Anonim Şirketlerde Avukat Bulundurma Zorunluluğu
Anonim şirketlerde avukat bulundurma zorunluluğu, Avukatlık Kanunu’nun 35. maddesi kapsamında düzenlenmiş olup belirli sermaye büyüklüğüne ulaşan şirketlerin hukuki işlemlerini uzman desteği ile yürütmesini amaçlayan bir yükümlülüktür. Bu düzenleme ile özellikle ekonomik açıdan büyük önem taşıyan şirketlerin yapacağı sözleşmeler, ticari işlemler ve dava süreçlerinin hukuka uygun şekilde yürütülmesi hedeflenmiştir.
Uygulamada şirketler bu yükümlülüğü şirket bünyesinde sigortalı avukat çalıştırarak veya sözleşmeli bir avukat ya da hukuk bürosuyla anlaşarak yerine getirebilmektedir. Belirlenen sermaye sınırını aşan anonim şirketlerin bu zorunluluğa uymaması hâlinde ise idari para cezası söz konusu olabilmektedir.
Bu yazıda anonim şirketlerde avukat bulundurma zorunluluğunun kapsamı, hangi şirketlerin bu yükümlülüğe tabi olduğu, zorunluluğa uyulmamasının sonuçları, şirket avukatı ile sözleşmeli avukat arasındaki farklar ve şirketlerin avukatla sözleşme yaparken dikkat etmesi gereken hususlar ele alınacaktır.
Anonim Şirketlerde Avukat Bulundurma Zorunluluğu Nedir?
Anonim şirketlerde avukat bulundurma zorunluluğu, Avukatlık Kanunu’nun 35. maddesinde düzenlenen ve belirli sermaye büyüklüğüne ulaşmış anonim şirketlerin hukuki işlemlerini bir avukat aracılığıyla yürütmesini öngören yasal bir yükümlülüktür. Bu düzenleme ile özellikle ekonomik faaliyetleri geniş kapsamlı olan şirketlerin, ticari ve hukuki işlemlerini uzman bir hukukçu desteğiyle yürütmesi amaçlanmıştır.
Anonim şirketlerin faaliyetleri sırasında çok sayıda sözleşme yapılmakta, ticari uyuşmazlıklar ortaya çıkabilmekte ve farklı mevzuat alanlarında hukuki sorumluluklar doğabilmektedir. Bu nedenle kanun koyucu, belirli sermaye büyüklüğüne sahip şirketlerin hukuki süreçlerini profesyonel destekle yürütmesini zorunlu tutmuştur.
Bu yükümlülük iki farklı şekilde yerine getirilebilir. Şirketler isterlerse bünyelerinde sigortalı bir avukat çalıştırabilir, isterlerse bir avukat veya hukuk bürosu ile sözleşme yaparak sürekli hukuki danışmanlık hizmeti alabilir. Uygulamada çoğu şirket, sözleşmeli avukat modeli ile bu zorunluluğu yerine getirmektedir.
Anonim şirketlerde avukat bulundurma zorunluluğunun temel amacı yalnızca dava süreçlerinin yürütülmesi değildir. Aynı zamanda şirketin yaptığı sözleşmelerin hazırlanması, hukuki risklerin önceden tespit edilmesi ve şirket faaliyetlerinin hukuka uygun şekilde yürütülmesi açısından da büyük önem taşır. Bu nedenle düzenleme, şirketler açısından yalnızca bir yükümlülük değil aynı zamanda önleyici hukuk hizmeti niteliğinde bir güvence olarak kabul edilmektedir.
Hangi Anonim Şirketlerde Avukat Bulundurma Zorunluluğu Vardır?
Türk hukukunda anonim şirketlerde avukat bulundurma zorunluluğu, Avukatlık Kanunu’nun 35. maddesi kapsamında belirli bir sermaye büyüklüğüne ulaşan şirketler için öngörülmüştür. Buna göre esas sermayesi 1.250.000 TL ve üzeri olan anonim şirketler avukat bulundurmak zorundadır.
Bu zorunluluk yalnızca şirket kuruluş aşamasında değil, şirket faaliyetleri sırasında da ortaya çıkabilir. Şirket kuruluşunda sermayesi bu tutarın altında olan bir anonim şirket, ilerleyen süreçte sermaye artırımı yaparak 1.250.000 TL veya üzeri bir sermayeye ulaşırsa, bu durumda da avukat bulundurma yükümlülüğü doğar.
Burada önemli olan husus, şirketin esas sözleşmesinde belirlenen esas sermaye miktarıdır. Sermayenin tamamının ödenmiş olması zorunlu değildir. Şirketin tescil edilen esas sermayesi 1.250.000 TL veya daha yüksek olarak belirlenmişse, sermayenin tamamı henüz ödenmemiş olsa bile anonim şirketlerde avukat bulundurma zorunluluğu uygulanır.
Bu yükümlülük kapsamında şirketler, hukuki işlemlerini yürütmek üzere bir avukatı şirket bünyesinde istihdam edebilir ya da bir avukat veya hukuk bürosu ile sözleşme yaparak sürekli danışmanlık hizmeti alabilir. Bu yöntemlerden herhangi biri tercih edilerek yasal zorunluluk yerine getirilebilir.
Limited Şirketlerde Avukat Bulundurma Zorunluluğu Var mı?
Türk hukukunda anonim şirketlerde avukat bulundurma zorunluluğu açık şekilde düzenlenmiş olsa da aynı yükümlülük limited şirketler için geçerli değildir. Avukatlık Kanunu’nun 35. maddesinde yer alan düzenleme yalnızca belirli sermaye büyüklüğüne sahip anonim şirketleri kapsar.
Bu nedenle sermaye miktarı ne olursa olsun, limited şirketlerin zorunlu olarak avukat bulundurması gerektiğine ilişkin bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Limited şirketler isterlerse bir avukatla sürekli danışmanlık sözleşmesi yapabilir veya ihtiyaç duyduklarında hukuki hizmet alabilirler. Ancak bu durum bir yasal zorunluluk değil, şirketin kendi tercihine bağlıdır.
Bununla birlikte uygulamada birçok limited şirket, ticari faaliyetlerin karmaşıklığı ve hukuki riskler nedeniyle sözleşmeli bir avukatla çalışmayı tercih etmektedir. Özellikle sözleşmelerin hazırlanması, ticari uyuşmazlıkların önlenmesi, icra takipleri ve dava süreçlerinin yürütülmesi gibi konularda düzenli hukuki destek almak şirketler açısından önemli avantajlar sağlayabilir.
Dolayısıyla limited şirketlerde avukat bulundurma zorunluluğu bulunmamakla birlikte, hukuki işlemlerin sağlıklı yürütülmesi ve olası risklerin önceden tespit edilmesi bakımından sürekli hukuki danışmanlık hizmeti almak şirketler için faydalı bir uygulama olarak görülmektedir.
Anonim Şirketlerde Avukat Bulundurmama Cezası
Avukatlık Kanunu’nun 35. maddesi uyarınca anonim şirketlerde avukat bulundurma zorunluluğu bulunan şirketlerin bu yükümlülüğe uymaması halinde idari yaptırım uygulanmaktadır. Kanunda açıkça belirtildiği üzere, zorunluluğa rağmen sözleşmeli avukat bulundurmayan veya şirket bünyesinde avukat istihdam etmeyen anonim şirketlere idari para cezası verilir.
Söz konusu idari para cezası, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından uygulanır. Ceza miktarı ise, her ay için sanayi sektöründe çalışan on altı yaşından büyük işçiler için geçerli olan brüt asgari ücretin iki aylık tutarı kadar belirlenmektedir. Başka bir ifadeyle, anonim şirket avukat bulundurma yükümlülüğünü yerine getirmediği her ay için ayrı ayrı idari para cezası ile karşı karşıya kalabilir.
Uygulamada bu cezalar ilgili şirkete Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edilir. Şirketler, kendilerine tebliğ edilen idari para cezasına karşı tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde yetkili sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. İtiraz edilmemesi veya yapılan itirazın reddedilmesi halinde ceza kesinleşir ve kamu alacağı niteliği kazanarak Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.
Bu nedenle, sermaye şartını sağlayan anonim şirketlerin anonim şirketlerde avukat bulundurma zorunluluğu kapsamında bir avukatla sözleşme yapmaları veya bünyelerinde avukat çalıştırmaları, hem hukuki risklerin önlenmesi hem de idari para cezalarıyla karşılaşılmaması açısından büyük önem taşımaktadır.
Şirket Avukatı ile Sürekli Avukat Arasındaki Fark
Uygulamada anonim şirketlerde avukat bulundurma zorunluluğu iki farklı şekilde yerine getirilebilir. Şirketler ya bünyelerinde bir avukatı sigortalı olarak istihdam edebilir, ya da bir avukat veya hukuk bürosu ile sözleşme yaparak sürekli hukuki danışmanlık hizmeti alabilir. Bu iki yöntem uygulamada genellikle şirket avukatı ve sürekli (sözleşmeli) avukat kavramlarıyla ifade edilmektedir.
Şirket avukatı, şirket bünyesinde çalışan ve genellikle SGK’lı olarak istihdam edilen avukattır. Bu avukat şirketin çalışanı konumundadır ve hukuki işlemleri şirket organizasyonu içinde yürütür. Şirket içi sözleşmelerin hazırlanması, dava ve icra takiplerinin yürütülmesi, hukuki danışmanlık verilmesi gibi birçok konuda şirket adına görev yapar.
Sürekli avukat ise şirket çalışanı değildir. Şirket ile avukat veya hukuk bürosu arasında yapılan hukuki danışmanlık sözleşmesi kapsamında hizmet verir. Bu modelde avukat, şirket dışından düzenli hukuki destek sağlayan bir danışman niteliğindedir. Uygulamada özellikle orta ve büyük ölçekli şirketler, farklı alanlarda uzmanlaşmış hukuk bürolarıyla çalışarak bu yöntemi tercih edebilmektedir.
Her iki yöntem de anonim şirketlerde avukat bulundurma zorunluluğu bakımından hukuken geçerli kabul edilmektedir. Önemli olan husus, şirketin bir avukat ile düzenli şekilde hukuki hizmet almasını sağlayacak bir ilişkinin kurulmuş olmasıdır.
Avukat Bulundurma Zorunluluğu Ne Zaman Başladı?
Türkiye’de anonim şirketlerde avukat bulundurma zorunluluğu, ilk olarak 2001 yılında yapılan düzenlemelerle hukuk sistemine girmiştir. Daha sonra bu düzenleme 23 Ocak 2008 tarihli 5728 sayılı Kanun ile yeniden ele alınmış ve Avukatlık Kanunu’nun 35. maddesinde değişiklik yapılmıştır.
Yapılan değişiklikler 8 Şubat 2008 tarihinde yürürlüğe girmiş ve belirli sermaye büyüklüğüne sahip anonim şirketlerin avukat bulundurması zorunlu hale getirilmiştir. Bu düzenleme ile ekonomik açıdan önemli faaliyetler yürüten şirketlerin hukuki işlemlerinin daha güvenli ve profesyonel şekilde yürütülmesi amaçlanmıştır.
Söz konusu zorunluluk, uygulamada zaman zaman eleştirilmiş ve sözleşme özgürlüğünü sınırladığı yönünde değerlendirmeler yapılmıştır. Bu nedenle düzenlemenin iptali talebiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurular yapılmıştır. Ancak Anayasa Mahkemesi, 30 Haziran 2021 tarihli kararıyla bu yükümlülüğün hukuka uygun olduğuna karar vermiştir.
Mahkeme kararında, özellikle büyük sermayeli anonim şirketlerin ekonomik sistemde önemli rol oynadığı ve bu şirketlerin hukuki işlemlerini uzman bir hukukçu desteğiyle yürütmesinin kamu yararı açısından gerekli olduğu vurgulanmıştır. Bu karar ile birlikte anonim şirketlerde avukat bulundurma zorunluluğu uygulaması kesin olarak geçerliliğini sürdürmeye devam etmiştir.
TTK ve Avukatlık Kanununa Göre Şirketlerde Avukat Zorunluluğu
Türk hukuk sisteminde şirketlerin hukuki işlemlerinde avukatla temsil edilmesine ilişkin düzenlemeler temel olarak Avukatlık Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu (TTK) çerçevesinde değerlendirilmektedir. Özellikle Avukatlık Kanunu’nun 35. maddesi, belirli sermaye büyüklüğüne sahip anonim şirketler için anonim şirketlerde avukat bulundurma zorunluluğu getiren temel düzenlemedir.
Bu maddeye göre, esas sermayesi kanunda belirtilen sınırın üzerinde olan anonim şirketlerin hukuki işlemlerini yürütmek üzere bir avukat ile çalışması zorunludur. Kanun koyucu bu düzenleme ile ticari faaliyetleri geniş kapsamlı olan şirketlerin sözleşmeler, ticari ilişkiler ve olası uyuşmazlıklar bakımından hukuki güvence altında faaliyet göstermesini amaçlamıştır.
Türk Ticaret Kanunu ise şirketlerin kuruluşu, yönetimi, sermaye yapısı ve ticari faaliyetlerine ilişkin genel kuralları düzenler. Her ne kadar TTK’da doğrudan şirketlerde avukat çalıştırma zorunluluğuna ilişkin açık bir hüküm bulunmasa da, şirketlerin ticari faaliyetlerinin kapsamı ve hukuki işlemlerinin yoğunluğu dikkate alındığında avukat desteğinin önemi ortaya çıkmaktadır.
Bu nedenle uygulamada Avukatlık Kanunu’nun getirdiği yükümlülük, ticari hayatın düzenli işlemesi ve şirketlerin hukuki risklerden korunması bakımından önemli bir mekanizma olarak kabul edilmektedir. Özellikle büyük sermayeli şirketlerin yaptığı sözleşmeler, ticari işlemler ve dava süreçleri düşünüldüğünde, şirketlerin hukuki danışmanlık hizmeti alması hem şirketin hem de ticari hayatın güvenliği açısından büyük önem taşır.
Anonim Şirketler Avukat ile Nasıl Sözleşme Yapmalıdır?
Anonim şirketlerde avukat bulundurma zorunluluğu kapsamında şirketlerin bir avukatla çalışabilmesi için taraflar arasında yazılı bir avukatlık sözleşmesi yapılması gerekir. Bu sözleşme, avukat ile şirket arasındaki hukuki ilişkinin kapsamını ve tarafların hak ve yükümlülüklerini belirleyen temel belgedir.
Sözleşmede öncelikle avukatın sunacağı hukuki hizmetin kapsamı açık şekilde belirtilmelidir. Bu kapsamda şirketin hukuki danışmanlık hizmeti alıp almayacağı, dava ve icra takiplerinin sözleşmeye dahil olup olmadığı, sözleşme hazırlama veya inceleme hizmetlerinin kapsamı gibi konular ayrıntılı şekilde düzenlenebilir.
Bunun yanında sözleşmede avukata ödenecek ücret, ödeme şekli ve ödeme dönemleri de açık şekilde belirlenmelidir. Avukatlık sözleşmelerinde belirlenen ücretin, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nde yer alan tutarların altında olmaması gerekir. Taraflar bu tarifedeki ücretin üzerinde bir bedel belirleyebilirler.
Ayrıca sözleşmenin süresi, sözleşmenin hangi şartlarda sona ereceği, fesih şartları ve sözleşmenin yenilenme koşulları gibi hususlar da sözleşmede yer almalıdır. Bu düzenlemeler, hem şirketin hem de avukatın haklarının korunması açısından önem taşır.
Uygulamada anonim şirketler çoğunlukla bir avukat veya hukuk bürosu ile sürekli hukuki danışmanlık sözleşmesi yaparak yükümlülüklerini yerine getirmektedir. Bu yöntem sayesinde şirketler, ortaya çıkan hukuki sorunlara sonradan müdahale etmek yerine, hukuki riskleri önceden tespit ederek önleyici hukuk hizmetinden yararlanma imkânı elde etmektedir.

