Borçtan Kurtulma Davası
Borç ilişkilerinde zaman zaman haksız veya dayanaktan yoksun alacak iddialarıyla karşılaşılabilmekte, özellikle kambiyo senetlerine dayalı ilamsız takiplerde borçlular ciddi bir icra baskısı altında kalabilmektedir. İcra mahkemesinin “itirazın geçici olarak kaldırılması” kararı vermesi, borçluyu derhal haciz tehdidiyle karşı karşıya bıraksa da, hukuk sistemi bu aşamada borçluya güçlü bir savunma yolu tanımıştır: borçtan kurtulma davası. İcra ve İflas Kanunu’nun 69. maddesinde düzenlenen bu dava, borçluya kısa bir süre içinde, genel mahkeme önünde borçlu olmadığını ispat ederek icra takibini tamamen ortadan kaldırma imkânı sunar. 2026 yılı itibarıyla uygulamada en kritik icra hukuku mekanizmalarından biri olan borçtan kurtulma davası, doğru zamanda ve doğru stratejiyle açıldığında borçlu için adeta bir “hukuki koruma kalkanı” işlevi görmektedir.
Borçtan Kurtulma Davası Nedir?
Borçtan kurtulma davası, İcra ve İflas Kanunu’nun 69. maddesinde düzenlenen ve yalnızca belirli koşullar altında açılabilen özel bir menfi tespit davasıdır. Bu dava, icra mahkemesinin “itirazın geçici olarak kaldırılması” kararı vermesi halinde borçluya tanınan, sınırlı süreli ve güçlü bir savunma yoludur.
Kambiyo senetlerine (çek, bono, poliçe) dayalı olarak başlatılan ilamsız takiplerde borçlu imzaya itiraz ettiğinde, icra mahkemesi bu itirazı geçici olarak kaldırabilir. Bu karar, icra takibinin devamına ve borçlunun malvarlığı üzerinde haciz uygulanmasına imkân tanır. İşte borçlu, bu aşamada takibin ilerlemesini engellemek ve gerçekten borçlu olmadığını genel mahkeme önünde kanıtlayabilmek için 7 gün içinde borçtan kurtulma davası açmak zorundadır.
Hukuki niteliği bakımından borçtan kurtulma davası;
- maddi hukuk açısından: borcun hiç doğmadığının, sona erdiğinin veya geçersiz olduğunun tespiti talebini içerir,
- usul hukuku açısından: borçlunun icra takibine karşı en etkili savunma yoludur.
Bu dava süresinde açıldığında, icra takibi durur; geçici haciz kesin hacze dönüşmez; borçlunun malvarlığı takip baskısı altında kalmaz. Bu yönüyle borçtan kurtulma davası, borçlunun hem ekonomik hem de hukuki korunmasını sağlayan en kritik mekanizmalardan biridir.

Borçtan Kurtulma Davasının Şartları
Borçtan kurtulma davası, her durumda açılabilen bir dava değildir. Kanun, bu davanın açılabilmesi için sıkı ve zorunlu koşullar belirlemiştir. Aşağıdaki şartlardan biri eksikse dava borçtan kurtulma davası niteliğini kaybeder ve en fazla menfi tespit davasına dönüşebilir.
1. İtirazın Geçici Olarak Kaldırılması Kararı Bulunmalıdır
Bu dava ancak İcra ve İflas Kanunu m.69/1 gereğince icra mahkemesinin imzaya itirazı geçici olarak kaldırması durumunda açılabilir.
Yani dava;
- Kambiyo senedine dayalı takip,
- Borçlunun imzaya itirazı,
- Alacaklının bu itirazın kaldırılması talebi üzerine verilecek geçici kaldırma kararı sonrasında doğar.
Bu karar yoksa borçtan kurtulma davası açılamaz.
2. Takip Kambiyo Senedine Dayalı Olmalıdır
Borçtan kurtulma davası yalnızca çek, bono, poliçe gibi kambiyo senetlerine dayalı ilamsız takiplerde söz konusu olur.
Adi senetlere veya başka nitelikteki takiplere karşı borçtan kurtulma davası açılamaz.
3. Borçlunun Aktif Dava Ehliyeti Olmalıdır
Davayı açma hakkı yalnızca takipte borçlu görünen kişiye aittir.
Mirasçılar, kefiller veya üçüncü kişiler ancak kendi hukuki durumları kapsamında dava açabilir.
4. 7 Günlük Hak Düşürücü Süre İçinde Açılmalıdır
Kararın tebliğ veya tefhim edildiği tarihten itibaren 7 gün içinde dava açılmazsa borçtan kurtulma davası hakkı düşer.
Süre kaçırılırsa menfi tespit davası açılabilir fakat icra durmaz.
5. %15 Teminatın Yatırılabilir Olması
Bu dava için borçlunun ilk duruşma gününe kadar takip konusu alacağın %15’i oranında teminat yatırması şarttır. Teminat yatırılmazsa dava usulden reddedilir ve menfi tespit davasına dönüşebilir.
6. Yetkili Mahkemede Açılması
Kanun gereği borçlu yalnızca iki yerden birinde bu davayı açabilir:
- Takibin yapıldığı yer mahkemesi
- Alacaklının yerleşim yeri mahkemesi
Yetkisiz mahkemede açılan dava reddedilir ve süre kaybedilirse dava hakkı düşer.
Borçtan kurtulma davası, şekli kurallara sıkı sıkıya bağlı istisnai bir dava türüdür. Süre, teminat ve yetki şartlarının eksiksiz yerine getirilmesi, davanın kabulü için zorunludur.
Borçtan Kurtulma Davası ile Menfi Tespit Davası Arasındaki Fark
Aşağıdaki tablo, iki dava türünün uygulamadaki en önemli farklarını net biçimde ortaya koymaktadır:
| Konu | Borçtan Kurtulma Davası | Menfi Tespit Davası |
| Hukuki Dayanak | İİK m. 69 | İİK m. 72 |
| Ne Zaman Açılabilir? | Sadece itirazın geçici kaldırılması kararından sonra 7 gün içinde | Her zaman açılabilir, icra takibi başlamadan önce veya sonra |
| Süre Şartı | 7 günlük hak düşürücü süre vardır | Hak düşürücü süre yoktur |
| Teminat Zorunluluğu | Takip konusu alacağın %15’i kadar teminat zorunludur | Teminat zorunlu değildir (ihtiyati tedbir istenirse mahkeme isteyebilir) |
| Takip Üzerindeki Etkisi | Dava açıldığında icra takibi durur, geçici haciz kesin hacze dönüşmez | Dava açılması icrayı durdurmaz; borçlunun malına haciz gelebilir |
| Davanın Açılabileceği Mahkeme | Takibin yapıldığı yer veya alacaklının yerleşim yeri mahkemesi | HMK genel yetki kuralları geçerlidir; davacının yerleşim yeri dahil daha geniştir |
| Davanın Niteliği | Sıkı usule bağlı özel menfi tespit davası | Genel mahkemelerde görülen olağan menfi tespit davası |
| Sonuçları | Borçlu kazanırsa takip tamamen düşer ve %20 tazminat isteyebilir | Borçlu kazanırsa takip sona erer; tazminat ancak kötü niyet şartıyla mümkündür |
| Kaybedilmesi Durumu | Takip kesinleşir, haciz ve satış yapılabilir, borçlu %20 tazminat öder | Kaybedilirse takip devam eder, tazminat genellikle uygulanmaz |
| Uygulama Alanı | Kambiyo senetlerine özgü ilamsız takip | Her türlü borç ilişkisi için uygulanabilir |
| Amaç | Geçici kaldırma kararının icra baskısını kaldırmak ve borcu ortadan kaldırmak | Borçlu olmadığının tespiti, haksız takip veya borç iddiasına karşı genel koruma |

Borçtan Kurtulma Davasında Yetkili ve Görevli Mahkeme
Borçtan kurtulma davası, diğer davalara göre daha sınırlı bir yetki düzenine tabidir. Kanun, borçlunun davayı yalnızca iki yer mahkemesinden birinde açabileceğini açıkça belirtmiştir. Bu nedenle doğru mahkemede dava açmak, sürenin kısa olması nedeniyle hayati öneme sahiptir. Yanlış mahkemede açılan dava reddedilir ve 7 günlük süre kaybedilirse dava hakkı tamamen ortadan kalkabilir.
1. Yetkili Mahkeme (Seçimlik Yetki)
İcra ve İflas Kanunu m.69/2 gereğince borçlu, davayı aşağıdaki iki yerden birinde açabilir:
a) Takibin yapıldığı yer mahkemesi
- Takip hangi icra müdürlüğünde başlatılmışsa
- O icra dairesinin bulunduğu yerdeki Asliye Hukuk Mahkemesi yetkilidir.
Uygulamada en çok tercih edilen yetki türüdür.
b) Alacaklının yerleşim yeri mahkemesi
- Alacaklının ikamet adresinin bulunduğu yerdeki Asliye Hukuk Mahkemesi de yetkilidir.
Borçlu, bu iki yetkili yer arasında serbestçe seçim yapabilir.
Not: Bu seçimlik yetki kamu düzenine ilişkin olduğundan tarafların anlaşmasıyla değiştirilemez; ancak taraflar tacir veya kamu tüzel kişisi ise HMK m.17 gereği özel yetki sözleşmesi yapılması mümkündür.
2. Görevli Mahkeme
Borçtan kurtulma davasında görev, uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenir:
a) Kural Olarak: Asliye Hukuk Mahkemesi Görevlidir
Dava konusu para borcu olduğundan, genel görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir.
b) Ticari Nitelikte İşlemlerde: Asliye Ticaret Mahkemesi
Eğer;
- Senet bir ticari işten doğmuşsa,
- Alacak ve borç ilişkisi ticari nitelikteyse,
- Taraflar tacir ise,
görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olacaktır.
Görev kamu düzenindendir; mahkeme tarafından re’sen araştırılır ve yanlış görevde açılan dava usulden reddedilir.
Borçtan Kurtulma Davası Süresi
Borçtan kurtulma davasının en kritik unsuru süredir. Bu dava, diğer menfi tespit davalarından farklı olarak çok sıkı bir zaman dilimine bağlıdır ve süre kaçırıldığında borçlu önemli hak kayıplarıyla karşılaşır.
1. Süre Ne Zaman Başlar?
Süre, icra mahkemesinin verdiği “itirazın geçici olarak kaldırılması” kararının:
- tefhim edilmesi (mahkeme huzurunda kararın bildirilmesi) veya
- tebliğ edilmesi (usulüne uygun şekilde yazılı olarak bildirilmesi)
anlarından biriyle işlemeye başlar.
2. Dava Açma Süresi: 7 Gün
İİK m.69/2’ye göre borçlu, kararın kendisine tebliğ ya da tefhim edildiği tarihten itibaren 7 gün içinde borçtan kurtulma davası açmalıdır.
3. Süre Hak Düşürücüdür
Bu 7 günlük süre hak düşürücü niteliktedir.
Yani:
- Mahkeme tarafından re’sen dikkate alınır,
- Süre geçtiğinde eski hâle getirme talepleri çok istisnai olarak kabul edilir,
- Süre aşılırsa borçtan kurtulma davası açma hakkı tamamen ortadan kalkar.
4. İtirazın Geçici Kaldırılması Kararına İtiraz Edilmiş Olması Süreyi Durdurmaz
Borçlu, geçici kaldırma kararına yönelik kanun yoluna başvurmuş olsa bile 7 günlük süre aynen işlemeye devam eder.
5. Süre Kaçırılırsa Ne Olur?
Borçlu süresinde dava açmazsa:
- İtirazın geçici kaldırılması kararı kesin kaldırma kararına dönüşür,
- Alacaklı kesin haciz isteyebilir,
- Geçici haciz varsa kesin hacze dönüşür,
- Menfi tespit davası açılabilir ancak icra durmaz,
- Borçlu haciz ve satış işlemleriyle karşılaşabilir.
Borçtan Kurtulma Davası Teminat Şartı
Borçtan kurtulma davasının dinlenebilmesi için borçlunun yerine getirmesi gereken en önemli koşullardan biri teminat yatırma zorunluluğudur. Bu teminat, İcra ve İflas Kanunu m.69/2’de açıkça düzenlenmiş olup davanın açılabilmesi için olmazsa olmaz niteliktedir.
İcra mahkemesinin verdiği geçici kaldırma kararından sonra borçlu, icra takibinin devamını engellemek istiyorsa dava açmakla yetinemez; ayrıca takip konusu alacağın en az yüzde 15’i oranında teminatı mahkeme veznesine yatırmalıdır. Teminat, nakit olarak yatırılabileceği gibi banka teminat mektubu da sunulabilir.
Bu zorunluluk, alacaklının dava sürecinde uğrayabileceği muhtemel zararların güvence altına alınmasını amaçlar. Borçlu davayı kaybederse, alacaklı bu teminat üzerinden tazmin edilebilir. Bu nedenle teminat, davanın safahatı bakımından hem koruyucu hem de dengeleyici bir işlev görür.
Teminatın mutlaka ilk duruşma gününe kadar yatırılmış olması gerekir. Mahkemeler teminatı kendiliğinden kontrol eder ve eksikliği hâlinde davayı esasa girmeden reddeder. Teminat yatırılmadığı durumda borçtan kurtulma davası açılmamış sayılmaz; dava olağan bir menfi tespit davası olarak devam edebilir, ancak bu durumda icra takibi durmaz ve borçlu takip baskısı altında kalır.
Teminat şartının yerine getirilmesi, borçtan kurtulma davasının kabul edilip edilemeyeceğinin belirleyicisi olduğundan, borçlunun bu aşamada gecikmeye mahal vermemesi son derece önemlidir.
Borçtan Kurtulma Davası Nasıl Açılır?
Borçtan kurtulma davası, teknik detayları ve kısa süreli yapısı nedeniyle dikkatle takip edilmesi gereken bir süreçtir. Dava açma aşamaları sade ve anlaşılır şekilde şu şekildedir:
- Geçici Kaldırma Kararının Alınması
Dava açılabilmesi için icra mahkemesinin imzaya itirazı geçici olarak kaldırmış olması gerekir. Bu karar tebliğ veya tefhim edildiği anda dava açma süreci başlar. - 7 Günlük Sürede Dava Dilekçesinin Hazırlanması
Borçlu, kararın kendisine bildirilmesinden itibaren 7 gün içinde borçtan kurtulma davası dilekçesini hazırlayıp yetkili mahkemeye sunmalıdır. Süre hak düşürücü olduğundan gecikme ciddi hak kayıplarına yol açar. - Yetkili Mahkemede Davanın Açılması
Dava yalnızca iki yer mahkemesinde açılabilir:
Takibin yapıldığı yer mahkemesi,
Alacaklının yerleşim yeri mahkemesi.
Dilekçenin doğru mahkemeye sunulması önemlidir; aksi hâlde süre kaybı yaşanabilir. - %15 Teminatın Yatırılması
Borçlu, takip konusu alacağın en az yüzde 15’i kadar teminatı nakit olarak veya banka teminat mektubuyla mahkeme veznesine sunmalıdır. Bu işlem en geç ilk duruşma gününe kadar tamamlanmalıdır. - Dava Dosyasına Delillerin Eklenmesi
Borçlu, borçlu olmadığına ilişkin tüm delilleri sunmalıdır. Bunlar arasında banka dekontları, sözleşmeler, yazışmalar, bilirkişi incelemelerine esas belgeler ve tanık listeleri yer alabilir. - Mahkeme Yargılaması
Mahkeme, genel hükümlere göre yargılama yapar; icra mahkemesinin değerlendirmesi bağlayıcı değildir. Gerektiğinde bilirkişi incelemesi yapılır, deliller değerlendirilir. - Hükmün Verilmesi
Mahkeme borçlunun haklı olduğuna karar verirse icra takibi düşer; borçlu haksız bulunursa takip kaldığı yerden devam eder ve geçici haciz kesin hacze dönüşür.
Borçtan Kurtulma Davasında İspat Yükü ve Deliller
Borçtan kurtulma davasında, icra mahkemesinin geçici kaldırma kararı esas hakkında hüküm niteliğinde olmadığı için, borç ilişkisi tüm yönleriyle genel mahkemede yeniden incelenir. Bu nedenle ispat yükü ve deliller büyük önem taşır.
İspat Yükü Kimdedir?
Borçtan kurtulma davasını açan taraf borçlu olduğundan, ispat yükü de ilk bakışta borçluda gibi görünse de hukuki düzenlemeler bu noktada daha ayrıntılı bir değerlendirmeyi gerektirir.
- Alacaklı, takip konusu alacağın varlığını ve senedin kendisine geçerli şekilde verildiğini ispatlamakla yükümlüdür.
- Borçlu ise borcun hiç doğmadığını, sona erdiğini, ödendiğini, zamanaşımına uğradığını veya senedin geçersiz olduğunu ortaya koymalıdır.
Kambiyo senedinin varlığı alacak lehine karine oluşturur. Bu nedenle borçlunun savunması ne kadar somut ve belgelere dayalı ise davada başarı şansı o kadar artar.
Mahkemede Kullanılabilecek Deliller
Borçtan kurtulma davasında deliller genel hükümlere tabidir. En çok kullanılan deliller şunlardır:
- Bilirkişi İncelemesi:
- İmzanın borçluya ait olup olmadığı,
- Senedin sonradan doldurulup doldurulmadığı,
- Taraflar arasındaki iş ilişkisinin mahiyeti gibi konular teknik incelemeye tabi tutulur.
- Banka Dekontları ve Ödeme Belgeleri:
Borcun ödendiğine veya senedin karşılıksız kaldığına ilişkin en güçlü delillerdir. - Sözleşmeler ve Yazışmalar:
Taraflar arasındaki hukuki ilişkiyi ve borcun doğup doğmadığını ortaya koyar. - Tanık Beyanları:
Borcun ifası, sözleşmenin içeriği veya senedin hangi amaçla verildiği gibi konuları destekler. - Elektronik Deliller:
E-posta, mesajlaşma kayıtları, ticari kayıtlar. - Yemin:
Diğer delillerin yetersiz olduğu hâllerde son çare olarak kullanılabilir.
Mahkeme, delilleri serbestçe değerlendirir ve icra mahkemesinin kanaatiyle bağlı değildir. Bu nedenle icra mahkemesinde yapılan bir inceleme veya bilirkişi raporu, genel mahkeme için sadece bir görüş niteliği taşır.
Borçtan Kurtulma Davasında Tazminat (İİK m. 69/5)
Borçtan kurtulma davasında mahkemenin vereceği karar yalnızca borcun varlığı veya yokluğu konusunda sonuç doğurmaz; aynı zamanda taraflardan birine tazminat yükümlülüğü de getirebilir. Bu tazminat, İcra ve İflas Kanunu m.69/5’te düzenlenmiştir ve oldukça sık uygulanan bir yaptırımdır.
Borçlu Davayı Kazanırsa
Borçlu, gerçekten borçlu olmadığını kanıtlarsa:
- Başlatılmış olan icra takibi tamamen düşer.
- Geçici haciz varsa hükümsüz hâle gelir.
- Borçlu lehine asıl alacağın en az %20’si oranında tazminata hükmedilir.
Bu tazminat için alacaklının kötü niyetli olması şart değildir.
Yani alacaklı hatalı veya haksız bir takip başlatmışsa, borçlu yalnızca davayı kazanmış olmasıyla birlikte bu tazminatı talep edebilir.
Alacaklı Davayı Kazanırsa
Borçlu haksız çıkarsa:
- İtirazın geçici kaldırılması kararı kesin kaldırma niteliği kazanır.
- Takip kaldığı yerden devam eder ve haciz–satış süreçleri başlayabilir.
- Borçlu, alacaklı lehine alacak miktarının en az %20’si oranında tazminat ödemeye mahkûm olur.
Bu tazminat, alacaklının dava nedeniyle uğradığı gecikme ve masrafların karşılığı niteliğindedir.
Tazminata Hükmedilmesi İçin Dilekçede Talep Bulunmalıdır
Mahkemenin tazminata hükmedebilmesi için ilgili tarafın bunu açıkça talep etmiş olması gerekir. Talep yoksa mahkeme re’sen tazminata hükmetmez.
Teminat ile Tazminat Karıştırılmamalıdır
Borçtan kurtulma davasında:
- Teminat (%15) → davanın açılabilmesi için gerekli ön şarttır.
- Tazminat (%20) → davanın sonucuna göre karşı tarafa ödenen yaptırımdır.
Borçtan Kurtulma Davasının Menfi Tespit Davasına Dönüşmesi
Borçtan kurtulma davası, sıkı şekil şartlarına bağlı bir dava türüdür. Bu şartlardan biri eksik olduğunda dava tamamen düşmez, çoğu durumda menfi tespit davası olarak görülmeye devam eder.
Bu dönüşüm özellikle üç durumda ortaya çıkar:
- 7 günlük süre kaçırılırsa:
Dava artık borçtan kurtulma davası niteliğinde olmaz ancak borçlu, açtığı dava üzerinden borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bu aşamada icra takibi durmaz. - %15 teminat yatırılmazsa:
Mahkeme davayı borçtan kurtulma davası olarak dinleyemez; dosya menfi tespit davası olarak görülür. - Yetkisiz mahkemede açılmışsa:
Mahkeme usule uygun şekilde menfi tespit davası olarak devam edilmesine karar verebilir.
Menfi tespit davasına dönüşmesi, borçlunun maddi hukuk yönünden savunma yapmasını sağlar; ancak borçtan kurtulma davasının sağladığı icranın durması koruması ortadan kalkar. Bu nedenle borçlu haciz ve satış işlemleriyle karşı karşıya kalabilir.
Borçtan Kurtulma Davası Masrafları, Harç ve Giderler
Borçtan kurtulma davası, icra takibinin durması ve borçlunun korunması açısından etkili bir yol olsa da belirli masrafları vardır. Bu masraflar diğer dava türlerinden farklı olarak %15 teminat nedeniyle biraz daha yüksektir.
Aşağıdaki kalemler tipik masraf kalemleridir:
- Başvuru harcı ve peşin harç:
Davanın açılışı sırasında ödenir. Alacağın miktarına göre değişir. - Gider avansı:
Tebligat, bilirkişi, keşif gibi süreçlerde kullanılmak üzere mahkeme veznesine yatırılır. - %15 Teminat:
Borçtan kurtulma davasını diğerlerinden ayıran temel masraftır.
Takip konusu alacağın %15’i oranında nakit veya banka teminat mektubu verilmesi zorunludur. - Bilirkişi ücreti:
Kambiyo senedi incelemeleri ve teknik tespitler için bilirkişi atanması gerekebilir. - Vekâlet ücreti:
Avukatla takip edilen davalarda, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenir. - Tebligat ve posta giderleri:
Taraflara yapılacak tebligatlar için dosyada avans bulundurulması gerekir.
Bu masrafların bir kısmı dava sonunda haksız çıkan tarafa yükletilir. Borçlu davayı kazanırsa yaptığı masraflar büyük ölçüde kendisine iade edilir ve alacaklıdan tahsil edilir.
2026 Yılı Güncel Yargıtay Kararları ve Uygulama
2026 yılı uygulamalarında Yargıtay, borçtan kurtulma davasına ilişkin önceki yıllarda oluşan içtihat çizgisini büyük ölçüde korumakta; davanın sıkı şartlara bağlı olduğu ve icra takibini durdurucu etkisinin ancak usule uygun açıldığında doğacağı yönündeki yaklaşımını sürdürmektedir. Aşağıda Yargıtay’ın güncel kararlarında öne çıkan temel ilkeler yer almaktadır:
- 7 Günlük Süre Hak Düşürücüdür
Yargıtay, borçtan kurtulma davasında 7 günlük süreyi istisnasız olarak hak düşürücü kabul etmektedir.
Sürenin kaçırılması hâlinde dava menfi tespit davasına dönüşebilir; ancak takibi durdurucu etkisi bulunmaz. - Teminatın Yatırılmaması Usulden Reddin Sebebidir
İlk duruşma gününe kadar %15 teminat yatırılmadığında mahkemenin davayı esasa girmeden reddetmesi gerektiği yönündeki içtihat devam etmektedir.Teminat eksikliği, davanın niteliğini borçtan kurtulma davasından çıkarır. - İcra Mahkemesi İncelemesi Genel Mahkemeyi Bağlamaz
Yargıtay, icra mahkemesindeki bilirkişi raporunun ve kanaatin bağlayıcı olmadığını; hukuk mahkemesinin kendi incelemesini yapması gerektiğini özellikle vurgulamaktadır.
Bu nedenle genel mahkeme genellikle yeniden bilirkişi incelemesi yaptırmaktadır. - Dava Süresinde Açıldığında Takip Durur
Süresinde açılan borçtan kurtulma davasının icra takibini durduracağı, geçici haczin kesin hacze dönüşmesini engelleyeceği yönündeki uygulama 2026’da da aynı şekilde devam etmektedir. - Tazminat Uygulamasında Alt Sınır Korunuyor
Borçlu davayı kazanırsa alacaklı aleyhine, borçlu kaybederse borçlu aleyhine asıl alacağın en az %20’si oranında tazminata hükmedilmesi gerektiği yaklaşımı korunmaktadır.
Menfi Tespit Davasına Dönüşen Dosyalarda Takip Durmaz
Sürenin kaçırıldığı veya teminat yatırılmadığı hâllerde davanın menfi tespit davasına dönüşebileceği kabul edilmekle birlikte, Yargıtay bu tür davalarda icra takibinin devam edeceğini açık biçimde ortaya koymaktadır.
Borçtan Kurtulma Davası Hangi Durumda Açılır?
Borçtan kurtulma davası, her icra takibinde açılabilen bir dava değildir. Bu dava yalnızca belirli ve istisnai bir durumda gündeme gelir: kambiyo senedine dayalı ilamsız takipte, borçlunun imzaya itiraz etmesi ve icra mahkemesinin bu itirazı geçici olarak kaldırması hâlinde.
Süreç genellikle şu şekilde gelişir:
- Alacaklı, çek, bono veya poliçeye dayanarak kambiyo takibi başlatır.
- Borçlu, senetteki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürerek imzaya itiraz eder.
- Alacaklı, icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılmasını talep eder.
- İcra mahkemesi, itirazı geçici olarak kaldırır.
İşte bu aşamada borçlu, artık haciz tehdidiyle karşı karşıyadır. Geçici kaldırma kararı, takibin devamına ve malvarlığına haciz uygulanmasına imkân tanır. Borçlu, gerçekten borçlu olmadığını düşünüyorsa bu karara karşı 7 gün içinde genel mahkemede borçtan kurtulma davası açmak zorundadır.
Önemle belirtmek gerekir ki:
- Adi senetlere dayalı takiplerde,
- İtirazın kesin kaldırılması kararında,
- Genel haciz yoluyla yapılan takiplerde
borçtan kurtulma davası açılamaz.
Bu dava, yalnızca itirazın geçici kaldırılması kararından sonra ve kambiyo senetlerine özgü takiplerde söz konusu olan özel bir savunma yoludur. Süresinde açıldığında icra takibini durdurur ve borçluya borçlu olmadığını ispat etme imkânı tanır.
Borçtan Kurtulma Davası Kaç Günde Açılır?
Borçtan kurtulma davası, icra hukukunda en kısa sürelere tabi davalardan biridir. Bu dava, itirazın geçici olarak kaldırılması kararının borçluya tebliğ veya tefhim edilmesinden itibaren 7 gün içinde açılmalıdır.
Süre şu anda başlar:
- Karar mahkeme huzurunda açıklanmışsa → tefhim tarihi
- Karar sonradan yazılı olarak bildirilmişse → tebliğ tarihi
Bu 7 günlük süre hak düşürücüdür. Yani:
- Mahkeme süreyi kendiliğinden dikkate alır.
- Süre bir gün dahi geçirilirse borçtan kurtulma davası açma hakkı ortadan kalkar.
- Sonradan açılan dava borçtan kurtulma davası olarak değil, en fazla menfi tespit davası olarak görülür.
- Ayrıca geçici kaldırma kararına karşı kanun yoluna başvurulmuş olması bu süreyi durdurmaz. Süre işlemeye devam eder.
Bu nedenle borçlu açısından en kritik nokta, kararın öğrenildiği tarihten itibaren 7 gün içinde yetkili mahkemede dava açılması ve teminat sürecinin başlatılmasıdır. Süre kaçırıldığında icra takibi devam eder ve haciz işlemleri kesinleşebilir.

