Makaleler

Yüz Kızartıcı Şuç | Yüz Kızartıcı Suçlar Nelerdir?

Hukuk sistemimizde bazı suçlar, yalnızca mağdura karşı değil, toplumun genel ahlak ve güven duygusuna karşı da işlenmiş kabul edilir. Bu nedenle söz konusu fiiller, halk arasında “yüz kızartıcı suç” olarak anılır. Yüz kızartıcı suç kavramı, özellikle kamu görevine girme, memuriyet, iş başvuruları ve adli sicil kayıtları açısından büyük önem taşır.

Gündelik yaşamda sıkça merak edilen “Yüz kızartıcı suç nedir?”, “Hangi suçlar bu kapsamda sayılır?”, “Uyuşturucu, zina veya evrakta sahtecilik yüz kızartıcı suç mudur?” gibi sorular, yalnızca ceza hukuku yönünden değil, bireylerin sosyal ve mesleki hayatı bakımından da kritik sonuçlar doğurur.

Bu yazıda; yüz kızartıcı suçların ne anlama geldiğini, hangi fiillerin bu kapsama girdiğini, memuriyet ve sicil kaydı üzerindeki etkilerini, ayrıca uygulamada en çok sorulan özel durumları açıklayacağız.

Yüz Kızartıcı Suç Nedir?

Yüz kızartıcı suç, Türk Ceza Kanunu’nda doğrudan tanımlanmış bir kavram değildir. Ancak gerek Yargıtay kararlarında gerekse uygulamada, toplumun genel ahlak anlayışına ve güven duygusuna ağır şekilde zarar veren bazı suçlar bu şekilde adlandırılmaktadır.

Hukuken yüz kızartıcı suçlar; failin işlediği fiil nedeniyle yalnızca mağduru değil, toplumun genel düzenini ve güvenini sarsan, kişinin toplumsal itibarı üzerinde olumsuz etki bırakan suçlardır. Bu nedenle özellikle:

  • Kamu görevine girişte,
  • Memuriyetin devamında,
  • Adli sicil kaydının değerlendirilmesinde

önemli sonuçlar doğurur.

Örneğin; hırsızlık, dolandırıcılık, rüşvet, irtikap, sahtecilik gibi suçlar yüz kızartıcı suç kapsamında değerlendirilir. Her ne kadar kanunda kesin bir liste bulunmasa da, yargı içtihatları ve mevzuat hükümleri bu konuda yol gösterici olur.

Yüz Kızartıcı Suçlar Nelerdir?

Türk Ceza Kanunu’nda doğrudan “yüz kızartıcı suç” başlığı altında bir liste bulunmamakla birlikte, uygulamada ve Yargıtay içtihatlarında hangi suçların bu kapsamda değerlendirileceği netleşmiştir. Toplumun genel güvenini ve ahlak düzenini sarsan, kişilerin saygınlığını zedeleyen suçlar yüz kızartıcı suç olarak kabul edilir.

Genel olarak şu suçlar bu kapsama girmektedir:

  • Hırsızlık (TCK m.141 ve devamı)
  • Dolandırıcılık (TCK m.157-158)
  • Rüşvet (TCK m.252)
  • İrtikap (TCK m.250)
  • Evrakta sahtecilik (TCK m.204 ve devamı)
  • İhaleye fesat karıştırma (TCK m.235)
  • Zimmet (TCK m.247)
  • Hileli iflas (TCK m.161)

Bu suçların ortak noktası, bireylerin birbirine ve devlete duyduğu güveni zedelemesidir. Bu nedenle işlenen fiil sadece mağdura zarar vermekle kalmaz, toplumda genel bir güvensizlik yaratır.

Uyuşturucu Yüz Kızartıcı Suç Mu?

Uyuşturucu madde kullanımı, bulundurulması veya ticareti, Türk Ceza Kanunu’nda ayrı başlıklar altında düzenlenmiştir. Bu suçlar doğrudan “yüz kızartıcı suç” olarak tanımlanmamıştır. Ancak Yargıtay kararları ve uygulamada, özellikle uyuşturucu ticareti ve uyuşturucu madde imal etme fiilleri, toplum düzenine ağır zarar verdiği ve kamu güvenini sarstığı için çoğu zaman yüz kızartıcı suç kapsamında değerlendirilmektedir.

Buna karşılık, sadece uyuşturucu madde kullanmak veya kullanmak için bulundurmak fiilleri genellikle yüz kızartıcı suç kapsamında kabul edilmez. Bu eylemler daha çok kişinin kendi sağlığına zarar verdiği bir suç tipi olarak görülür.

Özetle; uyuşturucu ile ilgili suçlarda, fiilin niteliğine göre farklılık vardır. Ticarete veya yaygınlaştırmaya yönelik suçlar yüz kızartıcı olarak görülürken, kişisel kullanım düzeyindeki fiiller genellikle bu kapsamda değerlendirilmez.

Yüz Kızartıcı Suç İşleyen Memur Olabilir Mi?

Türk hukuk sisteminde yüz kızartıcı suç işleyen kişilerin memuriyet hakkı ciddi şekilde kısıtlanmaktadır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48. maddesine göre, devlet memuru olabilmek için belirli suçlardan mahkûm olmamış olmak şarttır. Bu suçlar arasında;

  • Hırsızlık,
  • Dolandırıcılık,
  • Rüşvet,
  • Evrakta sahtecilik,
  • İrtikap, zimmet,
  • İhaleye fesat karıştırma,
  • Hileli iflas

gibi yüz kızartıcı suçlar da yer almaktadır.

Bu kapsamda, bu suçlardan hüküm giyen kişilerin devlet memuru olması mümkün değildir. Hali hazırda memur olan bir kişi yüz kızartıcı suç işler ve mahkûm olursa, memuriyetini kaybeder.

Kısacası, yüz kızartıcı suçlar yalnızca ceza hukuku bakımından değil, aynı zamanda kamu görevine giriş ve meslek hayatı açısından da engel teşkil eden suçlardır.

Yüz Kızartıcı Suç Sicilden Silinir Mi?

Yüz kızartıcı suçlardan alınan mahkûmiyet kararları da adli sicil kaydına işlenir. Ancak Türk hukukunda her adli sicil kaydının belirli şartlar gerçekleştiğinde silinmesi mümkündür.

Adli Sicil Kanunu’na göre;

  • Ceza tamamen infaz edildiğinde,
  • Ceza ertelendiğinde ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı kesinleştiğinde,
  • Genel af veya özel af çıktığında

adli sicil kaydı silinebilir.

Ancak yüz kızartıcı suçlar, özellikle memuriyet ve kamu görevine giriş açısından daha hassas değerlendirilir. Örneğin, hırsızlık veya dolandırıcılık gibi suçlardan hüküm giyen kişiler, sicilleri temizlense dahi memuriyet başvurusunda sıkı bir incelemeye tabi tutulur.

Özetle; yüz kızartıcı suçların sicilden silinmesi mümkündür fakat etkileri yalnızca sicil kaydının silinmesiyle ortadan kalkmaz. Kamu hakları bakımından uzun vadeli sonuçlar doğurmaya devam edebilir.

Zina Yüz Kızartıcı Suç Mu?

Türk Ceza Kanunu’nda zina bir suç olarak düzenlenmemektedir. 2005 yılında yapılan yasal değişikliklerle, zina ceza kanunundan çıkarılmış ve hukuken suç olmaktan çıkmıştır. Bu nedenle zina, ne ceza hukuku açısından bir suçtur ne de “yüz kızartıcı suç” kapsamında değerlendirilebilir.

Bununla birlikte, zina kavramı bazı özel hukuk alanlarında (örneğin boşanma davalarında) önem taşır. Medeni Kanun’a göre zina, boşanma sebebi sayılır ve evlilik birliğinin temelinden sarsılması kapsamında değerlendirilir. Ancak bu durum tamamen aile hukuku ile ilgilidir; zina artık ceza hukuku kapsamında işlenebilecek bir suç değildir.

Dolayısıyla zina, yüz kızartıcı suç kavramı ile doğrudan bağlantılı değildir ve bu kapsamda sayılması mümkün değildir.

Evrakta Sahtecilik Yüz Kızartıcı Suç Mu?

Evet, evrakta sahtecilik Türk Ceza Kanunu’nun 204. maddesinde düzenlenmiş olup uygulamada kesin olarak yüz kızartıcı suç kabul edilmektedir. Çünkü bu suç, toplumun güvenini doğrudan zedeler ve kamu düzenini sarsar.

Evrakta sahtecilik; resmi veya özel bir belgenin sahte olarak düzenlenmesi, değiştirilmesi ya da kullanılması şeklinde işlenebilir. Yargıtay içtihatlarında da, bu suçun işlenmesi kişinin güvenilirliğini ortadan kaldırdığı için hem adli sicil kayıtları hem de memuriyet açısından ağır sonuçlar doğurduğu açıkça belirtilmiştir.

Bu nedenle evrakta sahtecilikten hüküm giymiş bir kişinin devlet memuru olması mümkün değildir. Ayrıca özel sektörde de iş başvurularında olumsuz bir etki yaratır.

Kısacası, evrakta sahtecilik yüz kızartıcı suçlar arasında yer alır ve hem hukuki hem de sosyal yaşam üzerinde kalıcı etkiler bırakır.

author-avatar

About Av. Salih Akbulut

Av. Salih Akbulut, İstanbul Barosu'na kayıtlı avukat (Sicil No: 53074) ve Adalet Bakanlığı sicilinde kayıtlı uzman arabulucudur (Arabuluculuk Sicil No: 11945). 2007'den bu yana Beylikdüzü merkezli AkbulutLegal Hukuk Danışmanlık & Arabuluculuk bürosunda 1000'den fazla dava ve icra dosyasında müvekkil temsili sağlamaktadır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir