Kiraya Fazla Zam Yapan Ev Sahibi Nereye Şikayet Edilir?
Kira hukukunda en çok tartışılan konulardan biri, kiraya verenin kira bedelinde yasal sınırların üzerinde artış talep etmesidir. Ekonomik koşulların etkisiyle kira bedellerinde yaşanan hızlı artışlar, kiracılar açısından ciddi mağduriyetlere yol açmakta ve “Kiraya fazla zam yapan ev sahibi nereye şikayet edilir?” sorusunu gündeme getirmektedir. Türk Borçlar Kanunu’nun 344. maddesi uyarınca, yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak artış oranı, TÜFE’nin on iki aylık ortalamasını geçemez. Bu oranın üzerinde yapılan artışlar, kanuna aykırı olup kiracı açısından bağlayıcılık doğurmaz.
Bu makalede, kiraya fazla zam yapılması hâlinde kiracının başvurabileceği hukuki yollar, ilgili mevzuat çerçevesinde ele alınacak; fahiş kira artışlarının tespiti, itiraz ve başvuru süreçleri açıklanacaktır.
Haksız Kira Artışı Nereye Şikayet Edilir?
Kira sözleşmelerinde kira bedelinin artırılması, Türk Borçlar Kanunu’nun (“TBK”) 344. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükme göre, taraflarca yenilenen kira döneminde uygulanacak artış oranı, bir önceki kira yılının Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) on iki aylık ortalamalarına göre değişim oranını geçmemek koşuluyla geçerlidir. Dolayısıyla, ev sahibinin bu oranı aşan şekilde kira artışı talep etmesi, kanuna aykırı olup “haksız kira artışı” niteliğindedir.
Haksız kira artışı durumunda kiracının doğrudan idari bir mercie başvurarak şikâyette bulunması mümkün değildir. Türkiye’de kira ilişkileri özel hukuk ilişkisi niteliğinde olduğundan, bu tür uyuşmazlıklar idari yaptırıma değil, yargısal denetime tabidir. Ancak kiracı, bu haksız artış talebine karşı hukuken korunmak için çeşitli yolları izleyebilir:
- Yazılı İtiraz ve İhtarname Gönderimi:
Kiracı, ev sahibinin yasal sınırın üzerinde artış talep etmesi hâlinde, bu talebi kabul etmediğini noter aracılığıyla yazılı olarak bildirmelidir. Noter ihtarnamesi, ileride açılabilecek davalarda delil teşkil eder. - Arabuluculuk Başvurusu:
2023 yılı itibarıyla yürürlüğe giren düzenleme uyarınca, kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda dava açmadan önce zorunlu arabuluculuk sürecine başvurulması gerekmektedir. Arabuluculukta taraflar anlaşamazsa, kiracı Sulh Hukuk Mahkemesi nezdinde dava açabilir. - Kira Tespit veya Menfi Tespit Davası:
Kiraya verenin fahiş artış talebine rağmen kiracı TÜFE oranında ödeme yapmışsa, ev sahibinin fazla bedel talebi için dava açması hâlinde, kiracı menfi tespit davası açarak borçlu olmadığının tespitini isteyebilir. Öte yandan, taraflar arasında kira bedeline dair uyuşmazlık bulunuyorsa, kira tespit davası yoluna da başvurulabilir. - CİMER Üzerinden Bildirim:
Haksız kira artışına ilişkin talepler, Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) üzerinden idari makamlara bildirilebilir. Bu başvurular doğrudan bir yaptırım doğurmasa da, kayıt altına alınarak konunun denetim mercilerine iletilmesini sağlar.
Özetle, haksız kira artışı durumunda başvurulacak yer doğrudan bir “şikâyet mercii” değil; öncelikle arabulucu, ardından Sulh Hukuk Mahkemesidir. Kiracının, TÜFE oranını aşan artış taleplerini kabul etmemesi ve ödemelerini yasal sınırlar çerçevesinde yapması, ileride hak kaybı yaşanmaması açısından büyük önem taşır.
Ev Sahibi Kiraya Fazla Zam Yapmak İsterse Kiracı Ne Yapmalı?
Kira sözleşmesinde yer alan artış oranı, tarafların iradesine dayanmakla birlikte, bu oran Türk Borçlar Kanunu’nun 344. maddesi gereğince TÜFE’nin on iki aylık ortalamasını geçemez. Kiraya verenin, bu yasal sınırın üzerinde bir kira artışı talep etmesi hâlinde, kiracının bu artışı kabul etme zorunluluğu bulunmamaktadır. Böyle bir durumda, kiracı kanuni haklarını kullanarak kendisini koruyabilir.
Öncelikle kiracının, ev sahibinin talep ettiği artış oranının yasal sınırlara uygun olup olmadığını kontrol etmesi gerekir. TÜFE oranını aşan bir artış talebi söz konusuysa, kiracı bu durumu yazılı olarak reddetmeli ve noter aracılığıyla ihtarname düzenlemelidir. Bu bildirim, kiracının haksız artışı kabul etmediğini açıkça ortaya koyar ve olası uyuşmazlıklarda delil niteliği taşır.
Kiracının, ev sahibinin talep ettiği artışı kabul etmeksizin yasal orana göre hesaplanan kira bedelini düzenli olarak ödemeye devam etmesi önemlidir. Kira ödemeleri mümkünse banka aracılığıyla yapılmalı ve açıklama kısmında “TÜFE oranına göre ödenmiştir” ibaresine yer verilmelidir. Bu yöntem, kiracının temerrüde düşmesini önler ve hukuken koruma sağlar.
Ev sahibinin fahiş artış talebinde ısrarcı olması durumunda kiracı, zorunlu arabuluculuk sürecine başvurabilir. Arabuluculukta anlaşma sağlanamaması hâlinde ise Sulh Hukuk Mahkemesi nezdinde kira tespit veya menfi tespit davası açılması mümkündür. Kira tespit davası, kira bedelinin mahkeme tarafından hakkaniyete uygun biçimde belirlenmesini; menfi tespit davası ise kiracının borçlu olmadığının tespit edilmesini sağlar.
Kiracının, ev sahibinin fahiş zam taleplerine karşı sessiz kalmaması, ödemelerini yasal oranda sürdürmesi ve her aşamada yazılı delil oluşturması gerekir. Bu şekilde hareket edilmesi, kira hukukundan doğan hakların korunması ve olası tahliye taleplerine karşı güçlü bir hukuki dayanak oluşturur.
Fahiş Kira Artırımı Durumunda Ne Yapmalı?
Fahiş kira artışı, kira bedelinin Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) oranını aşacak şekilde, piyasa koşullarıyla orantısız biçimde artırılması anlamına gelir. Türk Borçlar Kanunu’nun 344. maddesi, yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak artış oranına açık bir üst sınır getirmiştir. Bu sınırın üzerinde yapılan her türlü artış, kanuna aykırı olup kiracı açısından bağlayıcı değildir.
Kiracı, fahiş kira artışıyla karşılaştığında öncelikle ev sahibiyle yazılı iletişim kurmalı ve artışın yasal sınırları aştığını açıkça belirtmelidir. Uygulamada bu bildirimin noter aracılığıyla yapılması, olası uyuşmazlıklarda kiracının beyanını ispat açısından önem taşır. Kiracı, artış talebini kabul etmediğini bildirirken, mevcut kira bedelini TÜFE oranında artıraraködemeye devam etmelidir. Bu şekilde yapılan ödeme, kiracının yükümlülüğünü hukuka uygun biçimde yerine getirdiğini gösterir.
Fahiş kira artışı talebinin sürmesi veya ev sahibinin kira farkını talep etmesi halinde, kiracı öncelikle arabuluculuksürecine başvurabilir. Arabuluculukta anlaşma sağlanamaması durumunda, Sulh Hukuk Mahkemesi nezdinde kira tespit davası açılması mümkündür. Bu dava sonucunda mahkeme, kiralananın özellikleri, emsal kira bedelleri ve TÜFE oranını dikkate alarak objektif bir kira bedeli belirler.
Ev sahibinin fahiş artışa dayanarak tahliye baskısı yapması veya kira farkını icra takibi yoluyla talep etmesi hâlinde, kiracının menfi tespit davası açarak borçlu olmadığının tespitini istemesi de mümkündür. Bu davalar, kiracının haksız talepler karşısında hukuki güvence elde etmesini sağlar.
Kiracının, fahiş kira artışını kabul etmemesi, artış oranını yazılı olarak reddetmesi ve ödemelerini yalnızca yasal sınırlara göre yapması, ileride doğabilecek tahliye veya icra süreçlerinde korunmasını sağlar. Tüm bu işlemlerin bir gayrimenkul hukuku uzmanı avukatın yönlendirmesiyle yapılması, sürecin hukuka uygun ve etkin biçimde yürütülmesi açısından önem taşır.
Fazla Zam Yapan Ev Sahibi Cezası 2026
Kira hukukunda kira bedelinin belirlenmesi ve artırılması, Türk Borçlar Kanunu’nun 344. maddesi ile yasal sınır altına alınmıştır. Bu hükme göre, yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak artış oranı, bir önceki kira yılının Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) on iki aylık ortalamalarına göre değişim oranını geçemez. Bu sınırı aşan her türlü artış talebi, kanunen geçersiz sayılmaktadır.
2022 yılında yürürlüğe giren geçici düzenleme ile konut kiralarında artış oranı %25 ile sınırlandırılmış, bu uygulama 1 Temmuz 2024 tarihine kadar sürdürülmüştür. Bu tarihten sonra geçici düzenleme sona ermiş ve kira artış oranlarının yeniden TÜFE ortalamasına göre belirlenmesi esası benimsenmiştir. Dolayısıyla 2026 yılı itibarıyla konut kiralarında uygulanabilecek en yüksek artış oranı, ilgili döneme ait TÜİK verilerinde açıklanan 12 aylık ortalama TÜFE oranıolacaktır.
Ev sahibinin bu oranın üzerinde artış talep etmesi hukuken mümkün değildir. Ancak mevcut düzenlemeler çerçevesinde, fahiş kira artışı talebinde bulunan ev sahipleri hakkında cezai bir yaptırım öngörülmemiştir. Kira ilişkisi özel hukuk kapsamında değerlendirildiğinden, bu tür durumlar ceza hukuku değil, özel hukuk hükümleri uyarınca çözümlenmektedir.
Kiracının, ev sahibinin yasal sınırın üzerinde kira artışı talep etmesi halinde, bu talebi kabul etmeme ve yalnızca TÜFE oranına uygun bedeli ödeme hakkı vardır. Ev sahibi, bu farkı tahsil etmek amacıyla icra takibi başlatır veya dava açarsa, kiracı menfi tespit davası yoluyla borçlu olmadığının tespitini isteyebilir. Ayrıca, fazla ödenen kira bedelleri için sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak iade talebinde bulunulması mümkündür.
Bu çerçevede, 2026 yılı itibarıyla fazla zam yapan ev sahipleri açısından idari veya cezai bir yaptırım bulunmamakta; ancak kira artış oranının yasal sınırı aşması halinde artış talebi geçersiz sayılmakta ve kiracı, yalnızca kanuni artış oranı üzerinden ödeme yapmakla yükümlü olmaktadır.
Fahiş Kira Artışı Şikayet Yolları (CİMER, Arabulucu, Mahkeme)
Kira artış oranlarının yasal sınırları aşması durumunda, kiracıların başvurabileceği hukuki ve idari yollar özel hukuk ve idare hukuku kapsamında ayrı değerlendirilir. Fahiş kira artışı, doğrudan cezai bir yaptırım gerektirmese de kiracının hem yasal hem de idari koruma mekanizmalarını kullanarak hakkını araması mümkündür.
1. CİMER Üzerinden Başvuru
Kiracı, ev sahibinin fahiş kira artışı talebini Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) üzerinden bildirebilir. Bu başvuru, doğrudan bir yaptırım sonucuna yol açmasa da, idarenin konuyu kayıt altına almasını ve ilgili kurumlara yönlendirme yapmasını sağlar. Böylece, haksız artışların tespiti ve genel denetim açısından önem taşır. CİMER başvurusu özellikle, aynı bölgede sistematik biçimde artış taleplerinin yaşanması durumunda idari farkındalık yaratma işlevi görür.
2. Arabuluculuk Süreci
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’na göre, kira ilişkilerinden doğan uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabuluculuk başvurusu zorunludur. Bu nedenle, fahiş kira artışı konusunda anlaşmazlık yaşayan kiracının ilk başvuracağı yol arabuluculuktur. Arabuluculuk sürecinde taraflar, kira bedelinin kanuni sınırlar içinde belirlenmesi konusunda uzlaşabilir. Anlaşma sağlanması halinde bu tutanak, mahkeme ilamı niteliğinde olup icra edilebilirlik taşır.
3. Sulh Hukuk Mahkemesi Başvurusu
Arabuluculuk sürecinde uzlaşma sağlanamaması halinde kiracı, Sulh Hukuk Mahkemesi nezdinde kira tespit davasıveya menfi tespit davası açabilir.
- Kira tespit davası, kira bedelinin TÜFE oranı ve emsal kiralar dikkate alınarak mahkeme tarafından objektif biçimde belirlenmesini sağlar.
- Menfi tespit davası ise kiracının, ev sahibinin talep ettiği fazla kira farkından dolayı borçlu olmadığının tespit edilmesini amaçlar.
Bu davalarda mahkeme, kiralanan taşınmazın konumu, piyasa koşulları ve TÜİK verilerini inceleyerek adil bir kira bedeli belirler.
4. Avukat ve Hukuki Danışmanlık Başvurusu
Kiracıların, bu süreçte bir kira hukuku avukatından profesyonel destek almaları, hem ihtarname ve dilekçelerin hazırlanması hem de dava sürecinin usule uygun yürütülmesi açısından büyük önem taşır. Usul hükümlerine uygunluk, özellikle mahkeme nezdinde yapılacak taleplerin geçerliliği açısından belirleyicidir.
Fahiş kira artışına karşı CİMER, arabulucu ve mahkeme başvuruları, kiracının haklarını sistematik biçimde koruyan bir hukuki mekanizma oluşturur. Bu yolların doğru sırayla ve belgeli şekilde işletilmesi, kiracının yasal güvencesini güçlendirir.
Kira Artışında Kiracının Sık Yaptığı Hatalar
Kira hukukunda tarafların hak ve yükümlülükleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile açık biçimde düzenlenmiştir. Ancak uygulamada, kiracıların yasal sınırları ve kendi haklarını tam olarak bilmemeleri, fahiş kira artışı gibi durumlarda hak kaybına yol açabilmektedir. Kiracıların en sık yaptığı hatalar, çoğu zaman hukuki sürecin yanlış yönetilmesinden veya belge eksikliğinden kaynaklanmaktadır.
1. Yazılı İtirazda Bulunmamak
Ev sahibinin yasal sınırların üzerinde kira artışı talep etmesi durumunda, kiracının sessiz kalması veya sözlü olarak itiraz etmesi yeterli değildir. Uygulamada en sık karşılaşılan hata, bu artışın yazılı olarak reddedilmemesidir. Kiracı, noter aracılığıyla düzenlenecek bir ihtarname ile yasal oranın üzerindeki artışı kabul etmediğini bildirmelidir. Aksi halde, sessiz kalma durumu zımni kabul olarak değerlendirilebilir.
2. Banka Üzerinden Açıklamasız Ödeme Yapmak
Kira bedelinin ödemesinde banka kanalı kullanılmaması veya açıklama kısmının boş bırakılması, kiracının ileride hangi tutarı, hangi gerekçeyle ödediğini ispat edememesine yol açabilir. Bu nedenle ödemeler mutlaka banka üzerinden yapılmalı ve açıklama kısmında “TÜFE oranına göre ödenmiştir” ibaresine yer verilmelidir.
3. Fahiş Artışı Geçici Çözüm Olarak Kabul Etmek
Bazı kiracılar, ev sahibiyle ilişkiyi koruma amacıyla fahiş kira artışını “geçici çözüm” olarak kabul etmekte, ancak sonrasında bu artışın iadesini talep etmek istemektedir. Bu durumda kiracı, artışı açık veya örtülü biçimde kabul etmişsayılabilir ve geri ödeme talebi reddedilebilir. Bu nedenle her türlü fazla ödeme, ihtirazi kayıt konularak yapılmalıdır.
4. Arabuluculuk Sürecine Başvurmadan Dava Açmak
2023 yılı itibarıyla kira ilişkilerinden doğan uyuşmazlıklarda arabuluculuk zorunludur. Kiracının arabulucuya başvurmadan doğrudan dava açması, davanın usulden reddine neden olur. Bu durum hem zaman kaybına hem de hak düşümüne yol açabilir.
5. Belgeleri Saklamamak
Kira sözleşmesi, ödeme dekontları, yazışmalar, ihtarnameler ve arabuluculuk tutanakları, kiracının hak arama sürecinde delil niteliği taşır. Bu belgelerin saklanmaması, ilerleyen aşamalarda ispat zorluğuna neden olur.
6. Avukat Desteği Almadan Hukuki Süreci Yönetmek
Fahiş kira artışı gibi teknik konular, kira tespit davası, menfi tespit davası veya sebepsiz zenginleşme talepleri gibi özel hukuk davalarına konu olabileceğinden, profesyonel destek alınmaması çoğu zaman ciddi hak kayıplarına neden olur. Kiracı, süreci bir gayrimenkul hukuku avukatı eşliğinde yürütmelidir.
Kiracıların bu hatalardan kaçınması, yalnızca yasal haklarını korumakla kalmaz; aynı zamanda olası tahliye, icra veya tazminat taleplerine karşı güçlü bir hukuki zemin oluşturur.
Sonuç ve Avukat Tavsiyesi Bölümü
Kira artışları, Türk Borçlar Kanunu’nda açık şekilde sınırlandırılmış olup, tarafların iradesi bu sınırların ötesine geçemez. Kiraya verenin TÜFE oranını aşan kira artışı talebi, kanunen geçersizdir ve kiracı açısından bağlayıcı bir sonuç doğurmaz. 2026 yılı itibarıyla kira artış oranları, geçici %25 sınırının sona ermesiyle birlikte yeniden TÜFE’nin on iki aylık ortalamasına göre belirlenmektedir. Bu oran dışında yapılacak artışlar, hem sözleşmesel hem de hukuki açıdan hükümsüzdür.
Kiracılar, fahiş kira artışı talepleriyle karşılaştıklarında, öncelikle yasal oranı esas alarak kira ödemelerine devam etmeli ve artış talebini yazılı olarak reddetmelidir. Ev sahibinin ısrarı veya baskısı durumunda, arabuluculuk sürecibaşlatılmalı; bu süreçte uzlaşma sağlanamazsa, Sulh Hukuk Mahkemesi nezdinde kira tespit veya menfi tespit davasıyoluna gidilmelidir.
Bu süreçlerin her biri teknik bilgi ve usule uygunluk gerektirdiğinden, kiracıların kira hukuku alanında uzman bir avukattan hukuki danışmanlık almaları son derece önemlidir. Avukat desteği, yalnızca dava sürecinde değil, ihtarname hazırlığı, belge düzeni, ödeme yöntemleri ve stratejik hukuki planlamalarda da kiracının hak kaybını önler.Hukuken geçersiz bir kira artışı talebini kabul etmemek kiracının hakkıdır; ancak bu hakkın etkin biçimde kullanılabilmesi, yasal prosedürlerin titizlikle izlenmesine bağlıdır. Profesyonel hukuki destekle yürütülen süreçler, kiracının mülkiyet güvencesi ve barınma hakkı bakımından en sağlam korumayı sağlar.
Kira Uyuşmazlıklarında Hukuki Destek Kira artışı, tahliye veya depozito sorunlarında Beylikdüzü avukat büromuz yanınızda. Ön değerlendirme için bizi arayın. 0554 021 09 95

