Ana sayfa » Taksitle Satış Sözleşmeleri

Taksitle Satış Sözleşmeleri

E-Ticaret ve Mesafeli Satış Sözleşmesi yazımıza buradan ulaşabilirsiniz.

Ticaret hukuku kapsamında olan taksitle satış sözleşmeleri faizli ve faizsiz olarak ikiye ayrılıyor. Bankaların veya firmaların opsiyonel olarak tüketiciye sunduğu faiz kavramı tüketicinin ekonomik anlamda tercihini çoğu sefer belirleyen etken olarak karşımıza çıkıyor.

Taksitle satış sözleşmesi, satıcı ya da sağlayıcının mal veya hizmetin yerine ulaştırılmasını karşıladığı tüketicinin ise bedeli kısım kısım ödediği sözleşmelerdir.  Taksitle satış sözleşmesi, sözleşme süreci sonucunda tüketicinin bir malın özel mülkiyetini kazandığı ve bunun bir zorunluluk olduğu sözleşmelerdir. 

Tüketicinin mağdur edilmemesi amacıyla taksitli satış sözleşmeleri özelinde Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun ile Taksitle Satış Sözleşmeleri Yönetmeliği oluşturulmuştur. 

Taksitle satış sözleşmeleri yazılı olarak yapılmak zorundadır. Sözleşme hükümlerinin yerine getirilmesi ve işleyebilmesi için iki tarafın da imzasının sözleşmede bulunması zorunludur. Sözleşmenin geçerli bir şekilde düzenlenmemesi durumunda imzalar bulunsa dahi sözleşme geçersiz sayılacaktır.

Taksitli Satış Sözleşmesi’nden Cayma

Tüketiciler herhangi bir sebep göstermeksizin hiçbir cezai şarta bağımlı kalmadan yedi gün içerisinde sözleşmeden vazgeçebilirler. Tüketici bir hizmetten faydalanıyorsa cayma hakkı sözleşmenin kurulduğu gün, bir maldan faydalanıyorsa malı teslim aldığı gün başlar. Bununla birlikte tüketici mal veya hizmetin teslim edilme süreci içerisindeki süre boyunca da cayma hakkını kullanabilir. 

Tüketicinin Cayma Hakkını Kullanamayacağı Haller 

  • Tüketici malı sadece gözden geçirme sınırında açmış ve kullanmış olmalıdır.
  • Mal mutat olarak kullanılırsa tüketici cayma hakkından yararlanamaz. 

Taksitli Satış Sözleşmeleri ve Ön Ödemeli Satış Sözleşmeleri Arasındaki Fark Nedir?

Taksitli satış sözleşmelerinde mal veya hizmet taksit ödemelerinin bitmesini beklemeden teslim edilir. Bunun tam tersi olarak ön ödemeye tabi tutulan taksitle satış sözleşmelerinde mal veya hizmet taksit bitiminde sunulur. Bu durum genellikle taşınmazlarda karşımıza çıkar.

Taksitli Satış Sözleşmesi’nin Şekli Nasıl Olmalıdır?  

Sözleşmede bulunması gerekenler aşağıda sıralanmıştır. Bu şekil şartına uymayan sözleşmeler eksik, hatalı ve geçersiz sayılır.

  • Tüketicinin adı, soyadı ve iletişim bilgileri.
  • Satıcı, sağlayıcı veya kiralayanın isim, unvan, açık adres, telefon ve varsa diğer iletişim bilgileri. 
  • Sözleşmenin düzenlendiği tarih.
  • Malın veya hizmetin teslim veya ifa tarihi.
  • Sözleşmeye konu mal veya hizmet.
  • Malın veya hizmetin tüm vergiler dâhil Türk Lirası olarak peşin fiyatı.
  • Malın veya hizmetin tüm vergiler dâhil Türk Lirası olarak taksitle satış fiyatı.
  • Tüketicinin cayma hakkının olduğu ve bu hakkın hangi sürede ve nasıl kullanılacağı.
  • Ödeme planı.
  • Tüketicinin erken ödemede bulunma hakkı ile satıcı veya sağlayıcı tarafından faiz veya komisyon alınmışsa, ödenen miktara göre faiz ve komisyon indirimi talep etme hakkı olduğuna ilişkin bilgi.
  • Faiz miktarı, faizin hesaplandığı yıllık oran ve sözleşmede belirlenen faiz oranının yüzde otuz fazlasını geçmemek üzere gecikme faiz oranı.
  • Tüketicinin temerrüde düşmesinin hukuki sonuçları.
  • Tüketicilerin uyuşmazlık konusundaki başvurularını tüketici mahkemesine veya tüketici hakem heyetine yapabileceklerine dair bilgi.

Taksitle satış sözleşmeleri kapsamında kira sözleşmesine konu olan taksit durumu yukarıdaki maddelere ek olarak;

  • Malın tüketicinin zilyetliğine geçmesini sağlayacak koşullar,
  • Sözleşme süresi sonunda mal tüketicinin mal varlığına hemen intikal etmeyecekse intikali sağlayacak koşullar,
  • Sözleşmede öngörülmüşse satış bedeli alacağının devrine ilişkin anlaşma kayıtları,
  • Tüketici ile bir sigorta sözleşmesi kurulması öngörülmüşse, malın kimin tarafından sigorta ettirileceği ile sigorta sözleşmesine ilişkin bilgilerin de sözleşme de yer alması zorunludur.

Taksitli Satış Sözleşmeleri ile İlgili Yargıtay Kararları

Taşınmazın Taksitli Satışı

Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada;

Davacı, 826 ada 1 parsel sayılı taşınmazın ihale ile davalıya satışının yapılarak taksitli satış sözleşmesi düzenlenip Hazine lehine kanuni ipotek tesis edildikten sonra davalı adına tescil edildiğini, ancak dava dışı kişilerce ihalenin iptali istemiyle idare aleyhine açılan davanın kabul edilerek ihalenin iptaline karar verildiğini, tapuda ferağ vermesi ve yatırdığı bedeli yasal faiziyle alması için tebligat yapılmışsa da davalının buna yanaşmadığını ileri sürüp tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir.

Davalı, henüz idari yargı kararı kesinleşmeden Hazine tarafından dava açılmasının ve bu arada taksitleri ihtirazi kayıt koymadan kabul etmesinin MK’nın 2.maddesine aykırı olduğunu belirtip asıl davanın reddini savunarak birleşen davasında; birlikte ifa kuralı gereğince yatırdığı satış bedelinin hakkaniyete göre uyarlanmış halde ödenmesi suretiyle tescil kararı verilebileceğinden bu bedelin tespiti ile şimdilik 291.500.00.-TL’nin yasal faiziyle Hazineden tahsilini istemiştir

Mahkemece, iddiaların sabit olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kabulüne ilişkin verilen karar, tarafların temyizi üzerine Dairece 18.11.2014 tarihinde düzeltilerek onanmış, tarafların karar düzeltme isteği üzerine bu kez düzeltilerek onama kararı kaldırılarak “…Dosya içeriği ve toplanan deliller ile dava konusu 826 ada 1 parsel sayılı taşınmazın Hazine tarafından davalıya satışına ilişkin ihalenin idari yargı yerince iptaline karar verilmesi üzerine tescilin dayanaksız hale geldiği gözetilerek asıl davanın kabulüne karar verilmiş olmasında, bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Birleştirilen davanın davacısı …’nun karar düzeltme istekleri HMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisine uymadığından reddine. Hazinenin karar düzeltme isteğine gelince; Birleştirilen davada, dava konusu taşınmazın bedeli olarak davalı … tarafından yapılan ödemelerin tespiti bakımından dosyanın konusunda uzman bilirkişiye verilerek, ödeme miktarının belirlenmesi bu miktarlar ve ödeme tarihleri esas alınarak hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir. Öte yandan, gerek asıl gerekse birleştirilen davaların nispi harca tabi olup AAÜT 12. maddesi gereğince nispi avukatlık ücreti takdir ve tayini gerekirken maktu avukatlık ücretine hükmedilmiş olması da isabetsizdir.”gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamanın sonucunda asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.

Karar, davalı-birleştirilen davacı tarafından süresinde duruşma istekli ve davacı-birleştirilen davalı tarafından temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 27.04.2021 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı-karşı davalı Hazine vekili Avukat … ile diğer temyiz eden davalı-karşı davacı … vekili Avukat … geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

-KARAR-

Hükmüne uyulan bozma kararında, gösterildiği şekilde işlem yapılarak karar verilmiştir. Tarafların yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan hükmün ONANMASINA, 24.11.2020 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden taraflar vekilleri için 3.050.00.’şer TL. duruşma vekâlet ücretinin karşılıklı olarak alınıp birbirlerine verilmesine, aşağıda yazılı 19.927.27. TL bakiye onama harcının temyiz eden davalı-birleştirilen davacıdan alınmasına, Harçlar Kanunu’nun değişik 13. maddesinin j. bendi gereğince davacı-birleştirilen davalı Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 27/04/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Karar: 2021/2596).

Malın Taksitli Satışı

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 20.09.2018 tarih ve 2016/40-2018/900 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, taraflar arasında 05.11.2009 tarihli 23 araç için DPL Çok Maksatlı Yer Tespit ve Takip Sistemi Taksitli Satış Sözleşmesi ile 06.01.2010 tarihli 87 araç için DPL Çok Maksatlı Yer Tespit ve Takip Sistemi Kiralama Sözleşmesi akdedildiğini, davalının bir kısım fatura bedelini ödememesi üzerine davalıya 27.04.2010 tarihli noter ihtarnamesi gönderildiğini, davalının gerekli ödemeyi yapmaması nedeniyle hizmetin durdurularak, bakiye fatura bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine davalı kısmen itiraz ettiğinden Bakırköy 8. Sulh Hukuk Mahkemesi’nde itirazın iptali davası açtıklarını, davalının temerrüte düşmesi üzerine sözleşmelerin ifasının imkansız hale geldiğini, ileri sürerek sözleşmelerin başlangıç tarihinden 15.04.2010 tarihine kadar davalı adına kesilen 9 adet fatura bedelinin haricinde 05.11.2009 tarihli taksitli satış sözleşmesi sonuna kadar olan bakiye taksit bedelleri ile 06.01.2010 tarihli sözleşmenin sonuna kadar olan bakiye aylık cihaz kira bedellerinin ve ayrıca 87 adet cihaz satış bedelinin fazlaya yönelik hakları saklı kalmak üzere 10.000,00 TL’sinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 22.04.2013 tarihli dilekçesi ile toplam talebini 91.000,00 TL olarak ıslah etmiştir.

Davalı vekili, davalının sözleşmeden vazgeçmekte haklı olduğunu, cihazların ayıplı olduğunu, araçların yerlerini kesintisiz şekilde tespit edemediklerini, bazı günler uzun saatlere varan kesintilerin olduğunu, bazen haritadaki yerin ve koordinatların hatalı olarak bildirildiğini, davacıya bu sorunlar bildirildiği halde bu sorunların çözülemediğini, uzaktan motor durdurma cihazların özellikleri arasında bulunmasına rağmen bu hizmetin bir türlü davacı tarafından çalıştırılamadığını, davacının davalının cihazların kullanımından haklı olarak vazgeçmiş olmasına rağmen sözleşmelerin sonuna kadar cihaz kiralama bedellerini ve cihaz satış bedellerinin tahsilini istemesinin haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen 21.05.2018 tarihli bilirkişi raporuna göre, davacının davalıya kiralamış olduğu araç yer tespit ve takip sisteminin harita üzerinde aracın yerinin net olarak tespit edilememesi sebebiyle ayıplı olduğundan davacı şirketin %100 kusurlu bulunduğu, bu nedenle alacak hakkı doğmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 25/3. fıkrası (6102 sayılı TTK md. 23) uyarınca ticari satışlarda malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise 2 gün içinde durumu satıcıya ihbar etmeli, açıkça belli değil ise alıcının malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde muayene etmeye veya ettirmeye bu muayene neticesinde malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa keyfiyeti derhal satıcıya bildirmeye mecburdur. Ayıp adi bir muayene ile meydana çıkarılamayacak, kullanma sonucunda ortaya çıkan bir ayıp ise BK’nun 198. maddesinin 2. fıkrasının tatbik olunması gerekir. Somut olayda davalı usulüne uygun ayıp ihbarında bulunmadığından davalının ayıplı mal nedeniyle semenin tenzili hakkının olmadığı gözetilerek davacının alacağının tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.11.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Karar: 2020/4723).

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir