya yönelik sistematik eylemler bakımından uygulamada sıkça gündeme gelen suç tiplerinden biridir.

Eziyet Suçu Cezası

Eziyet suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 96. maddesinde düzenlenmiş olup bu suçu işleyen kişi hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir. Kanun koyucu, mağdurun bedensel veya ruhsal açıdan sürekli acı çekmesine neden olan sistematik davranışları ağır bir suç olarak değerlendirmiştir.

2022 yılında yapılan değişiklikle birlikte suçun kadına karşı işlenmesi halinde cezanın alt sınırı artırılmıştır. Buna göre eziyet suçunun kadına karşı işlenmesi durumunda verilecek hapis cezasının alt sınırı iki yıl altı aydan az olamaz.

Kanunda ayrıca bazı durumlar için daha ağır cezalar öngörülmüştür. Eğer eziyet suçu;

  • Çocuğa,
  • Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olan kişiye,
  • Gebe bir kadına,
  • Üstsoy veya altsoya,
  • Anne, baba veya eşe ya da boşanılan eşe karşı

işlenmişse, fail hakkında üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmedilir.

Bu düzenlemeler, özellikle aile içi şiddet ve savunmasız kişilere yönelik kötü muamelelerin önlenmesi amacıyla daha ağır yaptırımlar uygulanmasını sağlamaktadır. Mahkeme, somut olayın özelliklerine göre suçun işleniş biçimini, mağdurun uğradığı zararı ve failin kastını değerlendirerek ceza miktarını belirler.

Eziyet Suçu Örnek

Eziyet suçu, mağdura yönelik davranışların tek bir olaydan ibaret olmayıp belirli bir süreç içerisinde tekrarlanması ve sistematik bir hal alması durumunda ortaya çıkar. Bu nedenle çoğu zaman birden fazla eylemin birleşmesiyle oluşan bir suçtur.

Uygulamada eziyet suçuna örnek olabilecek bazı durumlar şunlardır:

  • Bir kişinin eşine karşı sürekli şekilde darp, tehdit ve hakaret içeren davranışlarda bulunması,
  • Bir çocuğun uzun süre boyunca aç bırakılması, aşağılanması veya fiziksel şiddete maruz bırakılması,
  • Bir kişinin sürekli olarak psikolojik baskı, küçük düşürme veya korkutma amacıyla davranışlara maruz bırakılması,
  • Bir kişinin uzun süre boyunca kötü muamele, aşağılama veya onur kırıcı davranışlara maruz bırakılması.

Yargıtay kararlarında da vurgulandığı üzere, eziyet suçunun oluşabilmesi için bu davranışların ani ve tek seferlik olmaması, aksine belirli bir süreç içinde devam eden bir tutumun parçası olması gerekir. Örneğin bir eşin diğer eşe karşı sürekli darp, tehdit ve psikolojik baskı uygulaması durumunda bu eylemler bir bütün halinde değerlendirilerek TCK 96 kapsamında eziyet suçu olarak kabul edilebilir.

Bu suç tipinde önemli olan, mağdura uygulanan davranışların insan onuruyla bağdaşmaması ve mağdurda bedensel veya ruhsal açıdan ciddi bir acıya neden olmasıdır. Bu nedenle sadece fiziksel şiddet değil, sürekli psikolojik baskı ve aşağılayıcı davranışlar da eziyet suçunun kapsamına girebilir.

Eziyet Suçu Unsurları

Eziyet suçu, belirli unsurların bir arada bulunması halinde oluşan bir suç tipidir. Bu suçun oluşabilmesi için hem maddi hem de manevi unsurların gerçekleşmesi gerekir. Türk Ceza Kanunu’nun 96. maddesi ve Yargıtay içtihatları dikkate alındığında eziyet suçunun başlıca unsurları şu şekilde sıralanabilir:

  1. İnsan Onuruyla Bağdaşmayan Davranışların Bulunması

Eziyet suçunun en temel unsuru, mağdura yönelik davranışların insan onuruyla bağdaşmayan nitelikte olmasıdır. Bu davranışlar mağdurun aşağılanmasına, küçük düşürülmesine veya bedensel ya da ruhsal acı çekmesine neden olmalıdır.

Bu kapsamda darp, tehdit, hakaret, psikolojik baskı veya aşağılayıcı muamele gibi davranışlar eziyet suçunun maddi unsurunu oluşturabilir.

  1. Davranışların Sistematik Olması

Eziyet suçunun diğer suç tiplerinden ayrıldığı en önemli nokta sistematiklik unsurudur. Davranışların tek seferlik bir olaydan ibaret olmaması gerekir. Failin mağdura karşı gerçekleştirdiği eylemler belli bir süreç içerisinde tekrar eden ve süreklilik gösteren bir nitelik taşımalıdır.

Bu nedenle ani bir tartışma sırasında gerçekleşen tek bir yaralama olayı genellikle eziyet suçu kapsamında değerlendirilmez.

  1. Mağdurun Bedensel veya Ruhsal Acı Çekmesi

Eziyet suçunda mağdurun maruz kaldığı davranışların bedensel veya ruhsal açıdan acı verici olması gerekir. Bu acı fiziksel şiddet şeklinde ortaya çıkabileceği gibi, sürekli aşağılanma, korkutma veya psikolojik baskı yoluyla da meydana gelebilir.

  1. Kast Unsuru

Eziyet suçu kasten işlenebilen bir suçtur. Fail, mağdura yönelik davranışların onu acı çektireceğini veya aşağılayacağını bilerek ve isteyerek hareket etmelidir. Dolayısıyla taksirle yani dikkatsizlik sonucu eziyet suçunun oluşması mümkün değildir.

Bu unsurların bir arada bulunması halinde failin eylemleri TCK 96 kapsamında eziyet suçu olarak değerlendirilir ve buna göre cezai sorumluluk doğar.

Eziyet Suçu Nitelikli Halleri

Türk Ceza Kanunu’nun 96. maddesinin ikinci fıkrasında, eziyet suçunun bazı durumlarda daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri düzenlenmiştir. Bu hallerde suçun mağduru daha korunmasız durumda olduğu için kanun koyucu daha ağır bir yaptırım öngörmüştür.

Buna göre eziyet suçunun;

  • Çocuğa karşı,
  • Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
  • Gebe kadına karşı,
  • Üstsoy veya altsoya karşı,
  • Anne veya babaya karşı,
  • Eşe veya boşanılan eşe karşı

işlenmesi halinde fail hakkında üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilir.

Bu düzenleme özellikle aile içi şiddet vakalarında büyük önem taşımaktadır. Çünkü eşe, çocuğa veya aile bireylerine yönelik sistematik kötü muameleler çoğu zaman eziyet suçu kapsamında değerlendirilir ve bu durum suçun nitelikli hali olarak kabul edilir.

Yargıtay kararlarında da sıkça vurgulandığı üzere, mağdurun faille aile veya yakın akrabalık ilişkisi içinde olması, eziyet suçunun daha ağır cezayla cezalandırılmasına neden olmaktadır. Bunun nedeni, bu tür ilişkilerde mağdurun fail karşısında daha savunmasız bir konumda bulunmasıdır.

Bu nedenle özellikle aile içinde gerçekleşen ve süreklilik gösteren fiziksel veya psikolojik şiddet içeren davranışlar, TCK 96 kapsamında nitelikli eziyet suçu olarak değerlendirilebilmektedir.

Eziyet Suçu Yargıtay Kararları

Eziyet suçu, uygulamada çoğu zaman farklı suç tipleriyle karıştırılabilen bir suçtur. Bu nedenle Yargıtay kararları, eziyet suçunun sınırlarının belirlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Yargıtay içtihatlarında özellikle sistematiklik ve süreklilik unsuru üzerinde durulmaktadır.

Yargıtay’a göre eziyet suçunun oluşabilmesi için mağdura yönelik davranışların tek bir olaydan ibaret olmaması, aksine belirli bir süreç içerisinde tekrar eden ve mağduru fiziksel ya da psikolojik olarak yıpratan bir bütün oluşturması gerekir.

Nitekim Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin bir kararında, eşine karşı uzun süre boyunca tehdit, darp ve psikolojik baskı uygulayan sanığın eylemlerinin bir bütün halinde değerlendirilmesi gerektiği ve bu davranışların TCK 96 kapsamında eziyet suçunu oluşturduğu ifade edilmiştir.

Bir başka Yargıtay kararında ise, mağdura yönelik darp, hakaret ve tehdit içeren davranışların sistematik şekilde gerçekleştirilmesi halinde bu eylemlerin ayrı ayrı suçlar olarak değil, bir bütün halinde eziyet suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Yargıtay ayrıca, eziyet suçunun kötü muamele suçundan farklı olduğunu da vurgulamaktadır. Buna göre kötü muamele suçunda daha hafif nitelikte davranışlar söz konusu olabilirken, eziyet suçunda mağdurun bedensel veya ruhsal açıdan ciddi şekilde zarar görmesine yol açan sistematik davranışlar bulunmaktadır.

Bu kararlar doğrultusunda uygulamada mahkemeler, olayın sürekliliğini, mağdur üzerindeki etkisini ve davranışların bütünlüğünü dikkate alarak eylemin eziyet suçu oluşturup oluşturmadığını değerlendirmektedir.

Eziyet Suçu Şikayete Tabi Mi?

Eziyet suçu şikayete tabi suçlardan değildir. Bu nedenle mağdurun şikayetçi olup olmaması, soruşturma ve kovuşturma yapılmasına engel teşkil etmez.

Cumhuriyet savcılığı, eziyet suçunun işlendiğine dair bir ihbar veya delil elde ettiğinde re’sen soruşturma başlatabilir. Mağdurun daha sonra şikayetinden vazgeçmesi de ceza davasının düşmesine neden olmaz.

Bu düzenlemenin amacı, özellikle aile içi şiddet ve sistematik kötü muamele gibi durumlarda mağdurun korunmasını sağlamaktır. Çünkü bu tür suçlarda mağdurlar çoğu zaman baskı altında kalabilir ve şikayetçi olmaktan vazgeçebilirler.

Bu nedenle kanun koyucu, mağdurun iradesinden bağımsız olarak devletin bu suçları takip etmesini öngörmüştür. Böylece mağdurun bedensel ve ruhsal bütünlüğünün korunması amaçlanmaktadır.

author-avatar

About Av. Salih Akbulut

Av. Salih Akbulut, İstanbul Barosu'na kayıtlı avukat (Sicil No: 53074) ve Adalet Bakanlığı sicilinde kayıtlı uzman arabulucudur (Arabuluculuk Sicil No: 11945). 2007'den bu yana Beylikdüzü merkezli AkbulutLegal Hukuk Danışmanlık & Arabuluculuk bürosunda 1000'den fazla dava ve icra dosyasında müvekkil temsili sağlamaktadır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir