Makaleler

Boşanmada Mal Paylaşımı (Mal Rejiminin Tasfiyesi)

Boşanmada Mal Paylaşımı

İçindekiler

Boşanmada Mal Paylaşımı (Mal Rejiminin Tasfiyesi)

Boşanmada mal paylaşımı, evlilik süresince edinilen malların boşanma kesinleştikten sonra eşler arasında tasfiye edilmesini ifade etmektedir. Hukuki adıyla mal rejiminin tasfiyesi olan bu süreç, boşanma davasından ayrı bir dava ile yürütülür ve kendine özgü kuralları bulunur. 1 Ocak 2002’den bu yana geçerli olan yasal mal rejimi uyarınca, evlilik içinde çalışma karşılığında edinilen malların artık değeri kural olarak eşler arasında yarı yarıya paylaşılmaktadır. Bu rehberde mal paylaşımı nasıl yapılır sorusunun cevabını; hangi malların paylaşıma girdiğini, davanın nasıl açıldığını, 10 yıllık zamanaşımı süresini, katılma alacağının nasıl hesaplandığını ve aldatma ile ağır kusurun paylaşıma etkisini güncel Yargıtay kararlarıyla birlikte açıklıyoruz. Av. Salih Akbulut tarafından hazırlanan bu rehber, 2026 yılı itibarıyla geçerli mevzuata ve içtihatlara göre güncellenmiştir.

Boşanmada Mal Paylaşımı Nedir?

Boşanmada mal paylaşımı, evlilik birliği içinde edinilmiş malların, eşlerin tabi olduğu mal rejimi kurallarına göre paylaştırılması işlemidir. Türk Medeni Kanunu bu işlemi “mal rejiminin tasfiyesi” olarak adlandırmaktadır. Paylaşım kendiliğinden gerçekleşmez; hak sahibi eşin ayrı bir dava açması gerekir.

Uygulamada en çok merak edilen nokta, boşanmada mal paylaşımı nasıl olur sorusudur. Temel kural şudur: 1 Ocak 2002 sonrasında, evlilik devam ederken eşlerden birinin emeği veya geliri karşılığında edinilen mallar “edinilmiş mal” sayılır ve bu malların borçlar düşüldükten sonra kalan artık değeri üzerinde her iki eş de yarı oranında alacak hakkına sahip olur. Malın kimin adına kayıtlı olduğu bu hakkı ortadan kaldırmaz. Tapuda yalnızca kocanın adına görünen bir ev, evlilik içinde maaş birikimiyle alınmışsa, kadının bu evin değerinin yarısı üzerinde katılma alacağı doğar. Aynı kural, kadın adına kayıtlı mallar bakımından erkek eş için de geçerlidir.

Boşanma davasında hangi tarafın kusurlu bulunduğu, mal paylaşımını kural olarak etkilemez. Bu kuralın tek istisnası, zina veya hayata kast nedeniyle boşanmadır; bu istisnayı aşağıda ayrı bir başlıkta ele alıyoruz. Nafaka ve tazminat talepleri ise mal paylaşımından tamamen ayrı hukuki taleplerdir.

Boşanma aşamasında mal paylaşımı gündeme geldiğinde zamanlama sorusu öne çıkar: paylaşım için boşanmanın bitmesini beklemek gerekmez. Tasfiye davası, boşanma davasıyla birlikte açılabilir; karar boşanmanın kesinleşmesinden sonra verilse de, davanın erken açılması mal kaçırmaya karşı tedbir alınmasını ve delillerin toplanmasını öne çeker. Boşanma sürecinde mal paylaşımı hazırlığının ilk adımı, malların dökümünü ve edinim tarihlerini gösteren belgelerin bir araya getirilmesidir; süreç henüz dava aşamasına gelmemişken yapılan bu hazırlık, ileride hem pazarlık gücünü hem de dava stratejisini belirlemektedir.

Yasal Mal Rejimi: Edinilmiş Mallara Katılma

Mal rejimi, eşlerin evlilik süresince edindikleri malların mülkiyetini, yönetimini ve tasfiyesini düzenleyen kurallar bütünüdür. Mal rejimi nedir sorusunun pratikteki karşılığı, “boşanma veya ölüm hâlinde hangi mal kime kalacak” sorusudur. Türkiye’de eşler, noterde farklı bir sözleşme yapmadıkça kanun gereği edinilmiş mallara katılma rejimine tabidir. Bu yasal mal rejimi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 218 ile 241. maddeleri arasında düzenlenmiştir; kanun metnine mevzuat.gov.tr üzerinden ulaşabilirsiniz.

Edinilmiş Mallar Nelerdir?

TMK m.219 uyarınca edinilmiş mal, her eşin mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir. Kanun şu kalemleri açıkça saymaktadır: çalışmanın karşılığı olan edinimler (maaş, ücret, ticari kazanç), SGK veya sosyal yardım kurumlarının yaptığı ödemeler (emekli ikramiyesi dahil), çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar, kişisel malların gelirleri (kira geliri, faiz, temettü) ve edinilmiş malların yerine geçen değerler. Evlilik içinde maaş birikimiyle alınan ev, araç, arsa veya banka mevduatı bu kapsamdadır.

Kişisel Mallar Nelerdir?

TMK m.220’ye göre şu değerler kişisel maldır ve paylaşıma girmez: eşlerden birinin yalnızca kişisel kullanımına yarayan eşya, evlenmeden önce sahip olunan mallar, evlilik süresince miras yoluyla veya bağış gibi karşılıksız kazandırma yoluyla elde edilen mallar, manevi tazminat alacakları ve kişisel malların yerine geçen değerler. Evlenmeden önce alınan ev ile babadan kalan tarla, evlilik kaç yıl sürerse sürsün kişisel mal olarak kalır. Yalnızca bu malların evlilik içinde elde edilen gelirleri, aksine sözleşme yoksa edinilmiş mal sayılır.

Mal rejimi ne zaman sona erer sorusunun cevabı tasfiyenin kapsamını doğrudan belirler. TMK m.225 uyarınca boşanma hâlinde mal rejimi, boşanma davasının açıldığı tarihten geçerli olmak üzere sona erer. Bu nedenle boşanma davası açıldıktan sonra edinilen mallar paylaşım hesabına girmez; dava tarihi, tasfiyede kesişim çizgisidir. Eşlerin fiilen ayrı yaşamaya başlamış olması bu sonucu tek başına doğurmaz; Yargıtay uygulamasında fiilî ayrılık döneminde edinilen mallar da, dava tarihinden önce kaldıkları sürece tasfiyeye dâhil edilmektedir.

Bir Malın Edinilmiş mi Kişisel mi Olduğu Nasıl İspatlanır?

Evlilikte mal paylaşımı uyuşmazlıklarının önemli bölümü, malın niteliğinin ispatında düğümlenmektedir. Kanun bu konuda iki karine kurmuştur. TMK m.222 uyarınca, belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden bunu ispatla yükümlüdür; aidiyeti ispat edilemeyen mallar eşlerin paylı mülkiyetinde sayılır. Daha da belirleyici olan ikinci karine şudur: bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir (TMK m.222/3). Evini kişisel malıyla aldığını söyleyen eş, paranın kaynağını (miras kaydı, evlilik öncesi hesap hareketi, bağış belgesi) somut olarak göstermek zorundadır; gösteremezse mal edinilmiş sayılır ve paylaşıma girer. Bu karine, tasfiye davasında banka kayıtlarının ve tapu geçmişinin neden dava dosyasının merkezinde olduğunu açıklamaktadır.

Hangi Mallar Paylaşılır, Hangileri Paylaşılmaz?

Paylaşımın sınırlarını tek bakışta görebilmeniz için temel ayrımı tabloya aktardık. Tablodaki her kalem, yukarıda açıklanan TMK m.219 ve m.220 kurallarının uygulamadaki karşılığıdır.

Malvarlığı Değeri Paylaşıma Girer mi? Açıklama
Evlilik içinde maaşla alınan ev/araç Evet Çalışma karşılığı edinim, edinilmiş maldır (TMK m.219).
Evlenmeden önce alınan mallar Hayır Kişisel maldır; evlilik süresi paylaşım hakkı doğurmaz.
Miras kalan mallar Hayır Babadan veya anneden kalan mal kişisel maldır (TMK m.220/2).
Miras kalan evin kira geliri Evet Kişisel malın geliri, aksine sözleşme yoksa edinilmiş maldır.
Emekli ikramiyesi, SGK ödemeleri Evet Evlilik dönemine düşen kısım edinilmiş mal sayılır.
Manevi tazminat alacakları Hayır Kişiye sıkı sıkıya bağlı olduğundan kişisel maldır.
Bağışlanan mallar Hayır Karşılıksız kazandırmalar kişisel maldır.
Kişisel eşya (giysi, telefon vb.) Hayır Yalnızca kişisel kullanıma yarayan eşya paylaşılmaz.
Boşanma davasından sonra edinilen mallar Hayır Mal rejimi dava tarihinde sona erdiğinden hesaba girmez (TMK m.225).
Şirket hissesi ve kâr payları Duruma göre Evlilik içinde edinilen hisse ve evlilik dönemi kâr payları tasfiyeye girer; evlilik öncesi hisse kişisel kalır.

Sık karşılaşılan bir yanılgıyı burada düzeltmek gerekir: boşanmada babadan kalan mal paylaşımı diye bir paylaşım yükümlülüğü yoktur. Miras yoluyla edinilen mal, hangi aşamada kalırsa kalsın kişisel maldır ve diğer eş bu malın kendisi üzerinde hak iddia edemez. Diğer eşin talep edebileceği tek kalem, bu malın evlilik içindeki gelirleri ile bu mala edinilmiş mallardan yapılan katkılardır.

Mal Rejimi Sözleşmesi ve Diğer Mal Rejimleri

Eşler, yasal rejimin dışına çıkmak istediklerinde mal rejimi sözleşmesi yapabilir. Mal rejimi sözleşmesi; evlenmeden önce veya evlilik süresince, noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılabileceği gibi, evlenme başvurusu sırasında hangi rejimin seçildiğinin yazılı olarak bildirilmesi yoluyla da kurulabilir (TMK m.205). Sözleşmenin geçerlilik şartı bu şekil kurallarına uyulmasıdır; eşlerin kendi aralarında imzaladıkları adi yazılı bir belge mal rejimi sözleşmesi olarak hüküm doğurmaz. Taraflar ancak kanunda sayılan üç seçimlik rejimden birini seçebilir:

Mal ayrılığı rejimi, en sık tercih edilen seçimlik rejimdir. Mal ayrılığı rejimi nedir sorusunun cevabı yapısı gereği kısadır: her eş kendi malının mülkiyetini, yönetimini ve gelirini elinde tutar; boşanmada kural olarak kimse kimseden katılma alacağı talep edemez. Bu rejimi seçen eşler yalnızca ortak alınan mallardaki payları ile birbirlerinin malına yaptıkları ispatlanabilir katkıları talep edebilir. Paylaşmalı mal ayrılığı rejimi (TMK m.244 vd.), mal ayrılığının özel bir türüdür; ailenin ortak kullanımına özgülenen mallar ile eşlerin birlikte edindiği mallar tasfiyede paylaşıma girer. Mal ortaklığı rejimi (TMK m.256 vd.) ise bunun tersi yönde en geniş rejimdir; ortaklık malları eşlere el birliğiyle ait olur ve tasfiyede kural olarak yarı yarıya bölüşülür. Uygulamada mal ortaklığı rejimi nadiren seçilmektedir.

Mal rejimi sözleşmesi örneği arayanlar için çekirdek hüküm tek cümledir: “Taraflar, evlilik birliği süresince 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 242 ve devamı maddelerinde düzenlenen mal ayrılığı rejimine tabi olmayı kabul etmişlerdir.” Sözleşmeye ayrıca, mevcut malların dökümünü içeren bir envanter listesi eklenmesi, ileride çıkacak nitelik tartışmalarını baştan kapatmaktadır. TMK m.221 çerçevesinde eşler, yasal rejimde kalarak iki sınırlı değişiklik de kararlaştırabilir: bir mesleğin icrası veya işletmenin faaliyeti için öngörülen mallar kişisel mal sayılabilir ve kişisel malların gelirlerinin edinilmiş mallara dâhil olmayacağı hükme bağlanabilir.

Sözleşme yapılırken bilinmesi gereken sınır şudur: mal rejimi sözleşmesi geçmişe değil geleceğe etki eder ve üçüncü kişilerin haklarını zedeleyemez. Evliliğin onuncu yılında mal ayrılığına geçen eşler bakımından, geçiş tarihine kadar edinilen mallar yasal rejim kurallarına göre tasfiye edilir.

2002 Öncesi Evliliklerde Mal Paylaşımı

2002 den önce evlenenlerde mal paylaşımı nasıl gerçekleşir sorusu, uygulamada en çok hataya yol açan konulardan biridir. 743 sayılı eski Medeni Kanun döneminde yasal rejim mal ayrılığı idi. 4722 sayılı Yürürlük Kanunu’nun 10. maddesi uyarınca, 1 Ocak 2002’den önce evlenen ve bir yıl içinde farklı bir rejim seçmeyen eşler, 2002 öncesi dönem için mal ayrılığına, 1 Ocak 2002’den sonrası için ise edinilmiş mallara katılma rejimine tabidir. Bu nedenle 1995 yılında evlenen bir çiftin tasfiyesi iki ayrı döneme göre yapılır: 1995-2001 arasında edinilen mallar için katkı payı alacağı, 2002 sonrasında edinilen mallar için katılma alacağı hesaplanır.

2002 öncesi evliliklerde mal paylaşımı yargıtay uygulaması, katkı payı alacağını somut katkının ispatına bağlamaktadır. Mal ayrılığı döneminde bir malın edinilmesine para veya parayla ölçülebilir bir değerle katkı yapan eş, katkısı oranında alacak talep edebilir; ancak bu katkının, eşlerin günlük hayatta birbirlerine yapmaları olağan olan basit destek ölçüsünü aşan esaslı bir katkı olması gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.12.2023 tarihli kararı (E.2022/2-1273, K.2023/1238) bu konuda iki yönlü yol göstermektedir: salt ev işlerinin yapılması tek başına katkı payı alacağı doğurmaz; buna karşılık ev hanımı olan kadının düğününde takılan ziynetlerini satarak taşınmaz alımına katılması esaslı katkıdır ve katkı bir kez ispatlandığında gelirin bu malda kullanıldığı fiilî karine sayılarak ispat yükü diğer eşe geçer.

İki dönemli hesabı bir senaryo üzerinden gösterelim. 1995 yılında evlenen çiftte koca, 1998’de bir daire, 2010’da bir daire daha almış olsun. 1998’deki daire mal ayrılığı dönemine denk gelir: kadın ancak bu dairenin alımına yaptığı somut katkıyı (örneğin bozdurulan ziynetler veya çalışarak elde edilen gelir) ispatlarsa katkısı oranında alacak kazanır; katkı yoksa daire tümüyle kocada kalır. 2010’daki daire ise edinilmiş mallara katılma dönemine girer: kadın hiçbir katkı ispatlamak zorunda olmadan, bu dairenin artık değerinin yarısını katılma alacağı olarak talep eder. Aynı evlilikteki iki dairenin bu kadar farklı sonuçlara bağlanması, edinim tarihinin ve finansman kaynağının belgelenmesinin tasfiyedeki ağırlığını göstermektedir. Çeyrek asrı aşan evliliklerde bu iki dönemli hesap ciddi tutar farkları doğurduğundan, dava hazırlığında tapu edinim tarihlerinin dökümüyle başlanması gerekmektedir.

Mal Paylaşımı Davası (Mal Rejiminin Tasfiyesi Davası)

Mal paylaşımı davası, uygulamadaki adıyla mal rejimi davası, edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiye edilerek katılma alacağının, değer artış payının ve katkı payı alacağının hüküm altına alınmasını sağlayan davadır. Mal rejimi tasfiyesi nedir sorusunun usul yönünden karşılığı bu davadır. Dava, boşanma davasının kesinleşmesiyle birlikte sonuç doğurur; bu nedenle iki davanın ilişkisinin doğru kurulması gerekir.

Boşanma Davasıyla Birlikte Açılır mı?

Boşanma ve mal paylaşımı davası birlikte açılır mı sorusunun cevabı, aynı dilekçeyle olmamak kaydıyla evettir. Mal rejiminin tasfiyesi, boşanmanın eki niteliğinde bir talep değildir; boşanma dilekçesinin içine yazılamaz, ayrı bir dava olarak harçlandırılması gerekir. Uygulamada tasfiye davası, boşanma davasıyla aynı anda veya boşanma davası devam ederken açılabilir; bu durumda mahkeme, boşanma davasının kesinleşmesini bekletici mesele yapar. Boşanma kararı kesinleşmeden tasfiyeye karar verilemez; ancak davayı erken açmak, özellikle ihtiyati tedbir alınacaksa zaman kazandırmaktadır. Davanın karşı dava olarak açılması da mümkündür; kendisine tasfiye davası yöneltilen eş, aynı dosyada kendi katılma alacağını karşı davayla talep edebilir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Mal rejimi davasında görevli mahkeme aile mahkemesidir; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde davaya asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar. Yetki TMK m.214’te özel olarak düzenlenmiştir: boşanmaya bağlı tasfiye davalarında, boşanma davasına bakmaya yetkili mahkeme; mal rejiminin ölümle sona ermesi hâlinde ölenin son yerleşim yeri mahkemesi; diğer hâllerde davalının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.

Dava Dilekçesinde Neler Yer Almalı?

Mal rejimi dava dilekçesi hazırlanırken beş unsurun eksiksiz kurulması gerekmektedir. Birincisi, tasfiyeye konu malların tek tek gösterilmesidir; taşınmazlar ada-parsel, araçlar plaka, hesaplar banka ve şube bilgisiyle yazılır. İkincisi, talep türlerinin doğru adlandırılmasıdır: katılma alacağı, değer artış payı ve 2002 öncesi dönem varsa katkı payı alacağı ayrı ayrı talep edilir; yanlış adlandırılan talep, hâkimin taleple bağlılığı ilkesi nedeniyle hak kaybı doğurabilmektedir. Üçüncüsü, talep sonucunun belirsiz alacak davası biçiminde kurulmasıdır; alacağın kesin tutarı bilirkişi hesabıyla ortaya çıkacağından, dilekçede asgari bir tutar gösterilip fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması hem harç yükünü hafifletir hem de talep artırımına imkân verir. Dördüncüsü, delil listesidir: tapu kayıtları, banka hesap dökümleri, SGK hizmet dökümü, ticaret sicili kayıtları ve tanık listesi dilekçeyle birlikte bildirilir. Beşincisi, gerekiyorsa ihtiyati tedbir talebinin dilekçede açıkça yer almasıdır. Mal paylaşımı dava dilekçesi şablon bir metin olmaktan çok, malvarlığının haritasını çıkaran teknik bir belgedir; internetten alınan örneklerle açılan davalarda talep eksiklikleri sonradan giderilememektedir.

Dava Nasıl Açılır ve Süreç Nasıl İşler?

Dava, bu dilekçeyle aile mahkemesine başvurularak açılır; dava değeri üzerinden nispi harç yatırılır. Sürecin bel kemiğini araştırma ve bilirkişi aşaması oluşturur: mahkeme müzekkereleriyle tapu, banka, SGK ve ticaret sicili kayıtları toplanır, malların edinim tarihleri ve finansman kaynakları belirlenir, ardından bilirkişi marifetiyle güncel değerleme ve alacak hesabı yapılır. Bilirkişi raporuna karşı taraflar itiraz edebilir; mal paylaşımı bilirkişi raporu, hesap yönteminin TMK m.229-236 sırasına uygun kurulup kurulmadığı yönünden denetlenir. Rapor kesinleştikten sonra mahkeme alacağı hüküm altına alır. Boşanma sürecinin bütününe ilişkin usul adımları için boşanma davası nasıl açılır rehberimize bakabilirsiniz.

Boşanmada Mal Paylaşımı Adım Adım Nasıl Yapılır?

Karı koca boşanırsa mal paylaşımı nasıl olur sorusunu, sürecin bütününü gösteren bir akışla cevaplayalım. Boşanan çiftlerin mal paylaşımı uygulamada şu sırayla ilerlemektedir:

1. Malvarlığının tespiti: Evlilik içinde edinilen tüm mallar, edinim tarihleri ve finansman kaynaklarıyla birlikte listelenir. Tapu kayıtları, araç tescilleri, banka hesapları ve SGK dökümleri bu aşamanın belgeleridir.

2. Nitelik ayrımı: Her mal, edinilmiş mal ile kişisel mal ayrımına tabi tutulur. Miras, bağış ve evlilik öncesi mallar ayrılır; tereddütlü mallar için TMK m.222/3 karinesi gereği edinilmiş mal kabulüyle hareket edilir.

3. Tedbir ve dava: Mal kaçırma riski varsa ihtiyati tedbir talepli tasfiye davası açılır; boşanma davası sürüyorsa tasfiye dosyası bekletici mesele yapılır.

4. Bilirkişi hesabı: Boşanma kesinleştikten sonra mallar karar tarihine en yakın rayiç değerleriyle değerlenir; eklenecek değerler, denkleştirme ve borçlar işlenerek artık değer bulunur.

5. Hüküm ve tahsil: Mahkeme katılma alacağını para alacağı olarak hüküm altına alır; karar kesinleştikten sonra alacak icra yoluyla tahsil edilebilir.

Bu akış, ister anlaşmalı ister çekişmeli olsun bütün boşanmalarda mal paylaşımı için aynıdır; anlaşmalı boşanmada taraflar 3, 4 ve 5. adımları protokol hükümleriyle ikame etmektedir.

Mal Paylaşımı Davası Ne Kadar Sürer?

Mal paylaşımı davası ne kadar sürer sorusuna dürüst cevap, bir aralık vermekten geçer. Tasfiye davasının süresini üç değişken belirlemektedir: boşanma davasının kesinleşme süresi, tasfiyeye konu malvarlığının karmaşıklığı ve bilirkişi aşamasının uzunluğu. Tek taşınmazlı, kayıtları net bir dosyada ilk derece yargılaması boşanmanın kesinleşmesinden sonra ortalama 1 ilâ 1,5 yıl sürerken; şirket hissesi, birden fazla taşınmaz veya yurt dışı malvarlığı içeren dosyalarda süre 2 ilâ 3 yıla uzayabilmektedir. İstinaf ve temyiz aşamaları bu sürelere dâhil değildir; kararın istinafta incelenmesi bölge adliye mahkemesinin iş yüküne göre ayrıca zaman almakta, temyiz yolu açık dosyalarda kesinleşme buna eklenmektedir. Boşanma sonrası mal paylaşımı davası ne kadar sürer diye soranlar için tablo biraz daha olumludur: boşanma kesinleşmiş olduğundan bekletici mesele aşaması yaşanmaz ve dosya doğrudan araştırma ile bilirkişi aşamasına geçer. Boşanma davası devam ederken tasfiye davasının açılıp bekletici mesele yapılması, delillerin erken toplanmasını sağladığı için toplam süreyi kısaltan en etkili usul tercihi olmaktadır.

Zamanaşımı: Mal Paylaşımı Davası Ne Zamana Kadar Açılabilir?

Boşandıktan sonra mal paylaşımı davası açma süresi 10 yıldır ve bu süre boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 17.04.2013 tarihli kararıyla (E.2013/8-375, K.2013/520) katılma alacağının TMK m.5 yollamasıyla Türk Borçlar Kanunu m.146’daki 10 yıllık genel zamanaşımına tabi olduğunu hükme bağlamış; bu içtihat sonraki kararlarla yerleşik hâle gelmiştir. Boşanması 2020 yılında kesinleşen bir eş, 2030 yılına kadar tasfiye davası açabilir. Boşandıktan sonra mal paylaşımı nasıl olur sorusunun cevabı da bu çerçevede netleşmektedir: boşanma dosyası kapanmış olsa bile, 10 yıllık süre dolmadıkça katılma alacağı davası açma hakkı devam eder.

Mal rejimi davası zamanaşımı konusunda usul yönünden bilinmesi gereken bir incelik daha vardır: zamanaşımı bir def’idir, itiraz değildir. Mahkeme süreyi kendiliğinden gözetmez; davalı eş, cevap süresi içinde zamanaşımı def’ini açıkça ileri sürmezse, 10 yıl geçmiş olsa bile dava esastan görülür. Süre, kesme ve durma sebeplerine de tabidir; kısmi dava açılması, alacağın dava edilen kısmı bakımından zamanaşımını keser.

Mal Rejimi Davasında 1 Yıllık Süre Yanılgısı

İnternette sık tekrarlanan “mal rejimi davası 1 yıllık süre” bilgisi, iki farklı kurumun karıştırılmasından kaynaklanan bir yanılgıdır. TMK m.178’deki 1 yıllık zamanaşımı, boşanmaya bağlı maddi ve manevi tazminat ile nafaka talepleri için geçerlidir. Mal rejiminin tasfiyesinden doğan katılma alacağı, değer artış payı ve katkı payı alacağı bu kapsamda değildir; bu alacaklar için süre 10 yıldır. 1 yılı kaçırdığı düşüncesiyle tasfiye talebinden vazgeçmek, telafisi mümkün bir hakkın kullanılmamasına yol açmaktadır.

Katılma Alacağı, Katkı Payı ve Değer Artış Payı Nedir?

Tasfiye davasında üç farklı alacak türü gündeme gelir ve bu kavramlar sık karıştırılmaktadır.

Katılma alacağı (TMK m.231, m.236/1), yasal rejimin ana alacağıdır: her eş, diğer eşin edinilmiş mallarının borçlar düşüldükten sonra kalan artık değerinin yarısı üzerinde alacak hakkına sahiptir. Mal rejimi katılma alacağı ayni bir hak değil, para alacağıdır; kural olarak tapu iptali ve tescil istenemez, malın güncel değerinin yarısı para olarak talep edilir. Değer artış payı (TMK m.227), bir eşin diğer eşe ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun karşılık almaksızın katkıda bulunması hâlinde doğar; alacak, katkı oranına ve malın tasfiye anındaki değerine göre hesaplanır. Kadının birikimiyle kocasının kişisel malı olan evin çatı katının yapılması bu kapsamdadır. Katkı payı alacağı ise yukarıda açıklandığı üzere 1 Ocak 2002 öncesindeki mal ayrılığı dönemine ilişkin katkıların karşılığıdır ve somut katkı ispatı gerektirir.

Bu üç alacağın yanında denkleştirme (TMK m.230) hesabı yapılır: bir eşin kişisel mallarına ilişkin borçlar edinilmiş mallardan ödenmişse veya tersine kişisel maldan edinilmiş mala kaynak aktarılmışsa, tasfiyede bu aktarımlar hesaba katılarak iki kesim arasında denkleştirme yapılır.

Katılma Alacağı Nasıl Hesaplanır?

Hesabın omurgası artık değerdir. TMK m.231 uyarınca artık değer; edinilmiş mallara, m.229’da sayılan eklenecek değerlerin ilave edilmesi, denkleştirme alacaklarının işlenmesi ve edinilmiş mallara ilişkin borçların düşülmesiyle bulunur. Katılma alacağı, bu artık değerin yarısıdır. Değerleme tarihi konusunda Yargıtay’ın yerleşik uygulaması nettir: mal rejiminin sona erdiği tarihte mevcut olan mallar, bu tarihteki durumlarına göre fakat tasfiye (karar) tarihindeki sürüm değerleriyle hesaba katılır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 07.03.2024 tarihli kararında (E.2023/4359, K.2024/1528) dört yıl önceki değere göre yapılan hesabı bu gerekçeyle bozmuş ve karar tarihine en yakın güncel değerin esas alınmasını aramıştır. Enflasyonun yüksek seyrettiği dönemlerde bu kural, alacaklı eşi değer kaybına karşı korumaktadır. Hükmedilen alacağa, 8. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihadı uyarınca karar tarihinden itibaren faiz işletilir (28.04.2015, E.2013/23822, K.2015/9565).

Aşağıdaki tablo, tek taşınmazlı basit bir tasfiyenin nasıl hesaplandığını göstermektedir. Örnekte ev, evlilik içinde eşlerden biri adına maaş birikimiyle alınmıştır; peşinatın bir kısmı o eşe kalan mirastan karşılanmış, boşanma davasından altı ay önce bir araç yakın akrabaya bedelsiz devredilmiştir.

Hesap Kalemi Tutar Dayanak
Evin karar tarihindeki rayiç değeri (edinilmiş mal) 6.000.000 TL TMK m.219, m.232, m.235
Eklenecek değer: davadan 6 ay önce bedelsiz devredilen araç +500.000 TL TMK m.229
Denkleştirme: peşinata giden miras parası (kişisel mal) −1.000.000 TL TMK m.230
Edinilmiş mala ilişkin kalan kredi borcu −500.000 TL TMK m.231
Artık değer 5.000.000 TL TMK m.231
Diğer eşin katılma alacağı (artık değerin yarısı) 2.500.000 TL TMK m.236/1

Kredisi devam eden ev tasfiyeye girdiğinde hesap aynı mantıkla kurulur: evlilik içinde edinilmiş mallardan ödenen taksitler tasfiyeye dâhil edilir, dava tarihinde kalan kredi borcu edinilmiş malların borcu olarak düşülür. Kredinin bir bölümünün evlilik öncesinde veya kişisel maldan ödendiği hâllerde Yargıtay oransal yöntemi uygulamaktadır: her kaynağın toplam ödemeye oranı bulunur ve malın güncel değeri bu oranlara göre kesimlere dağıtılır. Evlilik öncesi ödenen peşinat ve taksitler kişisel kesime, evlilik içindeki taksitler edinilmiş kesime yazılır; katılma alacağı yalnızca edinilmiş kesim üzerinden hesaplanır. Bu yöntem, malın enflasyonla artan değerinin iki kesim arasında adil bölünmesini sağlamaktadır.

Kanun, alacaklı eşi olduğu kadar borçlu eşi de korur: TMK m.239 uyarınca hâkim, derhâl ödemenin borçlu eşi ciddi güçlüğe sokacağı hâllerde ödemenin uygun bir süre ertelenmesine veya taksitlendirilmesine karar verebilir. Buna karşılık hükmedilen alacağın tahsili için kararın kesinleşmesi beklenir; aile hukukuna ilişkin ilamlar kesinleşmeden icraya konulamaz. Malvarlığı üzerinde haciz bulunması da tasfiyeyi engellemez: hacizli mal tasfiye hesabına güncel değeriyle girer, haciz alacaklısının hakkı malın üzerinde devam eder ve eşin katılma alacağı şahsi alacak olarak ayrıca hüküm altına alınır.

Aldatma ve Ağır Kusurun Mal Paylaşımına Etkisi

Boşanmada ağır kusurlu eş mal paylaşımı konusunda genel kuralı tekrar ederek başlamak gerekir: kusur, mal rejiminin tasfiyesini kural olarak etkilemez. Terk eden, şiddet uygulayan veya evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında ağır kusurlu bulunan eş dahi katılma alacağını tam olarak alır. Kusurun yaptırımı tazminat ve nafaka alanında kalır.

Kanun bu kurala tek bir istisna tanımıştır. TMK m.236/2 uyarınca, zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya tamamen kaldırılmasına karar verebilir. Aldatma sonucu boşanma mal paylaşımı bu nedenle özel bir dikkat gerektirmektedir; zina mal paylaşımı yargıtay kararları, hükmün uygulanabilmesi için boşanmanın genel sebeple (evlilik birliğinin temelinden sarsılması) değil, özel sebep olan zina (TMK m.161) nedeniyle verilmiş ve kesinleşmiş olmasını aramaktadır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 01.04.2019 tarihli kararı (E.2019/552, K.2019/3464) bu şartı açıkça vurgulamaktadır. Uygulamada birçok boşanma, aldatma iddiası bulunsa bile ispat kolaylığı nedeniyle genel sebebe dayandırılmakta; bu tercih, tasfiyede TMK m.236/2’nin uygulanma imkânını ortadan kaldırmaktadır. Aldatmada mal paylaşımı hakkının azaltılması veya kaldırılması hedefleniyorsa, boşanma davasının kurgusunun en başından zina sebebine göre yapılması gerekmektedir.

Hükmün uygulanmasında cinsiyet farkı yoktur; aldatan kadın da aldatan erkek de aynı kurala tabidir. Zina davasında mal paylaşımı sonucunu etkileyen asıl değişken ispattır: zinanın otel kayıtları, fotoğraflar, mesajlaşmalar ve tanık beyanlarıyla ispatlanması gerekir ve bu ispat yükü, zinayı iddia eden eştedir. Hâkim, TMK m.236/2’yi uygularken payı otomatik olarak sıfırlamaz; kusurun ağırlığını, evliliğin süresini ve tarafların ekonomik durumlarını tartarak azaltma ile tamamen kaldırma arasında hakkaniyete uygun bir karar verir. Temelden sarsılma nedenli boşanma ve mal paylaşımı birlikteliğinde ise bu tartışma hiç açılmaz; genel sebeple boşanan eşler arasında mal paylaşımı, kusur oranlarına bakılmaksızın yarı yarıya kuralına göre yapılır.

Sık sorulan bir soruyu burada cevaplamak gerekir: kumar sebebiyle boşanmada mal paylaşımı azaltılabilir mi? Hayır. Kanun istisnayı yalnızca zina ve hayata kast için tanımıştır; kumar, şiddet, hakaret veya güven sarsıcı davranış gibi kusur hâlleri ne kadar ağır olursa olsun katılma alacağını düşürmez. Kumar borçlarının tasfiyeye etkisi ayrı bir mekanizmayla sağlanır: TMK m.229 kapsamında, bir eşin diğerinin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler ile harcamalar hesaba eklenebilir.

Anlaşmalı ve Çekişmeli Boşanmada Mal Paylaşımı

Anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı, taraflarca protokolde serbestçe düzenlenebilir. Eşler malları diledikleri gibi bölüşebilir, karşılıklı feragat edebilir veya paylaşımı tümüyle protokol dışında bırakabilir. Burada belirleyici olan protokol metninin kalitesidir. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasında, protokolde mal rejimine ilişkin açık bir düzenleme veya açık bir feragat yoksa, anlaşmalı boşanmadan sonra mal paylaşımı davası açılır mı sorusunun cevabı evettir; boşanmanın kesinleşmesinden itibaren 10 yıl içinde tasfiye davası açılabilir. “Tarafların birbirinden başkaca alacağı kalmamıştır” gibi genel ifadeler, mal rejimi alacaklarını her durumda kapsamayabilmekte ve yıllar sonra dava açılmasına zemin bırakabilmektedir.

Protokole Yazılacak Mal Paylaşımı Maddesi Nasıl Olmalı?

Anlaşmalı boşanma protokolü mal paylaşımı örneği arayanlar için sağlıklı bir maddenin taşıması gereken üç unsur şunlardır: tasfiyeye konu malların tapu ve plaka bilgileriyle tek tek sayılması, her malın hangi tarafta kalacağının veya nasıl paylaşılacağının belirtilmesi ve kapanış cümlesinin açık yazılması. Örnek bir kurgu şöyle işler: birinci fıkrada “İstanbul ili Beylikdüzü ilçesi … ada … parselde kayıtlı taşınmaz davalı kadında kalacak, tapu devri kararın kesinleşmesini izleyen 30 gün içinde yapılacaktır” biçiminde mal bazlı hükümler sıralanır; ikinci fıkrada “… plakalı araç davacı erkekte kalacaktır” gibi taşınır düzenlemeleri yapılır; kapanış fıkrası için ise şu ifade yerleşiktir: “Taraflar, aralarındaki edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinden doğan katılma alacağı, değer artış payı ve katkı payı alacağı dâhil tüm taleplerinden karşılıklı ve gayrikabili rücu olarak feragat ettiklerini beyan eder.” Bu açıklıktaki bir feragat, sonradan açılacak tasfiye davasını önlemektedir. Protokol hâkim tarafından onaylanıp boşanma hükmüne geçirildiğinde ilam gücü kazanır; onaydan önce hâkim, protokolün çocukların ve tarafların menfaatine uygunluğunu denetler.

Çekişmeli Boşanmada Süreç

Çekişmeli boşanmada mal paylaşımı, yukarıda anlatılan genel usule tabidir: ayrı dava, bekletici mesele, bilirkişi hesabı. Çekişmeli süreçte tarafların anlaşması mümkün olmadığından, ağırlık malların tespitine ve mal kaçırmaya karşı tedbirlere kaymaktadır. Çekişmeli boşanmanın kendi süreleri için çekişmeli boşanma davası ne kadar sürer yazımıza bakabilirsiniz; 1 yıl dolmadan boşanma ve mal paylaşımı merak edenler için de kural aynıdır: evliliğin süresi ne kadar kısa olursa olsun, evlilik içinde edinilmiş mal varsa tasfiye hakkı doğar. Anlaşmalı boşanma yolunun seçilebilmesi için gereken 1 yıllık evlilik şartı, yalnızca boşanmanın türünü etkiler; mal paylaşımı hakkını etkilemez.

Düğün Takıları ve Ziynet Eşyaları Kime Aittir?

Ziynet eşyaları, teknik olarak mal rejiminin tasfiyesine değil, kişisel mal statüsüne ve ayrı bir alacak davasına konu olur; ancak boşanmada mal paylaşımının fiilen en çok tartışılan kalemi olduğu için burada ele alıyoruz. Yargıtay bu alanda köklü bir içtihat değişikliğine gitmiştir. Onlarca yıl uygulanan “düğün takıları kim tarafından takılırsa takılsın kadına aittir” kuralı terk edilmiş; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 04.04.2024 tarihli kararıyla (E.2023/5704, K.2024/2402) “kime takıldıysa ona aittir” ilkesine geçilmiştir. Yeni içtihada göre sıralama şöyle işlemektedir: taraflar arasında takıların aidiyetine ilişkin bir anlaşma varsa öncelikle o uygulanır; anlaşma yoksa ispatlanan yerel örf ve âdet dikkate alınır; bunlar da yoksa erkeğe takılan erkeğe, kadına takılan kadına ait sayılır. Bilezik ve kolye gibi cinsiyete özgü takılar, damada takılmış olsa bile kadına ait kabul edilmektedir.

Ziynet alacağı davasında ispat yükü davacıdadır: takıların varlığı, kime takıldığı ve son olarak kimde kaldığı; düğün videosu, fotoğraflar, kuyumcu faturaları ve tanık beyanlarıyla ispatlanır. Yerleşik uygulamada, hayatın olağan akışı gereği takıların kadında kaldığı karine olarak kabul edilir; takıların elinden alındığını veya evde bırakmaya zorlandığını iddia eden kadın bu iddiasını, takıların kendisine iade edildiğini savunan koca ise iadeyi ispatlamak zorundadır. Ziynet talebinin, tasfiye davasıyla aynı dilekçede değil ayrı ve açık bir taleple ileri sürülmesi, harç ve usul sorunlarını önlemektedir; talep aynî (takıların aynen iadesi), olmazsa bedel şeklinde kademeli kurulur. Ziynetlerin evlilik içinde bozdurulup ortak ihtiyaçlara veya mal alımına harcanması hâlinde ise iki imkân doğar: iade şartıyla verildiği ispatlanırsa ziynet alacağı, bir malın alımında kullanıldıysa yukarıda anılan HGK kararındaki gibi katkı payı veya değer artış payı talebi gündeme gelir.

Bankadaki Para, Birikimler ve Diğer Varlıklar Nasıl Paylaşılır?

Tasfiye yalnızca ev ve arabayla sınırlı değildir; evlilik içinde oluşturulan her türlü parasal birikim aynı kurallara tabidir. Banka hesabındaki mevduat, döviz ve altın hesapları, bireysel emeklilik birikimleri, hisse senedi ve fon portföyleri ile kripto varlıklar, evlilik süresince gelirle oluşturuldukları ölçüde edinilmiş maldır ve boşanma davasının açıldığı tarihteki bakiyeleri üzerinden tasfiyeye girer. Dava tarihinden kısa süre önce hesapların boşaltılması sık rastlanan bir kaçırma biçimidir; çekilen tutarın nereye gittiğini açıklayamayan eş aleyhine, bu tutar TMK m.229 uyarınca artık değere eklenmektedir. Mahkeme, müzekkereyle tüm bankalardan geriye dönük hesap dökümü isteyebildiğinden, hesap hareketleri tasfiye dosyasının en güçlü delil grubunu oluşturmaktadır.

Bireysel emeklilik ve benzeri birikimlerde ölçü, ödemelerin kaynağıdır: evlilik içinde maaştan yapılan katkı payları edinilmiş mal kesimine yazılır; evlilik öncesinde biriken kısım kişisel kalır. Fiziki altın birikimlerinde ise nitelik ayrımı yapılır: düğünde takılan ziynetler yukarıda açıklanan içtihada tabiyken, evlilik içinde gelirle alınan yatırım altınları herhangi bir edinilmiş mal gibi hesaba girer. Varlığın türü değiştikçe kural değişmemekte, yalnızca ispat araçları farklılaşmaktadır.

Mal Kaçırmaya Karşı Alınabilecek Önlemler

Boşanma sürecinin görünür hâle gelmesiyle birlikte tapuda devir, araç satışı ve hesap boşaltma girişimleri uygulamada sık yaşanmaktadır. Kanun, bu girişimlere karşı üç katmanlı bir koruma sunmaktadır.

Birinci katman önleyicidir. Aile konutu şerhi (TMK m.194), eşlerden birinin talebiyle tapuya işlenir ve konutun diğer eşin açık rızası olmadan satılmasını veya ipotek edilmesini engeller; şerh için dava açılması gerekmez, tapu müdürlüğüne başvuru yeterlidir. Ayrıca TMK m.199 uyarınca hâkim, ailenin ekonomik varlığının korunması için eşlerden birinin belirli malları üzerindeki tasarruf yetkisini sınırlayabilir. İkinci katman, dava sırasındaki ihtiyati tedbirdir: tasfiye davasıyla birlikte talep edilen tedbir kararıyla taşınmazların ve araçların üçüncü kişilere devri önlenir. Mal rejimi davasında ihtiyati tedbir talebinin dava dilekçesinde açıkça yer alması, sürecin en kritik usul adımlarından biridir. Üçüncü katman ise geriye dönük düzeltmedir: TMK m.229 uyarınca, mal rejiminin sona ermesinden önceki 1 yıl içinde yapılan olağan dışı karşılıksız kazandırmalar ile süre sınırı olmaksızın diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan tüm devirler, mal hâlâ oradaymış gibi artık değere eklenir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, boşanma davasından kısa süre önce satılan aracın bu kapsamda eklenecek değer olarak hesaba katılacağına hükmetmiştir (09.11.2015, E.2015/13448, K.2015/20074). Devrin muvazaalı olduğu hâllerde tapu iptali yerine bu ekleme mekanizması işletildiğinden, mal kaçırma girişimi çoğu zaman kaçıranın aleyhine sonuçlanmaktadır.

Aile Konutu Boşanmada Kime Kalır?

Boşanırken mal paylaşımı nasıl olur sorusunun duygusal yükü en ağır kalemi, içinde oturulan evdir. Aile konutunun akıbetini iki ayrı hukuki düzlemde değerlendirmek gerekir. Mülkiyet düzlemi tasfiye kurallarına tabidir: konut evlilik içinde edinilmişse edinilmiş maldır, adına kayıtlı olmayan eş konutun kendisini değil güncel değerinin yarısını katılma alacağı olarak alır. Kullanım düzlemi ise bundan bağımsızdır: boşanma davası devam ederken hâkim, TMK m.169 uyarınca konutun hangi eşe tahsis edileceğine tedbiren karar verebilir ve bu tahsiste çocukların yararı öncelik taşır. Konut tapuda diğer eşin üzerinde olsa bile, velayeti alan eşe dava boyunca tahsis edilebilmektedir.

Boşanma davalarında mal paylaşımı sonuçlanana kadar konutun elden çıkarılmasını önleyen araç, yukarıda anlatılan aile konutu şerhidir. Kiralık konutlarda da paralel bir koruma vardır: TMK m.194/4 uyarınca kiracı olmayan eş, kiralayana bildirimde bulunarak sözleşmenin tarafı hâline gelebilir. Boşanma kesinleştikten sonra ise tahsis kararı sona erer; konutta kalmaya devam etmek isteyen eş, ya tasfiyede konutun kendisine bırakılmasını sağlayacak bir anlaşma yapmalı ya da katılma alacağına mahsuben mülkiyet talebini gündeme getirmelidir. Eşler arasında mal paylaşımı pazarlıklarında konut çoğu zaman kilit taşıdır; bir tarafın konutu alıp karşılığında diğer malvarlığı kalemlerinden vazgeçmesi, uygulamada en sık kurulan denge biçimidir.

İkinci Evlilikte ve Eşin Vefatında Mal Paylaşımı

Mal rejimi yalnızca boşanmayla değil, eşlerden birinin ölümüyle de sona erer ve bu hâlde tasfiye ile miras iç içe geçer. İkinci evlilikte eşin vefatı durumunda mal paylaşımı sorusunun doğru cevabı, işlemlerin sırasında gizlidir: önce mal rejimi tasfiye edilir, sonra kalan miras paylaşılır.

Somutlaştıralım. Vefat hâlinde sağ kalan eş, ölen eşin edinilmiş mallarındaki artık değerin yarısını katılma alacağı olarak alır; bu alacak miras payı değil, terekeden ödenmesi gereken bir borçtur. Tereke, bu borç düşüldükten sonra kalan kısımdır ve miras payları bu kalan üzerinden hesaplanır. Sağ eşin miras payı, birlikte mirasçı olduğu zümreye göre değişir: ölenin çocuklarıyla birlikte mirasçıysa terekenin dörtte biri, ölenin anne-babası zümresiyle birlikteyse yarısı sağ eşe ait olur. İkinci evliliklerde bu iki aşamalı hesap özel önem taşır; çünkü ilk evlilikten olan çocuklar yalnızca miras aşamasında hak sahibidir, katılma alacağı aşamasında sağ eşin hakkına itiraz edemezler. İkinci eş, hem evlilik dönemine ait katılma alacağını hem de dörtte birlik miras payını birlikte talep edebilir.

Mal ayrılığı rejimi ölüm hâlinde farklı sonuç doğurur: bu rejimde katılma alacağı aşaması bulunmadığından, sağ eş yalnızca miras payını alır ve ölenin adına kayıtlı malların tamamı terekeye girer. Noterde mal ayrılığı sözleşmesi imzalanırken bu miras etkisinin hesaba katılması gerekmektedir.

Yasal rejimdeki iki aşamalı hesabı rakamlarla gösterelim: ikinci evliliği süresince eşiyle birlikte 4.000.000 TL değerinde edinilmiş malvarlığı oluşturan bir kişi vefat ettiğinde, sağ kalan ikinci eş önce artık değerin yarısı olan 2.000.000 TL’yi katılma alacağı olarak alır. Kalan 2.000.000 TL tereke olur; ilk evlilikten iki çocuk varsa sağ eş bu terekenin dörtte biri olan 500.000 TL’yi miras payı olarak alır, çocuklar kalan 1.500.000 TL’yi paylaşır. Sonuçta sağ eşe toplam 2.500.000 TL, çocuklara 1.500.000 TL kalmaktadır. Katılma alacağı aşaması atlanır ve tüm malvarlığı doğrudan miras kurallarına göre bölüştürülürse sağ eş yalnızca 1.000.000 TL alacaktır; iki hesap arasındaki fark, tasfiyenin vefat dosyalarında neden mutlaka istenmesi gerektiğini göstermektedir. Eşlerden biri boşanma davası devam ederken ölürse de benzer bir kesişim doğar: dava, mirasçılar tarafından kusur tespiti yönünden sürdürülebilir ve sağ eşin mirasçılığı ile tasfiye hakları davanın sonucuna göre şekillenir (TMK m.181). Sağ kalan eşe kanun ayrıca güçlü bir imkân tanır: TMK m.240 uyarınca eş, katılma alacağına mahsuben aile konutu üzerinde kendisine oturma (intifa) hakkı tanınmasını isteyebilir. Zümre sistemi ve miras paylarının ayrıntısı için mirasta mal paylaşımı rehberimize bakabilirsiniz. Boşanmanın kesinleşmesinden sonra yeniden evlenecekler bakımından ise mal rejimi yeni evlilikle sıfırdan başlar; kadınlar için geçerli bekleme süresinin ayrıntısı boşandıktan sonra evlenme süresi yazımızda yer almaktadır.

Nikâhsız Birliktelikte Mal Paylaşımı

Nikahsız birliktelikte mal paylaşımı, Medeni Kanun’un mal rejimi hükümlerinin tamamen dışındadır; katılma alacağı, değer artış payı ve TMK m.229 koruması yalnızca resmî nikâhla kurulmuş evlilikler için geçerlidir. Birlikte yaşayan taraflardan biri, diğerinin adına kayıtlı bir malın edinilmesine yaptığı katkıyı ancak genel hükümlere göre talep edebilir: fiilî ortaklığın tasfiyesi, sebepsiz zenginleşme veya vekâletsiz iş görme. Bu davalarda katkının belgeyle ispatı arandığından, banka kayıtları ve ödeme dekontları belirleyici olmaktadır; birlikte yaşamanın uzunluğu, tek başına bir alacak hakkı doğurmamaktadır. Görev yönünden de fark vardır: bu uyuşmazlıklara aile mahkemesi değil, asliye hukuk mahkemesi bakar. Dinî nikâhla kurulan birliktelikler de hukuken aynı statüdedir; dinen boşanmada mal paylaşımı adı altında ayrı bir hukuki rejim bulunmamaktadır.

Mal Paylaşımı Davası Masrafları ve Harçlar

Mal paylaşımı davası masrafları, davanın para alacağına ilişkin olması nedeniyle dava değerine bağlıdır. 2026 yılı itibarıyla aile mahkemesinde başvurma harcı 732,00 TL’dir. Karar ve ilam harcı nispidir: dava değerinin binde 68,31’i oranında hesaplanır ve bu tutarın dörtte biri dava açılırken peşin yatırılır. 2.000.000 TL’lik bir katılma alacağı talebinde peşin harç yaklaşık 34.155 TL’ye karşılık gelmektedir; harcın kalanı yargılama sonunda haksız çıkan tarafa yükletilir. Bunlara tebligat, bilirkişi ve keşif giderlerini karşılayan gider avansı eklenir; kullanılmayan avans dava sonunda iade edilir. Belirsiz alacak davası açılması, başlangıçta düşük bir değer üzerinden harç yatırılıp bilirkişi hesabından sonra talebin artırılmasına imkân verdiğinden, yüksek peşin harç yükünü hafifleten meşru bir usul aracıdır. Vekâlet ücreti yönünden şu resmî bilgi verilebilir: konusu para olan bu davalarda mahkemece karşı tarafa yükletilen vekâlet ücreti, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin nispi oranlarına göre hesaplanır. Dosyanıza özgü ücret bilgisi için büromuzla iletişime geçebilirsiniz.

Masraf kalemini azaltmanın hukuken tanınan bir yolu da anlaşmadır. Mal rejiminin tasfiyesi, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebildiği bir alacak olduğundan arabuluculuğa elverişlidir; dava şartı olmamakla birlikte, taraflar ihtiyari arabuluculukta anlaşarak tasfiyeyi tutanağa bağlayabilir. İcra edilebilirlik şerhi alınan anlaşma belgesi ilam niteliğinde belge sayılır ve yıllarca sürecek bilirkişili yargılamanın masrafını da süresini de ortadan kaldırır. Uyuşmazlığın tutar aralığı belliyse ve taraflar arasında iletişim tümüyle kopmamışsa, dava yolundan önce bu seçeneğin değerlendirilmesi yerinde olur.

Güncel Yargıtay Kararlarıyla Mal Paylaşımının Temel İlkeleri

Bu rehberde dayanılan içtihatları, uygulamada en çok başvurulan ilkeleriyle birlikte tek başlık altında topluyoruz. Karar künyeleri, dosyalarda emsal olarak kullanılabilmesi için tam olarak verilmiştir.

Zamanaşımı 10 yıldır: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, katılma alacağının TBK m.146’daki 10 yıllık genel zamanaşımına tabi olduğunu hükme bağlamıştır (HGK, 17.04.2013, E.2013/8-375, K.2013/520). Kurul, aynı ilkeyi sonraki tarihli kararlarında da sürdürmüştür.

Değerleme karar tarihine göre yapılır: Tasfiyeye konu mallar, rejimin sona erdiği tarihteki durumlarına göre fakat karar tarihine en yakın tarihteki sürüm değerleriyle hesaba katılır; eski tarihli değerlerle kurulan hesap bozma sebebidir (Yargıtay 2. HD, 07.03.2024, E.2023/4359, K.2024/1528).

Faiz karar tarihinden işler: Katılma alacağına, tasfiye tarihi niteliğindeki karar tarihinden itibaren faiz yürütülür (Yargıtay 8. HD, 28.04.2015, E.2013/23822, K.2015/9565).

Zina payı düşürebilir: TMK m.236/2’nin uygulanabilmesi için boşanmanın zina sebebine dayanılarak verilmiş ve kesinleşmiş olması gerekir; genel sebeple boşanmada hüküm uygulanmaz (Yargıtay 8. HD, 01.04.2019, E.2019/552, K.2019/3464).

Mal kaçırma hesaba eklenir: Boşanma davasından kısa süre önce elden çıkarılan araç, TMK m.229 uyarınca eklenecek değer olarak artık değere dâhil edilir (Yargıtay 8. HD, 09.11.2015, E.2015/13448, K.2015/20074).

2002 öncesinde katkı ispatı şarttır, ziynetle katkı esaslıdır: Mal ayrılığı döneminde katkısını ispatlayan eş lehine, gelirin o malda kullanıldığı fiilî karine kabul edilir ve ispat yükü diğer eşe geçer (Yargıtay HGK, 13.12.2023, E.2022/2-1273, K.2023/1238).

Düğün takıları kime takıldıysa onundur: Anlaşma ve örf ispatlanamıyorsa takılar takılan eşe aittir; cinsiyete özgü takılar bu ayrımın istisnasıdır (Yargıtay 2. HD, 04.04.2024, E.2023/5704, K.2024/2402).

Mal Paylaşımı Davalarında Sık Yapılan Hatalar

Tasfiye davalarında hak kaybı, çoğu zaman kanunun bilinmemesinden değil, usul tercihlerindeki hatalardan doğmaktadır. Uygulamada en sık karşılaşılan yedi hatayı ve doğrusunu özetliyoruz.

Birinci hata, tasfiye talebinin boşanma dilekçesinin içine yazılmasıdır; bu talep ayrı harca tabi ayrı bir dava olduğundan, boşanma dosyasında karara bağlanmaz ve yıllar sonra hiç talep edilmemiş olduğu fark edilir. İkinci hata, malın yarısının tapusunun istenmesidir; katılma alacağı para alacağıdır, ayni talep reddedilir ve yanlış kurulan talep sonucunun ıslahı ek masraf doğurur. Üçüncü hata, 1 yıllık sürenin dolduğu inancıyla dava hakkından vazgeçilmesidir; yukarıda açıklandığı üzere süre 10 yıldır. Dördüncü hata, kişisel mal savunmasının belgesiz bırakılmasıdır; TMK m.222/3 karinesi karşısında, miras veya evlilik öncesi birikim iddiası kayıtla ispatlanamazsa mal edinilmiş sayılır. Beşinci hata, anlaşmalı boşanma protokolünün “başkaca alacağımız yoktur” gibi genel bir cümleyle kapatılmasıdır; mal rejimi alacaklarını kapsayıp kapsamadığı yıllarca sürecek yeni bir davanın konusu hâline gelebilmektedir. Altıncı hata, ihtiyati tedbirin dava açıldıktan sonra düşünülmesidir; tedbir kararı çıkana kadar yapılan devirler, TMK m.229 mekanizmasıyla telafi edilebilse de tahsil riskini büyütür. Yedinci hata, değer artış payı ile katkı payının birbirine karıştırılmasıdır; 2002 öncesi katkılar katkı payı alacağına, 2002 sonrası kişisel maldan yapılan katkılar değer artış payına vücut verir ve iki alacağın hesap yöntemleri farklıdır. Bu hataların ortak özelliği, dava açıldıktan sonra düzeltilmelerinin güç olmasıdır; tasfiye stratejisinin dava öncesinde kurulması bu nedenle belirleyicidir.

Mal Paylaşımı ile Nafaka ve Tazminat Taleplerinin Farkı

Boşanmada mal paylaşımı ve nafaka, farklı şartlara ve farklı sürelere tabi iki ayrı taleptir; birinden feragat diğerini etkilemez. Nafaka ve boşanmaya bağlı maddi-manevi tazminat, boşanma davasının içinde veya kesinleşmeden itibaren 1 yıl içinde istenir ve kusur incelemesine tabidir. Katılma alacağı ise kusurdan bağımsızdır, ayrı davayla istenir ve 10 yıllık zamanaşımına tabidir. Bu nedenle anlaşmalı boşanma protokolünde nafakadan feragat eden eş, ayrıca açık feragat yoksa mal rejimi alacaklarını isteyebilir; tersi de geçerlidir. Yoksulluk ve iştirak nafakasının şartları ile güncel hesaplama ölçütleri için nafaka rehberimizi inceleyebilirsiniz. Boşanmanın çocuklara ilişkin sonuçları da tasfiyeden bağımsızdır; velayet düzenlemesi mal paylaşımını etkilemez.

Sıkça Sorulan Sorular

Boşanmada mal paylaşımı yarı yarıya mı yapılır?
Kural olarak evet; ancak yarı yarıya bölünen, malların kendisi değil edinilmiş malların artık değeridir. Kişisel mallar, borçlar ve denkleştirme hesaba katıldıktan sonra kalan artık değerin yarısı diğer eşe katılma alacağı olarak ödenir. Zina veya hayata kast nedeniyle boşanmada bu oran hâkim kararıyla azaltılabilir veya kaldırılabilir.
Evi terk eden kadın mal paylaşımından hak alabilir mi?
Evet. Evi terk etmek veya boşanmada kusurlu bulunmak, katılma alacağını ortadan kaldırmaz; kusurun tasfiyeye etkisi yalnızca zina ve hayata kast hâlleriyle sınırlıdır. Terk eden eş, evlilik içinde edinilen malların artık değerinin yarısını talep edebilir.
Hiç çalışmamış ev hanımı mal paylaşımında hak alabilir mi?
2002 sonrası dönem için evet. Edinilmiş mallara katılma rejiminde eşin gelir getiren bir işte çalışması şart değildir; ev emeği rejimin gerekçesinde karşılık bulmuştur ve katılma alacağı çalışma şartına bağlanmamıştır. 2002 öncesi dönem içinse yalnızca ispatlanabilir somut katkı (örneğin ziynetlerin satılıp eve katılması) katkı payı alacağı doğurur.
Boşanmada mallar çocuğa verilebilir mi?
Mahkeme, tasfiyede malları çocuğa veremez; katılma alacağı eşler arasında doğan bir para alacağıdır. Eşler ise anlaşmalı boşanma protokolünde bir taşınmazın çocuğa devrini serbestçe kararlaştırabilir. Çocuğun mali geleceği asıl olarak iştirak nafakası ve velayet düzenlemesiyle korunur; ayrıntı için çocuğun velayeti kime verilir rehberimize bakabilirsiniz.
Boşanmadan mal paylaşımı yapılabilir mi?
Evlilik devam ederken tasfiye davası kural olarak açılamaz; ancak eşler her zaman noterde mal ayrılığı sözleşmesi yaparak ileriye dönük ayrışabilir. Ayrıca haklı sebeplerin varlığında TMK m.206 uyarınca hâkimden mevcut rejimin mal ayrılığına dönüştürülmesi istenebilir; bu karar tasfiye sonucunu doğurur.
Mal paylaşımı davası kesinleşmeden icraya konulabilir mi?
Hayır. Aile ve şahıs hukukuna ilişkin ilamlar kesinleşmeden icra edilemez; katılma alacağı ilamı da bu kapsamdadır. İlk derece mahkemesinin kararı istinaf ve temyiz aşamalarından geçip kesinleşmeden alacak tahsil edilemez.
1 yıl dolmadan boşanmada mal paylaşımı nasıl olur?
Evliliğin kısa sürmesi tasfiye hakkını etkilemez; evlilik içinde edinilmiş mal varsa paylaşım kuralları aynen uygulanır. 1 yıllık süre şartı yalnızca anlaşmalı boşanma yoluna başvurabilmek içindir. Kısa evliliklerde edinilmiş mal genellikle az olduğundan, uyuşmazlık çoğu zaman düğün takılarında yoğunlaşır.
Yabancı uyruklu eşten boşanmada mal paylaşımı nasıl olur?
Milletlerarası Özel Hukuk Kanunu m.15 uyarınca eşler, mal rejimine uygulanacak hukuku sınırlı olarak seçebilir; seçim yoksa sırasıyla müşterek mutad mesken hukuku ve ortak millî hukuk uygulanır. Türkiye’deki taşınmazlar bakımından Türk mahkemelerinin yetkisi ve Türk hukukunun uygulanması söz konusudur. Bu dosyalarda uygulanacak hukukun tespiti davanın kaderini belirlediğinden hukuki destek alınması yerinde olur.
Boşanmadan önce satılan ev veya araba paylaşıma girer mi?
Girebilir. Mal rejiminin sona ermesinden önceki 1 yıl içinde yapılan olağan dışı karşılıksız kazandırmalar ile süre sınırı olmaksızın alacağı azaltma kastıyla yapılan devirler, TMK m.229 uyarınca mal hâlâ mevcutmuş gibi artık değere eklenir. Yargıtay, boşanma davasından kısa süre önce satılan aracı bu kapsamda hesaba katmıştır.
Kredisi devam eden ev boşanmada nasıl paylaşılır?
Ev, karar tarihindeki rayiç değeriyle hesaba girer; dava tarihinde kalan kredi borcu edinilmiş malların borcu olarak düşülür. Evlilik içinde ödenen taksitler tasfiyeye dâhildir; boşanma davasından sonra ödenen taksitler ise ödeyen eşin üzerinde kalır.
Limited şirket hissesi mal paylaşımına girer mi?
Evlilik içinde edinilen şirket hissesi edinilmiş maldır; diğer eş hissenin karar tarihindeki değerinin yarısı üzerinde katılma alacağı talep edebilir. Alacak para alacağı olduğundan diğer eş şirkete ortak olmaz. Evlilikten önce kurulmuş şirkette hisse kişisel maldır; ancak evlilik dönemindeki kâr payları ve bu kârlarla edinilen değerler tasfiyeye girer. Şirket değerlemesi bilirkişi incelemesi gerektirir.
Mal rejimi davasından feragat edilirse ne olur?
Feragat, kesin hükmün sonuçlarını doğurur ve aynı alacak için yeniden dava açılamaz. Bu nedenle protokollerde ve duruşma beyanlarında feragatin kapsamının bilinçli belirlenmesi gerekir; yalnızca nafakadan feragat mal rejimi alacaklarını kapsamaz, mal rejiminden feragat da nafaka haklarını etkilemez.
Tapuda anlaşarak mal paylaşımı yapılabilir mi?
Evet. Tapuda mal paylaşımı, dava açmadan, anlaşmalı boşanma protokolüyle veya boşanma sonrası yapılacak anlaşmayla taşınmazların devredilmesi yoluyla yapılabilir. Protokolde kararlaştırılan devir, boşanma hükmünün kesinleşmesiyle tapu müdürlüğünde yerine getirilir. Anlaşma yoksa tek yol tasfiye davasıdır.
Mal paylaşımı davasında vekâlet ücreti nasıl belirlenir?
Konusu para olan davalarda mahkemenin karşı tarafa yüklettiği vekâlet ücreti, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ndeki nispi oranlara göre dava değeri üzerinden hesaplanır. Bu tutar, davayı kazanan taraf lehine hükmedilen yasal bir kalemdir; avukatla müvekkil arasındaki ücret ise dosyanın kapsamına göre ayrıca kararlaştırılır.
Boşanmada mal paylaşımı davası hangi şehirde açılır?
Boşanmayla birlikte veya boşanmaya bağlı olarak açılan tasfiye davasında, boşanma davasına bakmaya yetkili aile mahkemesi yetkilidir. Boşanma kesinleştikten sonra açılan davada ise davalının yerleşim yeri mahkemesinde dava açılır (TMK m.214).
Emekli ikramiyesi boşanmada paylaşılır mı?
Evet. Sosyal güvenlik kurumlarınca yapılan ödemeler TMK m.219’da edinilmiş mallar arasında sayılmıştır; emekli ikramiyesinin evlilik dönemine karşılık gelen kısmı tasfiyeye girer. Evlilikten önceki çalışma yıllarına düşen kısım ise kişisel mal olarak hesap dışında tutulur.
Evlilik içinde alınan araba boşanmada kimin olur?
Araç kimin adına kayıtlıysa mülkiyet onda kalır; ancak araç evlilik içinde gelirle alınmışsa edinilmiş maldır ve diğer eş aracın karar tarihindeki değerinin yarısını katılma alacağı olarak isteyebilir. Araç boşanma öncesinde elden çıkarılmışsa TMK m.229 kapsamında hesaba eklenmesi gündeme gelir.
Anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı yapılmazsa ne olur?
Protokolde mal rejimine ilişkin düzenleme veya açık feragat yoksa, taraflar boşanmanın kesinleşmesinden itibaren 10 yıl içinde tasfiye davası açabilir. Anlaşmalı boşanma tek başına mal rejimi alacaklarını sona erdirmez; kapanış için protokolde açık feragat gerekir.
Mal rejimi davasında karşı dava açılabilir mi?
Evet. Kendisine tasfiye davası açılan eş, cevap süresi içinde harcını yatırarak kendi katılma alacağı ve değer artış payı taleplerini karşı davayla ileri sürebilir. İki talep aynı dosyada görülür ve tek bilirkişi hesabıyla karşılıklı alacaklar takas-mahsup edilerek sonuçlandırılır.
Boşanmada borçlar da paylaşılır mı?
Borçtan kim sorumluysa borç onda kalır; tasfiye borcu diğer eşe geçirmez. Ancak edinilmiş mallara ilişkin borçlar (konut kredisi gibi) artık değer hesabında düşülür ve katılma alacağını azaltır. Bir eşin kişisel harcamalarından doğan borçları, diğer eşin alacağını azaltmak için hesaba yazılamaz.
Ev eşyaları boşanmada nasıl paylaşılır?
Evlilik içinde alınan mobilya ve beyaz eşya edinilmiş maldır ve değerleri tasfiye hesabına girer; çeyiz olarak getirilen veya bağışlanan eşyalar ise getirenin kişisel malıdır. Uygulamada ev eşyaları çoğunlukla protokolle veya fiilen paylaşılmakta, dava yalnızca değerli kalemler için açılmaktadır.

Sonuç

Boşanmada mal paylaşımı, boşanma kararından bağımsız yürüyen, kendi süreleri ve kendi hesap tekniği olan bir tasfiye sürecidir. Evlilik içinde edinilen malların artık değeri kural olarak yarı yarıya paylaşılır; miras ve evlilik öncesi mallar kişisel mal olarak sahibinde kalır. Katılma alacağı davası, boşanmanın kesinleşmesinden itibaren 10 yıl içinde aile mahkemesinde açılır ve mallar karar tarihindeki güncel değerleriyle hesaba katılır. Zina nedeniyle boşanmada payın azaltılması, 2002 öncesi evliliklerde iki dönemli hesap ve mal kaçırmaya karşı TMK m.229 koruması, sonucu en çok değiştiren üç özel durumdur. Tasfiye hesabının doğru kurulması, ihtiyati tedbirin zamanında alınması ve protokol maddelerinin açık yazılması, bu davalarda hak kaybını önleyen üç temel adımdır. Süreciniz için İstanbul boşanma avukatı sayfamız üzerinden büromuzla iletişime geçebilirsiniz.

author-avatar

About Av. Salih Akbulut

Av. Salih Akbulut, İstanbul Barosu'na kayıtlı avukat (Sicil No: 53074) ve Adalet Bakanlığı sicilinde kayıtlı uzman arabulucudur (Arabuluculuk Sicil No: 11945). 2007'den bu yana Beylikdüzü merkezli AkbulutLegal Hukuk Danışmanlık & Arabuluculuk bürosunda 1000'den fazla dava ve icra dosyasında müvekkil temsili sağlamaktadır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir