
İstanbul Boşanma Avukatı
Boşanma davası, evliliğin sona ermesinden ibaret bir işlem değildir. Velayetin kime bırakılacağı, nafakanın miktarı, tazminat talepleri ve yıllar içinde edinilen malların paylaşımı aynı süreç içinde şekillenir; verilen kararların sonuçları çoğu zaman ömür boyu hissedilir. İstanbul, Türkiye’de en fazla boşanma davasının görüldüğü şehir olmakla birlikte, adliye yapısı ve mahkeme iş yükü bakımından da kendine özgü koşullar taşır. Bu rehberde boşanma sürecinin nasıl işlediğini, hangi taleplerin baştan ileri sürülmesi gerektiğini, delil kurallarını, İstanbul’da hangi adliyeye başvurulacağını, 2026 avukatlık ücret tarifesini ve ödeme gücü bulunmayanlar için adli yardım yollarını ele alıyoruz.
Av. Salih Akbulut — İstanbul Barosu Sicil No: 53074 · Adalet Bakanlığı Arabulucu Sicil No: 11945
Çalışma alanları: aile hukuku, boşanma, velayet, nafaka, mal rejimi, tazminat ve tanıma-tenfiz davaları.
📞 0554 021 09 95 · ✉️ info@akbulutlegal.com
Boşanma Avukatı Ne Yapar?
Boşanma avukatı İstanbul aramasıyla bu sayfaya ulaşan kişilerin çoğu, vekilin süreçte tam olarak ne yaptığını merak eder. Boşanma avukatının işi dilekçe yazmakla sınırlı değildir. Süreç, birbirine bağlı birçok teknik kararın doğru sırayla alınmasını gerektirir:
- Strateji kurma: Hangi boşanma sebebine dayanılacağı, bu sebebin hangi delillerle ispatlanacağı ve davanın anlaşmalı mı çekişmeli mi yürütüleceği baştan belirlenir.
- Talepleri eksiksiz saptama: Nafaka, maddi ve manevi tazminat, velayet, ziynet eşyası ve mal rejimi talepleri dava dilekçesinde ileri sürülmelidir; sonradan ekleme her zaman mümkün olmaz.
- Geçici koruma sağlama: Tedbir nafakası, geçici velayet, aile konutunun tahsisi ve malvarlığı üzerine ihtiyati tedbir talepleri dava süresince güvence oluşturur.
- Delil yönetimi: Delillerin hukuka uygun biçimde toplanması, süresinde sunulması ve karşı tarafın delillerine itiraz edilmesi sonucu doğrudan etkiler.
- Duruşma ve tanık süreci: Tanıkların doğru vakıalara ilişkin dinletilmesi, sosyal ve ekonomik durum araştırmasının takibi, bilirkişi raporlarına itiraz.
- Karar sonrası: İstinaf başvurusu, kararın kesinleştirilmesi, nüfus işlemleri ve nafakanın tahsili için icra takibi.
Boşanma Avukatı Nasıl Seçilir? Nelere Dikkat Etmeli?
İnternette “en iyi boşanma avukatı” arayışı yaygın olmakla birlikte, hukukta objektif bir “en iyi” ölçütü bulunmaz; nitekim avukatların üstünlük iddiasında bulunması meslek kurallarına da aykırıdır. Doğru soru, dosyanız bakımından uygun vekilin nasıl belirleneceğidir. Değerlendirmede şu ölçütler işe yarar:
- Aile hukuku alanında fiilen çalışıyor olması. Aile mahkemesi uygulaması, sosyal inceleme raporlarının okunması ve mal rejimi tasfiyesi ayrı bir birikim gerektirir.
- İlk görüşmede gerçekçi değerlendirme yapması. Sonucu garanti eden değil, dosyanın güçlü ve zayıf yönlerini açıkça söyleyen yaklaşım güvenilirdir. Avukatlık meslek kuralları da sonuç taahhüdünü yasaklar.
- Ücretin yazılı sözleşmeye bağlanması. Avukatlık ücret sözleşmesi yazılı yapılmalı; ücretin kapsamı, hangi işleri içerdiği ve masrafların nasıl karşılanacağı açıkça gösterilmelidir.
- İletişim düzeninin belirlenmiş olması. Duruşma sonuçları ve ara kararlar hakkında bilgilendirmenin nasıl yapılacağı baştan konuşulmalıdır.
- Baro kaydının doğrulanabilmesi. Avukatın bağlı olduğu baro ve sicil numarası sorulabilir; barolar bu bilgiyi teyit eder.
- Dosyayı bizzat takip edecek kişinin belli olması. Görüşmeyi yapan avukat ile duruşmalara girecek avukatın aynı kişi olup olmadığı sorulmalıdır.
Uzaklık tek başına belirleyici değildir. Duruşmalar dışındaki iş ve işlemler elektronik ortamda yürütülebildiğinden, İstanbul’un farklı ilçelerinde ya da başka şehirlerde yaşayan kişiler de vekillik ilişkisi kurabilir.
Boşanmak İsteyen Kişi İlk Ne Yapmalı, İlk Nereye Gidilir?
Boşanma kararı verildiğinde ilk durak nüfus müdürlüğü veya karakol değil, aile mahkemesidir; dava, dava dilekçesinin adliyedeki tevzi bürosuna sunulmasıyla açılır. Buna karşılık dilekçeyi vermeden önce tamamlanması gereken bir hazırlık aşaması vardır:
- Boşanma sebebini ve delilleri belirleyin. Hangi olguya dayanacağınız ve bunu nasıl ispatlayacağınız stratejinin temelidir.
- Delilleri kaybetmeden toplayın. Mesaj kayıtları, e-postalar, banka hareketleri ve tanık bilgileri zamanla ulaşılamaz hâle gelir.
- Mali durumu belgeleyin. Gelir belgeleri, tapu ve araç kayıtları, banka hesapları; nafaka ve mal paylaşımı taleplerinin dayanağıdır.
- Taleplerinizi eksiksiz saptayın. Nafaka, tazminat, velayet, ziynet ve mal rejimi talepleri baştan belirlenmelidir.
- Vekâletname düzenletin. Boşanma davası için noterden özel yetki içeren vekâletname gerekir; yurt dışında bulunanlar konsolosluktan düzenletebilir.
İstanbul’da Boşanma Davası Nerede Açılır?
Yetki kuralı Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenmiştir: dava, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesinde açılır. Bu kural, eşlerden biri başka bir şehre taşınmış olsa dahi davanın eski ortak konutun bulunduğu yerde açılabilmesine imkân tanır.
Avrupa Yakası ve Anadolu Yakası Adliyeleri
İstanbul tek bir adliyeden ibaret değildir; her ilçe belirli bir adliyeye bağlıdır ve aile mahkemeleri bu adliyeler bünyesinde görev yapar. Avrupa yakasında İstanbul (Çağlayan), Bakırköy, Küçükçekmece, Büyükçekmece ve Gaziosmanpaşa adliyeleri; Anadolu yakasında İstanbul Anadolu (Kartal) adliyesi ile Kadıköy ve Silivri gibi bağlı birimler hizmet vermektedir. Örneğin Beylikdüzü, Esenyurt, Büyükçekmece ve Avcılar’da ikamet edenlerin dosyaları Büyükçekmece Adliyesi’nde; Ümraniye, Kadıköy, Kartal ve Pendik’te oturanların dosyaları İstanbul Anadolu Adliyesi’nde görülür.
Hangi adliyenin yetkili olduğunun baştan doğru belirlenmesi zaman kaybını önler: yetkisiz mahkemede açılan dava, karşı taraf yetki itirazında bulunursa dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesiyle sonuçlanır ve süreç uzar. Beylikdüzü ve çevresindeki dosyalar için Beylikdüzü boşanma avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Anlaşmalı Boşanma
Anlaşmalı boşanma, şartları sağlandığında çoğunlukla tek duruşmada sonuçlanan en hızlı yoldur. Kanun üç şart arar: evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, eşlerin birlikte başvurması veya bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi ve hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerini serbestçe açıkladığına kanaat getirmesi.
Protokolün Önemi
Sürecin belirleyici belgesi boşanma protokolüdür. Protokolde velayet, kişisel ilişki günleri ve saatleri, iştirak ve yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat ile mal paylaşımı düzenlenir. Uygulamada en sık karşılaşılan sorun, protokolün infaz kabiliyeti taşımamasıdır: “taraflar görüşme konusunda kendi aralarında anlaşacaktır” gibi belirsiz ifadeler, yıllar sonra icra edilemeyen ve yeni davalara yol açan maddelerdir. Nafakanın her yıl hangi oranda artırılacağı protokolde gösterilmezse, ilerleyen yıllarda ayrıca artırım davası açmak gerekir.
Hâkim protokolü aynen onaylamak zorunda değildir; özellikle çocuğun yararına aykırı gördüğü düzenlemelerde değişiklik önerebilir. Taraflar bu değişikliği kabul etmezse dava çekişmeliye döner. Anlaşmalı boşanmanın ayrıntıları için anlaşmalı boşanma rehberimize bakabilirsiniz.
Anlaşmalı Boşanma Avukatı ve Tek Vekil Meselesi
Anlaşmalı boşanma avukatı arayışındaki kişilerin en sık sorduğu soru, tek avukatla ilerlenip ilerlenemeyeceğidir. Bir avukat, menfaat çatışması nedeniyle her iki eşi aynı anda temsil edemez. Uygulamada bir eş vekille temsil edilirken diğeri duruşmaya bizzat katılır. Protokolü hazırlayan avukat kendi müvekkilinin menfaatlerini gözeteceğinden, karşı tarafın hazırladığı bir protokolü imzalamadan önce bağımsız bir hukuki değerlendirme almak yerinde olur. Anlaşmalı boşanmada avukat tutmak zorunlu değildir; ancak protokol sonradan tek taraflı olarak değiştirilemediğinden, hatalı düzenlenen bir madde kalıcı sonuç doğurur.
Çekişmeli Boşanma ve Kusur Meselesi
Taraflar boşanma iradesinde veya sonuçlarında uzlaşamadığında dava çekişmeli yürür. Dayanak, kanunda sayılan özel sebepler (zina, hayata kast ve pek kötü muamele, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk, akıl hastalığı) veya genel sebep olan evlilik birliğinin temelinden sarsılmasıdır.
Çekişmeli davanın merkezinde kusur vardır ve kusur dağılımı yalnızca boşanma kararını değil mali sonuçları da belirler. Maddi ve manevi tazminat isteyebilmek için talep eden eşin kusursuz veya daha az kusurlu olması; yoksulluk nafakası isteyebilmek için ise kusurunun diğer eşten ağır olmaması gerekir. Bu nedenle hangi vakıanın hangi delille ispatlanacağının önceden planlanması, davanın en kritik aşamasıdır. Sürecin genel işleyişi için boşanma davası nasıl açılır rehberimizi inceleyebilirsiniz.
Boşanma Davasını Kim Açarsa Avantajlı Olur?
Yaygın kanının aksine, davayı önce açmak kendiliğinden bir üstünlük sağlamaz. Mahkeme, davacı ile davalıyı eşit koşullarda değerlendirir ve kararını kusur durumu ile delillere göre verir. Davalı taraf da cevap dilekçesiyle karşı dava açarak kendi taleplerini ileri sürebilir.
Buna karşılık davayı açan tarafın pratikte iki avantajı olabilir: dosyayı hazırlıklı biçimde açtığı için delillerini önceden toplamış olur ve yetkili mahkeme seçiminde ilk tercihi kullanır. Bunun dışında “önce davranan kazanır” biçiminde bir kural bulunmamaktadır.
Bir Taraf Boşanmak İstemezse Ne Olur?
Boşanma için karşı tarafın rızası şart değildir. Kanunda sayılan bir boşanma sebebi ispatlandığında mahkeme boşanmaya karar verir; bu durumda dava çekişmeli yürür ve delillerin gücü belirleyici olur.
Davanın reddedilmesi hâlinde de yol kapanmaz: karar kesinleştikten sonra üç yıl boyunca ortak hayat yeniden kurulamamışsa, eşlerden birinin talebi üzerine evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılacağı kabul edilir ve boşanmaya karar verilir. Bu hüküm, uzun süredir fiilen ayrı yaşayan eşler bakımından önemli bir imkândır.
Boşanma Sebepleri: Özel ve Genel Sebepler
Türk Medeni Kanunu boşanma sebeplerini ikiye ayırır. Özel sebepler kanunda tek tek sayılmıştır ve ispatlandığında hâkim kural olarak boşanmaya karar verir. Genel sebep ise evlilik birliğinin temelinden sarsılmasıdır ve uygulamadaki davaların büyük bölümü bu hükme dayanır.
Zina
Eşlerden birinin evlilik birliği devam ederken başka biriyle cinsel ilişkiye girmesi hâlinde diğer eş dava açabilir. Dava hakkı, zinayı öğrenmeden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle düşer. Affeden eşin dava hakkı da ortadan kalkar; af, açık bir beyanla olabileceği gibi davranışlardan da anlaşılabilir. Bu nedenle sadakatsizliği öğrendikten sonra ortak hayata devam edilmesi, sonradan bu sebebe dayanılmasını güçleştirir.
Zinası ispatlanan eşten istenebilecek maddi ve manevi tazminatın ölçütlerini zina davası tazminat miktarı rehberimizde açıkladık.
Hayata Kast, Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış
Eşin öldürülmeye teşebbüs edilmesi, sürekli şiddet uygulanması veya insan onuruna aykırı muamelede bulunulması bu kapsamdadır. Dava süresi, sebebin öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her hâlde olayın üzerinden beş yıldır. Bu tür olaylarda kolluk ve hastane kayıtları ile darp raporları belirleyici delil değeri taşır; olay yaşandığında rapor alınması sonradan telafisi güç bir eksikliği önler.
Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme
Eşlerden birinin küçük düşürücü bir suç işlemesi veya haysiyetsiz bir hayat sürmesi ve bu nedenle diğer eşten birlikte yaşamasının beklenemeyecek olması hâlinde dava açılabilir. Bu sebepte hak düşürücü süre bulunmaz; durum devam ettiği sürece dava açılabilir.
Terk
Eşlerden biri evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek üzere ortak konutu terk eder ve bu durum en az altı ay sürerse, terk edilen eş dava açabilir. Ancak burada usul kritiktir: terk eden eşe hâkim veya noter aracılığıyla ihtar gönderilmesi ve ihtardan itibaren iki ay içinde dönmemesi gerekir. İhtar usulüne uygun yapılmazsa dava reddedilir; uygulamada terk sebebine dayanan davaların reddedilme sebebi çoğunlukla budur.
Akıl Hastalığı
Eşlerden birinin akıl hastası olması ve bu yüzden ortak hayatın diğer eş için çekilmez hâle gelmesi, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla belgelenmesi koşuluyla boşanma sebebidir.
Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması
Uygulamadaki davaların çoğu bu hükme dayanır. Ortak hayatın sürdürülmesinin taraflardan beklenemeyecek derecede sarsılmış olması yeterlidir; şiddetli geçimsizlik, güven sarsıcı davranışlar, ekonomik şiddet, ailelerin müdahalesi ve ilgisizlik bu kapsamda değerlendirilir. Davacının kusuru daha ağırsa davalının itiraz hakkı vardır; ancak bu itirazın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olması ve evlilikte korunmaya değer bir menfaat kalmamışsa hâkim yine boşanmaya karar verebilir.
Boşanma Davasının Aşamaları
Dava dilekçesinin sunulmasından kararın kesinleşmesine kadar süreç belirli aşamalardan geçer:
| Aşama | Bu aşamada ne olur? |
|---|---|
| 1. Dilekçeler teatisi | Dava dilekçesi, cevap, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı sunulur. Vakıalar bu aşamada ileri sürülmelidir. |
| 2. Ön inceleme | Dava şartları ve ilk itirazlar incelenir, uyuşmazlık konuları belirlenir, taraflar sulhe teşvik edilir. |
| 3. Tahkikat | Tanıklar dinlenir, belgeler toplanır, sosyal ve ekonomik durum araştırması ile gerekiyorsa sosyal inceleme raporu alınır. |
| 4. Sözlü yargılama | Taraflar son beyanlarını sunar; talepler netleştirilir. |
| 5. Karar | Hüküm kurulur; gerekçeli karar yazılıp taraflara tebliğ edilir. |
| 6. İstinaf ve kesinleşme | Tebliğden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir; başvurulmazsa karar kesinleşir ve nüfusa işlenir. |
İlk Duruşmada Ne Olur?
Anlaşmalı boşanmada ilk duruşma çoğunlukla tek duruşmadır: hâkim tarafları ayrı ayrı dinler, protokolü okur, iradelerin serbest olup olmadığını değerlendirir ve uygun görürse boşanmaya karar verir. Çekişmeli davada ise ilk duruşma ön inceleme duruşmasıdır; burada esasa girilmez, uyuşmazlık konuları belirlenir ve deliller için süre verilir. Tarafların ilk duruşmada “her şeyin karara bağlanacağı” beklentisiyle gelmesi yaygın bir yanılgıdır.
Tanıklar ve Sosyal İnceleme Raporu
Aile mahkemesinde tanık, en sık başvurulan delildir. Tanıkların hangi vakıaya ilişkin dinletileceği dilekçede gösterilmelidir; genel ifadelerle dinletilen tanık beyanları hükme esas alınmayabilir. Yakın akrabalar da tanıklık yapabilir; beyanları yakınlık dikkate alınarak değerlendirilir.
Velayet talebi bulunan dosyalarda mahkeme, pedagog, psikolog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzmanlardan sosyal inceleme raporu alır. Uzmanlar ev ziyareti yapabilir, ebeveynler ve çocukla görüşür, okul ve sağlık kayıtlarını inceler. Rapor hâkimi bağlamaz ancak uygulamada belirleyici ağırlık taşır; rapora karşı gerekçeli itiraz sunulması ve gerekirse yeni rapor talep edilmesi mümkündür.
Delil Kuralları: Neyi Kullanabilirsiniz?
Aile mahkemesinde her iddia delille ispatlanır. Kabul gören deliller arasında mesajlaşma ve e-posta kayıtları, banka ekstreleri, fotoğraf ve video kayıtları, tanık beyanları, kolluk ve hastane kayıtları ile sosyal medya paylaşımları yer alır. Otel ve seyahat kayıtları gibi üçüncü kişilerdeki belgeler mahkeme aracılığıyla getirtilebilir.
Ortak konutta bulunan belgeler, tarafların birlikte kullandığı alanlarda elde edilen kayıtlar ve kendiliğinden ulaşan iletiler bakımından değerlendirme somut olaya göre yapılır. Elinizdeki bir kaydı dosyaya sunmadan önce hukuki niteliğinin değerlendirilmesi gerekir.
Dava Süresince Geçici Koruma Tedbirleri
Hâkim, dava süresince eşlerin ve çocukların korunması için gerekli tedbirleri kendiliğinden alır. Talep edilmesi hâlinde bu tedbirler dava dilekçesiyle birlikte istenebilir:
| Tedbir | Kapsamı |
|---|---|
| Tedbir nafakası | Dava süresince ekonomik güçlük yaşayacak eşe ve çocuklara bağlanır; kusur aranmaz. |
| Geçici velayet | Çocuğun dava boyunca kimin yanında kalacağı ve görüşme düzeni belirlenir. |
| Aile konutunun tahsisi | Barınma ihtiyacı ağır basan eşe konutun kullanımı bırakılır; tapunun kimin üzerine kayıtlı olduğu belirleyici değildir. |
| İhtiyati tedbir | Mal kaçırma ihtimaline karşı taşınmazlar ve araçlar üzerine konulur. |
| Aile konutu şerhi | Tapuya işlenir; konutun diğer eşin rızası olmadan devrini engeller. |
Tedbir nafakasının miktarına itiraz mümkündür ve süreye tabidir; ayrıntılar için tedbir nafakasına itiraz sayfamıza bakabilirsiniz.
Velayet Kime Verilir? Ölçütler ve Sosyal İnceleme
Velayette ölçüt ebeveynlerin talebi değil çocuğun üstün yararıdır. Mahkeme uzmanlardan oluşan heyetten sosyal inceleme raporu alır; çocuğun yaşı, alışkanlıkları, eğitim düzeni, kardeşleriyle bağı ve ebeveynlerin bakım kapasitesi değerlendirilir. İdrak çağındaki çocuklar hâkim veya uzman tarafından dinlenir ve görüşleri karara etki eder.
Velayet kendisine bırakılmayan ebeveyn, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında iştirak nafakasıyla katılır. Kişisel ilişki günlerinin kararda gün ve saat olarak açıkça yazılması önemlidir; belirsiz düzenlemeler infaz aşamasında uyuşmazlık doğurur. Velayet ölçütleri için çocuğun velayeti kime verilir rehberimizi inceleyebilirsiniz.
Nafaka Türleri
Boşanma sürecinde üç nafaka türü gündeme gelir. Tedbir nafakası dava süresince ödenir ve kusur aranmaz. İştirak nafakası çocuk için, velayet kendisine verilmeyen ebeveyn tarafından ödenir; çocuk ergin oluncaya kadar, eğitimi devam ediyorsa öğrenimi süresince sürer. Yoksulluk nafakası boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eşe bağlanır; talep eden eşin kusuru diğerinden ağır olmamalıdır.
Miktar; tarafların geliri, çocuğun ihtiyaçları, evlilik süresince sürdürülen yaşam standardı ve hakkaniyet gözetilerek belirlenir. Nafaka her yıl belirlenen oranda artırılabilir; kararda artış oranı gösterilmemişse ayrıca artırım davası açılması gerekir. Hesabın işleyişi için nafaka rehberimize bakabilirsiniz.
Maddi ve Manevi Tazminat
Boşanmada kusursuz veya daha az kusurlu olan eş, mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenmişse maddi tazminat isteyebilir. Kişilik hakkı saldırıya uğrayan eş ise manevi tazminat talep edebilir. Her iki talep de boşanma davası içinde ileri sürülebileceği gibi, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde ayrı dava olarak da açılabilir.
Tazminat miktarı; kusurun ağırlığı, tarafların ekonomik durumu, evliliğin süresi ve olayın niteliğine göre hâkim tarafından takdir edilir. Aldatma iddialarında üçüncü kişiye karşı tazminat talebi bakımından ise Yargıtay uygulaması sınırlayıcıdır; bu tür taleplerin dosya bazında değerlendirilmesi gerekir.
Mal Rejiminin Tasfiyesi ve Katılma Alacağı
Mal paylaşımı, boşanma davasının içinde değil ayrı harçlandırılan bağımsız bir davada görülür ve boşanma kararının kesinleşmesinden sonra karara bağlanır. 1 Ocak 2002’den sonraki evliliklerde yasal rejim edinilmiş mallara katılma rejimidir: evlilik içinde emekle edinilen mallar kural olarak eşit paylaşılır.
Edinilmiş malların nasıl paylaşıldığını, katılma alacağının hesabını ve güncel Yargıtay içtihatlarını boşanmada mal paylaşımı rehberimizde ayrıntılarıyla açıkladık.
Evlilik öncesi mallar, miras ve bağış yoluyla edinilenler, manevi tazminat alacakları ve kişisel kullanım eşyaları kişisel mal sayılır ve paylaşım dışındadır. 2002 öncesinde kurulan evliliklerde ise o tarihe kadarki dönem bakımından mal ayrılığı rejimi geçerlidir; bu ayrım İstanbul’daki uzun süreli evliliklerde sonucu belirgin biçimde etkiler. Dava süresince mal kaçırma ihtimaline karşı ihtiyati tedbir talep edilmesi, hakkın korunması bakımından belirleyicidir.
Boşanmada Arabuluculuk Mümkün mü?
Bu konuda yaygın bir kavram karışıklığı bulunmaktadır. Doğru cevap ikiye ayrılır:
Boşanmanın kendisi arabuluculuğa elverişli değildir. Arabuluculuk, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıklarda mümkündür. Boşanma, velayet ve soybağı gibi kişi hâline ilişkin konular kamu düzenini ilgilendirdiğinden bu kapsamda değildir; evliliğin sona ermesine yalnızca mahkeme karar verebilir. Aile hukukunda dava şartı olarak zorunlu arabuluculuk da öngörülmemiştir.
Buna karşılık boşanmanın mali sonuçları arabuluculuğa açıktır. Mal rejiminin tasfiyesi, katılma alacağı, değer artış payı, katkı payı alacağı, ziynet eşyası talepleri ve boşanma kesinleştikten sonra ileri sürülen maddi ve manevi tazminat istemleri ihtiyari arabuluculuk yoluyla çözülebilir. Bu, özellikle taşınmaz değerlerinin yüksek olduğu İstanbul dosyalarında pratik bir imkân sunar: yıllar sürebilecek bir tasfiye davası yerine, taraflar birkaç oturumda anlaşabilir.
Arabuluculuk sonucunda düzenlenen anlaşma belgesi, taraflar ve avukatları ile arabulucu tarafından birlikte imzalandığında icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılır; yani mahkeme kararı gibi doğrudan icraya konulabilir. Büromuz Adalet Bakanlığı arabulucu siciline kayıtlı olduğundan, uygun dosyalarda bu seçenek de değerlendirilmektedir.
Önemli bir sınır vardır: aile içi şiddet iddiası taşıyan uyuşmazlıklarda arabuluculuk yolu uygun değildir. Taraflar arasında güç dengesizliği bulunan bu tür dosyalarda süreç mahkeme denetiminde yürütülmelidir.
Yabancılık Unsuru Taşıyan Boşanmalar
İstanbul’da görülen dosyaların önemli bir bölümü yabancılık unsuru taşır. Eşlerden birinin yabancı uyruklu olması, evliliğin yurt dışında yapılmış olması veya tarafların yurt dışında yaşaması bu kapsamdadır.
Yurt dışındaki bir mahkemede verilen boşanma kararı, Türkiye’de tanınmadıkça nüfus kayıtlarına işlenmez ve kişi Türkiye’de evli görünmeye devam eder. Bu durum yeniden evlenme, miras ve nüfus işlemlerinde sorun doğurur. Karar, tanıma davasıyla veya koşulları varsa eşlerin birlikte başvurusu üzerine nüfus müdürlüklerince idari yoldan Türkiye’de geçerli hâle getirilir. Kararda nafaka veya tazminat gibi icra edilmesi gereken hükümler varsa tanıma değil tenfiz davası açılması gerekir.
Karardan Sonra: Nafakanın Tahsili ve Çocuk Teslimi
Boşanma kararı alınmasıyla süreç bitmez; hükmün fiilen uygulanması ayrı bir aşamadır ve uygulamadaki uyuşmazlıkların önemli bölümü buradan doğar.
Nafaka Ödenmezse Ne Olur?
Nafaka hükmü ilam niteliğindedir ve ödenmemesi hâlinde icra takibi başlatılabilir. Bunun ötesinde İcra ve İflas Kanunu, nafaka borcuna özel bir yaptırım öngörür: nafaka hükmüne uymayan borçlu, alacaklının şikâyeti üzerine icra ceza mahkemesince üç aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılır. Bu hapis bir ceza değil zorlama tedbiridir; borç ödendiğinde infaz durdurulur ve kişi tahliye edilir.
Şikâyet hakkı süreye tabidir: ihlalin öğrenilmesinden itibaren üç ay ve her hâlde ihlalin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl içinde kullanılmalıdır. Yalnızca işlemiş nafaka borçları için tazyik hapsi istenebilir; birikmiş nafaka alacağı ise genel icra takibiyle tahsil edilir.
Çocuk Teslimi ve Kişisel İlişkinin Kurulması
Bu alanda çoğu kaynakta hâlâ eski bilgi yer aldığından özellikle vurgulamak gerekir: icra yoluyla çocuk teslimi uygulaması 2022 yılında sona ermiştir. 7343 sayılı Kanunla 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’na eklenen hükümler uyarınca çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam ve tedbir kararları artık icra dairelerince değil, adliyeler bünyesindeki adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüklerince yerine getirilmektedir.
Yeni usulün işleyişi şöyledir: hak sahibi ebeveyn müdürlüğe başvurur; başvuru ücretsizdir. Müdürlükte psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacılardan oluşan uzmanlar görevlendirilir ve teslim işlemleri, çocuğun üstün yararı gözetilerek düzenlenmiş çocuk görüşme merkezlerinde gerçekleştirilir. Çocuğu teslim alacak ebeveyn, geleceğini teslim saatinden en az kırk sekiz saat önce müdürlüğe bildirmek zorundadır. Teslim yükümlülüğüne aykırı davranan tarafa şikâyet üzerine disiplin hapsi uygulanabilir.
Bu değişikliğin amacı, çocuğun icra memuru eşliğinde alınmasının yol açtığı ikincil örselenmeyi önlemektir. Kişisel ilişki kararının gün ve saat olarak açık yazılmış olması, bu yeni usulde de sürecin sorunsuz işlemesinin ön koşuludur.
Velayetin Değiştirilmesi
Velayet kararı kesin ve değişmez değildir. Velayet kendisine verilen ebeveynin çocuğun sağlık, eğitim veya ahlak bakımından yararını tehlikeye düşürmesi, çocukla kişisel ilişkiyi sürekli engellemesi, başka şehre taşınarak düzeni bozması veya bakım yükümlülüğünü yerine getirmemesi hâlinde velayetin değiştirilmesi davası açılabilir. Çocuğun idrak çağına gelip tercihini değiştirmesi de yeniden değerlendirme sebebidir. Bu davada da ölçüt yine çocuğun üstün yararıdır ve sosyal inceleme raporu alınır.
Boşanmanın Miras ve Sosyal Güvenlik Haklarına Etkisi
Boşanma kararının kesinleşmesiyle eşler birbirinin yasal mirasçısı olmaktan çıkar; boşanmadan önce yapılmış ölüme bağlı tasarruflarla sağlanan haklar da aksi anlaşılmadıkça ortadan kalkar. Buna karşılık dava sürerken eşlerden biri vefat ederse miras hakkı devam eder; ancak davaya devam edilmesi ve kusurun ispatlanması hâlinde sağ kalan eş mirasçılıktan çıkabilir.
Sosyal güvenlik bakımından, boşanan eş sağlık hizmetlerinden eski eşi üzerinden yararlanmaya devam edemez; kendi sigortalılığı veya genel sağlık sigortası kapsamında hareket etmesi gerekir. Çocuklar bakımından ise sağlık güvencesi, velayet kimde olursa olsun sigortalı ebeveyn üzerinden sürer. Ölüm aylığı bağlanmış boşanmış eşin yeniden evlenmesi hâlinde aylık kesilir; bu husus, boşanma sonrası mali planlamada gözden kaçırılmaması gereken bir ayrıntıdır.
Boşanma Avukatı Ücretleri (2026)
Avukatlık ücreti taraflarca serbestçe kararlaştırılır; ancak alt sınırı her yıl Türkiye Barolar Birliği tarafından hazırlanan ve Resmî Gazete’de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi belirler. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesi uyarınca tarifenin altında ücret kararlaştırılamaz; altında yapılan anlaşma tarifeye göre kararlaştırılmış sayılır. Bu nedenle “en ucuz avukat” arayışı hukuken karşılığı bulunmayan bir ölçüttür.
Maktu ve Nispi Ücret Ayrımı
Konusu para ile ölçülemeyen davalarda maktu, para ile ölçülebilen davalarda nispi ücret uygulanır. Boşanma, velayet ve tanıma-tenfiz davaları maktu ücrete tabidir. 4 Kasım 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 2025-2026 tarifesine göre aile mahkemelerinde görülen davalar için öngörülen maktu asgari ücret 45.000 TL‘dir.
Mal rejiminin tasfiyesi, katkı payı ve ziynet alacağı gibi konusu para olan davalarda ise ücret dava değeri üzerinden kademeli oranlarla hesaplanır. Nispi ücrette önemli bir üst sınır bulunur: Avukatlık Kanunu uyarınca dava değeri üzerinden kararlaştırılan ücret, dava konusu değerin yüzde yirmi beşini aşamaz.
Ücreti Etkileyen Unsurlar
- Davanın anlaşmalı mı çekişmeli mi yürütüleceği,
- Mal paylaşımı gibi ayrı bir dava açılıp açılmayacağı ve bu davanın değeri,
- Dosyanın delil ve tanık yükü ile duruşma sayısı,
- Yabancılık unsuru bulunup bulunmadığı,
- İstinaf ve temyiz aşamalarının ayrıca ücrete tabi olması.
Avukatlık ücret sözleşmesinin yazılı yapılması ve ücretin kapsamının açıkça gösterilmesi, sonradan doğabilecek uyuşmazlıkları önler.
Mahkeme Masrafları Ayrıdır
Avukatlık ücretinden bağımsız olarak yargılama giderleri de ödenir: başvurma harcı, peşin harç, vekâlet suret harcı ve gider avansı. Gider avansı; tebligat, bilirkişi, tanık ve müzekkere masraflarını karşılamak üzere alınır ve dava uzarsa ek avans istenebilir. Bu kalemler avukata değil mahkeme veznesine yatırılır. Harç ve avans tutarları her yıl güncellenir; güncel tutarlar adliye veznelerinden veya UYAP üzerinden öğrenilebilir.
Ücretsiz Boşanma Avukatı: Adli Yardım ve Adli Müzaharet
Ödeme gücü bulunmayan kişiler için iki ayrı yol öngörülmüştür ve bunlar sıklıkla karıştırılır:
- Adli yardım (baro): Avukat ücretini karşılayamayacak durumda olanlar, bulundukları yerin barosuna başvurarak ücretsiz avukat görevlendirilmesini isteyebilir. İstanbul’da başvuru İstanbul Barosu Adli Yardım Merkezi’ne yapılır. Başvuruda gelir durumunu gösteren belgeler istenir.
- Adli müzaharet (mahkeme): Yargılama giderlerini karşılayamayacak durumda olanlar, mahkemeden harç ve masraflardan geçici muafiyet talep edebilir. Bu talep dava dilekçesiyle birlikte veya sonradan ileri sürülebilir.
İki yol birlikte kullanılabilir: baro adli yardımla avukat görevlendirilirken, mahkemeden de adli müzaharet talep edilebilir. Her iki başvuruda da ihtiyaç durumunun belgelenmesi gerekir.
Boşanma Davası Ne Kadar Sürer?
Anlaşmalı boşanma, şartların sağlanması hâlinde çoğunlukla tek duruşmada sonuçlanır. Kararın yazılması, tebliği ve kesinleşmesiyle birlikte toplam süre birkaç ayı bulabilir.
Çekişmeli davalarda süre; tanık sayısına, sosyal ve ekonomik durum araştırmasına, sosyal inceleme raporuna, bilirkişi incelemelerine ve mahkemenin iş yüküne göre değişir. İstanbul adliyelerindeki dosya yoğunluğu, duruşma aralıklarının diğer illere kıyasla uzun olmasına yol açabilir. İstinaf aşaması eklendiğinde toplam süre daha da uzar. Delillerin eksiksiz ve süresinde sunulması, gereksiz ara kararları önleyerek takvimi kısaltan başlıca etkendir.
Karar Kesinleştikten Sonra: Nüfus, Soyadı ve Evlenme Yasağı
Kararın kesinleşmesiyle nüfus kayıtları güncellenir. Kadın, boşandığı eşinin soyadını kullanmakta menfaati bulunduğunu ve bunun eşe zarar vermeyeceğini ispatlarsa hâkimin izniyle bu soyadını kullanmaya devam edebilir; talep boşanma davasında veya sonradan ayrı bir davayla ileri sürülür.
Kadın için evlenme yasağı süresi (iddet müddeti) kural olarak üç yüz gündür; ancak gebe olmadığının doktor raporuyla belgelenmesi hâlinde mahkeme kararıyla bu süre kaldırılır. Kesinleşme sonrasında kimlik yenileme ve gerekiyorsa pasaport güncellemesi yapılır.
Boşanma Sürecinde Telafisi Güç Hatalar
- Talepleri eksik bildirmek. Dilekçede istenmeyen tazminat veya nafaka, sonradan her zaman ileri sürülemez.
- Hukuka aykırı delil toplamak. Delil geçersiz olur ve ayrıca ceza sorumluluğu doğar.
- Tedbir taleplerini atlamak. Dava iki yıl sürerken nafaka ve konut korumasından yoksun kalınır.
- Protokolü okumadan imzalamak. Anlaşmalı boşanmada imzalanan protokol tek taraflı olarak değiştirilemez.
- Malvarlığını izlememek. Dava sürerken yapılan devirler, ihtiyati tedbir alınmadıysa geri alınması güç sonuçlar doğurur.
- Duruşmaya katılmamak. Anlaşmalı boşanmada tarafların bizzat dinlenmesi zorunludur; katılmama davanın çekişmeliye dönmesine yol açar.
- Kararı kesinleştirmemek. Kesinleşmeyen karar nüfusa işlenmez; kişi hukuken evli kalmaya devam eder.
Dosyanızı Nasıl Yürütüyoruz?
AkbulutLegal Hukuk Danışmanlık & Arabuluculuk, İstanbul merkezli olarak aile hukuku alanında vekillik ve arabuluculuk hizmeti sunmaktadır. Dosyalar Av. Salih Akbulut tarafından bizzat yürütülür; süreç boyunca duruşma sonuçları ve ara kararlar hakkında müvekkile bilgi verilir. Arabuluculuk sicil kaydımız nedeniyle, uyuşmazlığın mahkeme dışında çözülebileceği dosyalarda bu seçenek de değerlendirilmektedir.
Aile hukukunun genel çerçevesi için aile hukuku sayfamızı inceleyebilirsiniz. Büromuzun bulunduğu bölgeye ilişkin ayrıntılar, Büyükçekmece Adliyesi süreci ve yetki kuralının bölgedeki uygulaması için Beylikdüzü boşanma avukatı sayfamıza bakabilirsiniz.
Özet ve Değerlendirme
İstanbul boşanma avukatı arayışındaki kişilerin bilmesi gereken temel nokta şudur: boşanma davası, evliliğin sona ermesinin yanında velayet, nafaka, tazminat ve mal paylaşımı sonuçlarını da doğurur; bu talepler dava dilekçesinde eksiksiz ileri sürülmelidir. Anlaşmalı boşanmada protokolün infaz edilebilir yazılması, çekişmeli davada ise kusurun hukuka uygun delillerle ortaya konması sonucu belirler. Dava, eşlerden birinin yerleşim yeri veya son altı ay birlikte oturulan yer aile mahkemesinde açılır; İstanbul’da bu, ilçeye göre farklı adliyeler anlamına gelir. Avukatlık ücreti Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin altında olamaz; ödeme gücü bulunmayanlar baro adli yardım birimine ve mahkemeden adli müzaharete başvurabilir. Boşanmanın kendisi arabuluculuğa elverişli olmasa da mal rejimi ve tazminat talepleri bu yolla çözülebilir. Süreci başlatmadan önce delillerinizi ve taleplerinizi bir avukatla değerlendirmeniz, sonradan telafisi güç kayıpları önler.
Sıkça Sorulan Sorular
İstanbul’da Boşanma Süreciniz İçin
Taleplerinizin eksiksiz belirlenmesi, delillerin hukuka uygun biçimde toplanması ve geçici koruma tedbirlerinin zamanında istenmesi sürecin sonucunu doğrudan etkiler. Dosyanızı ilk görüşmede birlikte değerlendirelim. Av. Salih Akbulut — İstanbul Barosu Sicil No: 53074 · Arabulucu Sicil No: 11945
Yasal Uyarı: Bu içerik boşanma hukuku hakkında genel bilgilendirme amaçlı olup hukuki tavsiye niteliği taşımaz. İçerik 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu, 6284 sayılı Kanun, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi esas alınarak hazırlanmıştır. Tarife ve harç tutarları her yıl güncellenir. Mevzuat metinlerine mevzuat.gov.tr üzerinden ulaşabilirsiniz. Her dosya kendine özgü koşullara göre değerlendirilmelidir.