Makaleler

Sigorta Girişi Yapılıp Primi Ödenmeyen İşçiler

Sigorta Girişi Yapılıp Primi Ödenmeyen İşçiler

Sigorta girişi yapılıp primi ödenmeyen işçilerin işe giriş bildirgesi SGK’ya verilmiş olsa dahi işveren, her ay verilmesi gereken prim ve hizmet bildirimini yapmamış ya da tahakkuk eden primleri ödememiş olabilir. İşçi çoğu zaman durumu emeklilik başvurusunda, kredi başvurusunda veya hizmet dökümünü incelediğinde fark eder. Bu noktada belirleyici olan tek bir soru vardır: çalışma SGK’ya bildirilmiş mi, yoksa yalnızca işe giriş kaydı mı bulunuyor? İki senaryonun hukuki sonuçları birbirinden tamamen farklıdır.

Öncelikle bilinmesi gereken: Çalışmanız aylık prim ve hizmet bildirimiyle SGK’ya bildirilmişse, işveren primi ödememiş olsa dahi o günler hizmetinizden sayılır. Prim alacağının tahsili Kurum ile işveren arasındaki bir ilişkidir ve işçiye rücu edilmez. Sorun, çalışmanın hiç bildirilmemiş olduğu hâllerde doğar.

Sigorta Girişi ile Prim Ödemesi Arasındaki Fark

İşverenin sosyal güvenlik yükümlülüğü tek bir işlemden ibaret değildir. Birbirini izleyen üç ayrı adım vardır ve her biri ayrı bir sonuç doğurur. Birincisi, çalışanın işe başlamasından önce verilmesi gereken sigortalı işe giriş bildirgesidir. İkincisi, her ay düzenli olarak Kuruma iletilmesi gereken aylık prim ve hizmet bildirimidir (MUHSGK); bu belge, çalışanın o ay kaç gün çalıştığını ve kazancının ne olduğunu gösterir. Üçüncüsü ise tahakkuk eden primlerin fiilen ödenmesidir.

En sık yapılan hata burada başlar. İlk adımın tamamlanmış olması, diğer ikisinin de yerine getirildiği anlamına gelmez. e-Devlet üzerinde “işe giriş” kaydı görünen bir çalışanın hizmet dökümünde o aylara ait gün sayısı hiç bulunmayabilir. İşe giriş bildirgesi yalnızca sigortalılık ilişkisinin başladığını gösterir. Hizmetin kayda geçmesi aylık bildirimle olur. Güvencenin eksiksiz işlemesi ise primin fiilen ödenmesine bağlıdır.

İki Farklı Senaryo: Hangi Durumdasınız?

Sorununuzun hukuki niteliğini ve izleyeceğiniz yolu belirleyen ayrım şudur:

Durum Senaryo A: Bildirim yapılmış, prim ödenmemiş Senaryo B: Çalışma hiç bildirilmemiş
Hizmet dökümü Gün sayısı ve kazanç kayıtlıdır. O döneme ait gün sayısı görünmez.
Hizmetten sayılma Sayılır; emeklilik hesabına dâhil edilir. Sayılmaz; mahkeme kararıyla tespit ettirilmesi gerekir.
Tahsil muhatabı SGK, borcu doğrudan işverenden takip eder. Önce hizmetin tespiti gerekir; ardından Kurum tahsile geçer.
İzlenecek yol SGK’ya bildirimde bulunulur ve süreç takip edilir. Hizmet tespit davası açılır.
Süre sınırı İşçi yönünden hak düşürücü süre bulunmaz. Hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren beş yıl uygulanır.

Hangi senaryoda olduğunuzu öğrenmek zor değildir. e-Devlet üzerinden SGK hizmet dökümünü açmanız yeterlidir. Dökümde ilgili aylara ait gün sayısı görünüyorsa Senaryo A, görünmüyorsa Senaryo B söz konusudur. İşe giriş bildirgesi verilmiş olmasına rağmen aylık bildirim hiç yapılmamışsa, tabloda önemli bir ayrıcalık devreye girer: Yargıtay yerleşik içtihadına göre işe giriş bildirgesinin varlığı hâlinde beş yıllık hak düşürücü süre işlemez. Yıllar önceki bir dönem için dahi dava açma imkânı bu istisnadan doğar.

Sigorta Girişim Var Ama Prim Ödenmemiş: Ne Yapmalıyım?

“SSK girişi var ama prim yatmamış, ne yapmalıyız” sorusu uygulamada en sık sorulan sorulardan biridir. Sürecin doğru sırayla yürütülmesi, hem sonucu hem geçen süreyi belirler. İzlenecek adımlar şunlardır:

  1. Hizmet dökümünüzü inceleyin. e-Devlet üzerinden SGK Tescil ve Hizmet Dökümü sorgulanır; hangi aylarda gün bildirildiği, kazancın ne olarak gösterildiği ve boşluk bulunup bulunmadığı buradan görülür.
  2. Delillerinizi bir araya getirin. İş sözleşmesi, ücret bordroları, banka hesap hareketleri, mesajlaşmalar, vardiya çizelgeleri ve görev yazışmaları saklanmalıdır. Aynı dönemde çalışmış bordrolu iş arkadaşlarının isimleri not edilmelidir.
  3. İşvereninize yazılı olarak başvurun. Sözlü görüşme yerine noter ihtarnamesi veya yazılı bildirim tercih edilmelidir; bu belge sonraki aşamalarda delil değeri taşır.
  4. SGK’ya bildirimde bulunun. ALO 170 hattı, e-Devlet başvuru ekranları, işyerinin bağlı olduğu Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü veya CİMER kanalıyla başvuru yapılabilir.
  5. Hukuki yola başvurun. Çalışma hiç bildirilmemişse hizmet tespit davası açılır. Bildirilmiş ancak prim ödenmemişse, işçinin ayrıca dava açmasına kural olarak gerek kalmaz; Kurum alacağını işverenden takip eder.

Sıralama önemlidir. İşten ayrılmayı düşünüyorsanız önce durumu belgeleyin, sonra fesih adımını atın. Fesih öncesinde toplanan deliller, sonrasında yürütülecek alacak sürecini belirgin biçimde güçlendirir.

Sigorta Primini İşveren Ödemezse Çalışanı Etkiler mi?

Yanıt, hakkın türüne göre değişir. Yaygın kanının aksine bildirilmiş bir çalışmada primin ödenmemesi, işçinin haklarının tamamını ortadan kaldırmaz. Kimi hak etkilenir, kimi hak ise tümüyle korunur.

Sağlık Hizmetlerinden Yararlanma

Hizmet akdiyle çalışan ve 5510 sayılı Kanun m.4/1-a kapsamında bildirilen sigortalılar bakımından sağlık hizmetinden yararlanma şartı, başvuru tarihinden önceki son bir yıl içinde otuz gün prim bildirilmiş olmasıdır. İşverenin Kuruma prim borcu bulunması, bu kapsamdaki işçinin sağlık hakkını engellemez. Uygulamada sıkça karıştırılan “altmış günden fazla borç bulunmaması” şartı, kendi nam ve hesabına çalışanlar ile isteğe bağlı sigortalılar için geçerlidir. Dolayısıyla bildirimi yapılmış bir işçi, işveren primi geciktirmiş olsa dahi hastaneye başvurabilir.

Emeklilik ve Prim Gün Sayısı

Bildirilen günler, primi ödenmemiş olsa bile hizmet dökümünde yer alır ve emeklilik hesabında dikkate alınır. Kurum, tahsil edemediği primi işverenden takip eder; işçiden geri istemez. Buna karşılık çalışma hiç bildirilmemişse o günler kayıtlarda bulunmadığından emeklilik hesabına da girmez. Bu ayrım, emeklilik planlaması yapan herkesin hizmet dökümünü önceden kontrol etmesini gerektirir.

İşsizlik Ödeneği ve Kısa Vadeli Sigorta Kolları

İşsizlik ödeneği bakımından belirleyici olan, işsizlik sigortası priminin bildirilmiş olmasıdır. Bildirim yapılmışsa işçi başvurusunu yapabilir. İş kazası ve meslek hastalığı hâllerinde ise SGK, sigortalıya sağlanacak edimleri yerine getirir ve ödediği tutarları kusurlu işverene rücu eder; işçinin güvencesi bu noktada da korunur.

SGK Primi Ödenmeyen Sigortalının Günleri Sayılır mı?

Yanıt tek bir şeye bağlıdır: bildirim. Aylık prim ve hizmet bildirimi verilmiş, gün sayısı ve kazanç Kuruma bildirilmiş ancak tahakkuk eden prim ödenmemişse, o günler sigortalının hizmetinden sayılır. Kanun, prim alacağının takibini Kuruma bırakmış; sigortalının kazanılmış hizmetini işverenin ödeme davranışına bağlamamıştır. Bildirim hiç yapılmamışsa günler kayda geçmediğinden hizmetten sayılmaz ve tespit yoluna gidilmesi gerekir.

“Primim yatmamış, günlerim yandı” endişesi çoğu dosyada yersizdir. Asıl risk başka yerdedir. Tehlike, primin ödenmemesinde değil; çalışmanın hiç bildirilmemesinde yatar.

SGK Primi Eksik Yatan İşçinin Hakları

Primlerin hiç yatırılmaması kadar eksik yatırılması da hak kaybı doğurur. Uygulamada iki biçimde görülür. Birincisinde gün sayısı eksik bildirilir; ikincisinde kazanç, gerçekte ödenenden düşük gösterilir. Tam zamanlı çalışan bir işçinin ayda on beş gün üzerinden bildirilmesi ya da ücretin bir bölümünün elden ödenip bordroya asgari ücret yazılması bu kapsamdadır.

Eksik bildirim, emeklilik aylığının hesabına esas kazancı düşürdüğü gibi kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve fazla mesai alacaklarının hesabını da etkiler. İşçinin talep edebileceği başlıklar şunlardır:

  • Eksik günlerin ve gerçek kazancın tespiti: Hizmet tespit davasıyla hem gün sayısı hem prime esas kazanç düzeltilebilir.
  • Haklı nedenle fesih ve kıdem tazminatı: Primlerin yatırılmaması veya eksik yatırılması, 4857 sayılı İş Kanunu m.24/II çerçevesinde işçiye derhâl fesih hakkı verir.
  • Ücret ve diğer işçilik alacakları: Ödenmemiş ücret, fazla mesai, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile yıllık izin alacakları ayrıca istenebilir.
  • İşe iade: Otuz ve üzeri işçi çalıştıran işyerlerinde, işçi durumu bildirdiği için çıkarılmışsa işe iade davası gündeme gelir.

Primleri Eksik Yatan İşçi İş Akdini Nasıl Sonlandırır?

Sigorta primlerinin hiç yatırılmaması ya da eksik yatırılması, Yargıtay’ın yerleşik uygulamasında işçi için haklı fesih sebebi kabul edilir. İşçi, 4857 sayılı Kanun m.24/II uyarınca iş sözleşmesini derhâl feshedebilir ve bir yıllık kıdem şartını sağlıyorsa kıdem tazminatına hak kazanır. Feshi işçi gerçekleştirdiğinden ihbar tazminatı talep edilemez; ihbar tazminatı, karşı tarafın bildirim süresine uymadan feshetmesi hâlinde doğar.

Fesih yazılı yapılmalı ve gerekçe açıkça belirtilmelidir. En sık düşülen hata buradadır. Gerçek sebep prim eksikliği olduğu hâlde sade bir istifa dilekçesi imzalayan işçinin kıdem tazminatı hakkı tartışmalı hâle gelir. Noter aracılığıyla gönderilecek bir fesih ihtarnamesi hem tarihi hem gerekçeyi belgelendirir. Fesihten sonra ücret ve tazminat alacakları için önce arabuluculuk başvurusu yapılır; anlaşma sağlanamazsa iş mahkemesinde dava açılır. Tazminat tutarınızı önceden öngörmek için kıdem ve ihbar tazminatı hesaplama sayfamızdan yararlanabilirsiniz.

99 Öncesi Sigorta Girişi Var Ama Prim Ödenmemişse Ne Olur?

Emeklilik mevzuatında sigortalılık başlangıç tarihi belirleyicidir. 8 Eylül 1999 öncesinde sigortalılığı başlayanlar, daha erken emekliliğe imkân tanıyan kademeli düzenlemelerden yararlanır. Bu nedenle çok eski tarihli bir işe giriş kaydının bulunması, primler ödenmemiş olsa dahi belirleyici olur.

İşe giriş bildirgesi verilmiş fakat prim bildirimi yapılmamışsa, sigortalılık başlangıcının ve çalışılan sürelerin mahkeme kararıyla tespit ettirilmesi mümkündür. Bu noktada Yargıtay’ın yerleşik istisnası devreye girer: işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmiş olması hâlinde beş yıllık hak düşürücü süre uygulanmaz. Kurum kayıtlarında sigortalılık ilişkisinin başladığı zaten görüldüğünden, aradan uzun yıllar geçmiş olsa bile dava açma imkânı korunur. Aynı istisna, çalışmanın müfettiş tutanağı gibi resmi bir tespitle kayda geçtiği hâllerde de geçerlidir.

Buna karşılık ne işe giriş bildirgesi ne de resmi bir tespit varsa, hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren işleyen beş yıllık süre uygulanır ve bu süre dolmuşsa dava reddedilir. Dolayısıyla eski dönemlere ilişkin taleplerde ilk yapılması gereken, Kurum kayıtlarında işe giriş bildirgesinin bulunup bulunmadığının araştırılmasıdır.

EYT Kapsamındaki Çalışanlar Bakımından Değerlendirme

Emeklilikte yaşa takılanlara ilişkin düzenlemeden yararlanmanın koşulu, sigortalılık başlangıcının 8 Eylül 1999 öncesine ait olması ve prim gün sayısı ile sigortalılık süresi şartlarının sağlanmasıdır. EYT kapsamında başvuru yapan pek çok kişi, hizmet dökümünü ilk kez bu aşamada incelediği için eksik dönemleri geç fark eder. Bildirilmiş ancak primi ödenmemiş günler dökümde göründüğünden başvuruyu engellemez. Hiç bildirilmemiş dönemler ise gün sayısını düşürür ve kimi dosyada başlangıç tarihini de ileri taşır.

Bu tabloda birkaç aylık bir eksiklik dahi emeklilik tarihini yıllarca öteleyebilir. Başvuru öncesinde dökümün incelenmesi, eksik dönem varsa tespit davasının zamanında açılması gerekir. Dava süreci ortalama bir ila iki yıl sürdüğünden, emeklilik planı yapan kişinin bu süreyi hesaba katması yerinde olur.

Hizmet Tespit Davası Nasıl Açılır?

Çalışması hiç bildirilmemiş ya da eksik bildirilmiş işçinin başvuracağı dava, hizmet tespit davasıdır. Dava iş mahkemesinde görülür ve işverene karşı açılır; SGK davaya re’sen dâhil edilir. İşçilik alacaklarından farklı olarak hizmet tespit davası zorunlu arabuluculuğa tabi değildir, doğrudan açılabilir.

Yargılama kamu düzenini ilgilendirdiğinden mahkeme delilleri kendiliğinden araştırır; işçinin bildirmediği delilleri de toplayabilir. İspat bakımından en güçlü araçlar, aynı dönemde çalışmış bordrolu tanıkların beyanlarıdır. Bunun yanında banka hesap hareketleri, ücret ödeme kayıtları, mesajlaşmalar, vardiya ve puantaj çizelgeleri, işyeri giriş-çıkış kayıtları, sevk irsaliyeleri ve görevle bağlantılı yazışmalar da delil değeri taşır. Dava kabul edildiğinde tespit edilen süreler Kurum kayıtlarına işlenir; prim gün sayısı artar, sigortalılık başlangıcı gerekiyorsa geriye çekilir ve bu süreler kıdem ile ihbar tazminatı hesabında dikkate alınır.

Çalışmanın SGK’ya hiç bildirilmediği hâllerde işveren yönünden doğan idari para cezaları ve diğer yaptırımlar için sigortasız işçi çalıştırma cezası rehberimizi inceleyebilirsiniz.

Eksik Bildirimi İspatlayan Deliller

Kurum kayıtlarında görünmeyen bir çalışmanın ispatı dosyanın kaderini belirler. Mahkeme her türlü hukuka uygun delili değerlendirir. Tek bir belge çoğu zaman yetmez; ancak birbirini doğrulayan kayıtlar bir araya geldiğinde sonuç değişir.

  • Tanık beyanları: Aynı dönemde aynı işyerinde bordrolu olarak çalışmış kişilerin anlatımları en güçlü delildir. Komşu işyerlerinde çalışanlar da tanıklık edebilir.
  • Banka kayıtları: Ücretin düzenli olarak yatırıldığını gösteren hesap hareketleri, çalışmanın sürekliliğini ortaya koyar.
  • İşyeri belgeleri: Vardiya çizelgeleri, puantaj kayıtları, giriş-çıkış kartı verileri ve görev listeleri çalışmanın fiilen sürdüğünü gösterir.
  • Yazışmalar: İş talimatı içeren mesajlar, elektronik posta yazışmaları ve müşteri iletişimi çalışma ilişkisini belgeler.
  • Resmi kayıtlar: Müfettiş tutanakları, kolluk tutanakları ve diğer kamu kurumlarının denetim belgeleri güçlü delil değeri taşır.

Gerçek ücretin bordroda gösterilenden yüksek olduğu iddiasında ise emsal ücret araştırması yapılır; mahkeme meslek odalarından ve sendikalardan görüş ister. Elden yapılan ödemelerin ispatı zor olduğundan, ödeme anlarına ilişkin mesaj veya not tutulması sonradan büyük fark yaratır.

İşveren Sigorta Primini Ödemezse Ne Olur?

Primin süresinde ödenmemesi, işveren bakımından hızla büyüyen bir mali yük doğurur. Kurum alacakları, ödeme süresinin bittiği tarihten itibaren ilk üç aylık sürede her ay için yüzde üç oranında gecikme cezasıyla artırılır; bu tutarlara borç ödeninceye kadar her ay ayrıca gecikme zammı işletilir. Alacak, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre takip edilir; ödenmemesi hâlinde haciz dâhil cebri icra yolları uygulanır.

Mali sonuçlar bununla sınırlı kalmaz. Prim borcu bulunan işveren, sigorta primi teşvik ve indirimlerinden yararlanamaz; kamu ihalelerinde aranan borcu yoktur yazısını alamaz. Aylık bildirimlerin hiç verilmemiş olduğu hâllerde ayrıca 5510 sayılı Kanun m.102 kapsamında idari para cezaları uygulanır. İşyerinin devri hâlinde de sorumluluk sona ermez: devralan işveren, devreden işverenin prim, gecikme cezası ve gecikme zammından oluşan borçlarından müteselsilen sorumludur. Aksi yöndeki sözleşme hükümleri Kuruma karşı geçersizdir.

Primleri ödenmeyen işçi kaza geçirdiğinde SGK koruması devam eder; ayrıntılar için [iş kazası]  makalemizi inceleyebilirsiniz.

Süreçte Sık Yapılan Hatalar

Hak kaybına yol açan davranışların çoğu, süreç başlamadan önce ortaya çıkar. Uygulamada en çok karşılaşılanlar şunlardır:

  • Gerçek sebep yazılmadan istifa edilmesi: Prim eksikliği nedeniyle ayrılan işçinin sade bir istifa dilekçesi imzalaması, kıdem tazminatı hakkını tartışmalı hâle getirir.
  • Sözlü görüşmeyle yetinilmesi: İşverenle yapılan konuşmalar geriye dönük olarak ispatlanamaz. Yazılı bildirim veya noter ihtarnamesi tercih edilmelidir.
  • İbraname içeriğinin okunmadan imzalanması: İşten ayrılırken imzalanan belgeler, alacaklardan feragat sonucu doğurabilir.
  • Delillerin işyerinde bırakılması: Vardiya çizelgeleri, görev listeleri ve yazışmalar ayrılıştan sonra elde edilemez. Ayrılmadan önce kopyalanmalıdır.
  • Sürenin göz ardı edilmesi: Hiç bildirilmemiş dönemlerde beş yıllık hak düşürücü süre kaçırıldığında dava reddedilir.
  • Dökümün hiç incelenmemesi: Sorunun emeklilik başvurusunda fark edilmesi, telafi imkânını daraltır. Yılda bir kez hizmet dökümü kontrol edilmelidir.

Prim Borcu Nedeniyle İşçi Sorumlu Tutulur mu?

Hayır. Prim ödeme yükümlüsü işverendir; sigortalı hissesi ücretten kesilmiş olsa dahi bu tutarı Kuruma yatırma sorumluluğu yine işverene aittir. İşverenin borcu nedeniyle işçiye takip yapılamaz, işçinin hizmetleri silinemez ve kazanılmış hakları geri alınamaz. Kurumun muhatabı işverendir.

Ne Zaman Avukata Başvurmak Gerekir?

Bildirimi yapılmış ancak primi ödenmemiş bir dönem için çoğu zaman SGK’ya yapılacak başvuru yeterli olur. Buna karşılık bazı durumlar teknik bir yargılamayı zorunlu kılar: çalışmanın hiç bildirilmediği ve hizmet tespiti gereken hâller, gerçek ücretin bordrodan yüksek olduğu ve emsal ücret araştırması gereken dosyalar, beş yıllık sürenin işleyip işlemediğinin tartışmalı olduğu eski dönemler, prim eksikliği nedeniyle yapılacak haklı fesihte doğru usulün izlenmesi ve fesih sonrası açılacak alacak davaları bunların başında gelir. Emeklilik başvurusu yaklaşan bir kişide birkaç aylık eksik bildirim dahi hak kaybına yol açabildiğinden, sürecin başında değerlendirme yapılması yerinde olur. İş hukuku alanındaki uyuşmazlıklarınız için  iş hukuku sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Özet ve Değerlendirme

Sigorta girişi yapılıp primi ödenmeyen işçiler bakımından tablo, çoğu kaynakta anlatıldığı kadar karamsar değildir. Çalışma aylık bildirimle SGK’ya bildirilmişse günler hizmetten sayılır, sağlık hakkı devam eder ve prim alacağı doğrudan işverenden takip edilir. Asıl risk, çalışmanın hiç bildirilmemiş olduğu hâllerde ortaya çıkar; bu durumda gün sayısı kayıtlarda görünmez ve hizmet tespit davası gerekir. SGK primi eksik yatan işçi, gerçek kazancını ve gün sayısını tespit ettirebileceği gibi iş sözleşmesini haklı nedenle feshederek kıdem tazminatını da talep edebilir. 1999 öncesine ait bir işe giriş kaydı bulunanlarda ise beş yıllık hak düşürücü sürenin işlemediği istisna, uzun yıllar sonra dahi dava imkânı tanır. İlk adım her zaman aynıdır: e-Devlet üzerinden hizmet dökümünüzü inceleyin, hangi senaryoda olduğunuzu belirleyin ve delillerinizi kaybetmeden hukuki değerlendirme alın.

Sıkça Sorulan Sorular

Sigorta girişim var ama prim ödenmemiş, ne yapmalıyım?

Önce e-Devlet üzerinden SGK hizmet dökümünüzü inceleyin. İlgili aylarda gün sayısı görünüyorsa çalışmanız bildirilmiş demektir; primin tahsili Kurum ile işveren arasında çözülür. Gün sayısı görünmüyorsa çalışma hiç bildirilmemiştir ve hizmet tespit davası gerekir. Her iki hâlde de delillerinizi toplayın ve SGK’ya bildirimde bulunun.

SGK primi ödenmeyen sigortalının günleri sayılır mı?

Aylık prim ve hizmet bildirimi verilmişse günler sayılır; primin ödenmemiş olması sigortalının kazanılmış hizmetini ortadan kaldırmaz. Kurum, tahsil edemediği primi işverenden takip eder. Bildirim hiç yapılmamışsa o günler kayıtlarda bulunmadığından hizmetten sayılmaz ve mahkeme kararıyla tespit ettirilmesi gerekir.

Sigorta primini işveren ödemezse çalışanı etkiler mi?

Bildirilmiş bir çalışmada işçinin hakları büyük ölçüde korunur. Hizmet akdiyle çalışanlarda sağlık hizmetinden yararlanma şartı son bir yılda otuz gün prim bildirilmiş olmasıdır; işverenin borcu bu hakkı engellemez. Emeklilik gün sayısı da bildirim üzerinden işler. Asıl etki, çalışmanın hiç bildirilmediği hâllerde doğar.

SGK’sı ödenmeyen işçi ne yapmalı?

Hizmet dökümü incelenerek durum tespit edilmeli, deliller toplanmalı ve işverene yazılı başvuru yapılmalıdır. Sonuç alınamazsa ALO 170, e-Devlet, SGK il müdürlüğü veya CİMER üzerinden bildirimde bulunulur. Çalışma hiç bildirilmemişse hizmet tespit davası açılır; primler eksikse haklı nedenle fesih ve alacak talepleri değerlendirilir.

Primi ödenmediği için hastaneye gidemez miyim?

Hizmet akdiyle çalışan ve bildirimi yapılmış sigortalılar için sağlık hakkı, son bir yıl içinde otuz gün prim bildirilmiş olmasına bağlıdır. İşverenin prim borcu bu hakkı düşürmez. Sıkça karıştırılan altmış günden fazla borç bulunmama şartı, kendi nam ve hesabına çalışanlar ile isteğe bağlı sigortalılar için geçerlidir.

Primlerim eksik yatıyor, istifa edersem tazminat alabilir miyim?

Primlerin hiç veya eksik yatırılması, 4857 sayılı Kanun m.24/II uyarınca haklı nedenle derhâl fesih sebebidir. Bir yıllık kıdem şartını sağlayan işçi kıdem tazminatına hak kazanır; feshi kendisi yaptığından ihbar tazminatı doğmaz. Fesih yazılı yapılmalı ve gerekçe açıkça belirtilmelidir; sade bir istifa dilekçesi imzalamak hak kaybına yol açar.

99 öncesi sigorta girişim var ama prim ödenmemiş, hakkım var mı?

İşe giriş bildirgesi Kuruma verilmişse beş yıllık hak düşürücü süre uygulanmaz; aradan uzun yıllar geçmiş olsa dahi sigortalılık başlangıcının ve çalışma sürelerinin tespiti için dava açılabilir. Bu tespit, 8 Eylül 1999 öncesi başlangıç tarihine bağlı kademeli emeklilik şartları bakımından belirleyici olur.

Hizmet tespit davasında arabuluculuk zorunlu mu?

Hayır. Hizmet tespit davası zorunlu arabuluculuk kapsamı dışındadır ve doğrudan iş mahkemesinde açılır. Ücret, fazla mesai, kıdem ve ihbar tazminatı gibi işçilik alacakları için ise dava öncesinde arabuluculuk başvurusu zorunludur.

İşveren prim borcunu ödemezse ne gibi yaptırımlarla karşılaşır?

Ödeme süresinin bitiminden itibaren ilk üç ay her ay yüzde üç gecikme cezası, ardından borç ödeninceye kadar gecikme zammı işler. Alacak 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre cebri icra yoluyla takip edilir. İşveren teşviklerden yararlanamaz, borcu yoktur yazısı alamaz; bildirim hiç verilmemişse ayrıca idari para cezası uygulanır.

İşyeri el değiştirirse eski dönem primlerinden kim sorumlu olur?

İşyeri devredildiğinde devralan işveren, devreden işverenin prim, gecikme cezası ve gecikme zammından oluşan borçlarından müteselsilen sorumlu tutulur. Taraflar arasında yapılan aksi yöndeki sözleşme hükümleri Kuruma karşı geçerli değildir; bu durum işçinin hak arayışını etkilemez.

Prim borcu nedeniyle benden ödeme istenebilir mi?

Hayır. Prim ödeme yükümlüsü işverendir; sigortalı hissesi ücretten kesilmiş olsa dahi Kuruma yatırma sorumluluğu işverene aittir. İşverenin borcu nedeniyle işçiye takip yapılamaz ve kazanılmış hizmetleri geri alınamaz.

Hizmet Dökümünüzde Boşluk mu Var?

Eksik bildirilen her dönem, emeklilik tarihinizi ve tazminat hesabınızı doğrudan etkiler. Hizmet tespitinde süre sınırının işleyip işlemediği dosyanıza göre değişir. Av. Salih Akbulut ve ekibi olarak durumunuzu ilk görüşmede değerlendiriyoruz. İstanbul Barosu Sicil No: 53074.

0554 021 09 95  |  WhatsApp

Yasal Uyarı: Bu içerik sigorta primlerinin ödenmemesi ve işçinin hakları hakkında genel bilgilendirme amaçlı olup hukuki tavsiye niteliği taşımaz. İçerik 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu (özellikle m.4, m.67, m.86, m.88, m.89, m.102), 4857 sayılı İş Kanunu m.24, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve yerleşik Yargıtay içtihatları esas alınarak hazırlanmıştır. Her dosya kendine özgü koşullara göre değerlendirilmelidir; somut durumunuz için bir iş hukuku avukatından destek almanız önerilir. Mevzuatın tam metnine Resmî Mevzuat üzerinden ulaşabilirsiniz.

Dosyanız için hukuki destek

Belgelerinizi ve tarihleri bir avukatla birlikte incelemek, süre kaçırma riskini azaltır.

author-avatar

About Av. Salih Akbulut

Av. Salih Akbulut, İstanbul Barosu'na kayıtlı avukat (Sicil No: 53074) ve Adalet Bakanlığı sicilinde kayıtlı uzman arabulucudur (Arabuluculuk Sicil No: 11945). 2007'den bu yana Beylikdüzü merkezli AkbulutLegal Hukuk Danışmanlık & Arabuluculuk bürosunda 1000'den fazla dava ve icra dosyasında müvekkil temsili sağlamaktadır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir