Ana sayfa » İsticvap Nedir?
isticvap nedir

İsticvap Nedir?

İsticvap nedir? İsticvap, davadaki bir tarafın kendi aleyhine olan vakıalar (olgular) hakkında dinlenmesidir. Hâkim, isticvaba başvurarak çelişkili görülen, tereddüde mahal veren durumları açıklığa kavuşturmaya çalışır.  

“Mahkeme, kendiliğinden veya talep üzerine taraflardan her birinin isticvabına karar verebilir.”

6100 Sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu’nun 169-175. maddeleri arasında düzenlenmiştir. 

İsticvaba Davet Edilme isticvap nedir

Tarafın dinlenmesi için isticvap usulüne uygun olarak davet edilmesi gerekir. Bu bağlamda tarafın mahkeme huzurunda dinlenmesi ile isticvap edilmesi birbirinden farklıdır. Taraf davet olmadan mahkemede isticvapta bulunamaz. 

“İsticvabına karar verilen kimseye bizzat davetiye gönderilir ve belirlenen gün ve saatte isticvap olunmak üzere hazır bulunması gerektiği belirtilir.”

Taraf, mahkemece hazırlanmış olan ihtaratlı davetiye ile duruşmaya çağırılır. Tarafa hangi konuda dinleneceği belirtilir. Tarafın duruşmaya katılmaması ya da sorulara cevap vermemesi halinde vakıayı ikrar (vakıanın doğru olduğunun kabul edilmesi) ettiği de ihtar edilir. 

“İsticvap olunacak kimsenin bizzat gelmesi gereklidir. Ancak, isticvap olunacak kişi, mahkemenin bulunduğu il dışında oturuyor ve bulunduğu yerde aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yolu ile isticvap olunması mümkün değil ise istinabe yolu ile isticvap olunur.”

Kişi engellilik, hastalık gibi durumlar dolayısıyla isticvaba gelemiyorsa bulunduğu yerde isticvap gerçekleştirilir. 

İsticvap sonunda tutanak düzenlenir ve tarafın imzası atılır. Taraf imza atmaktan kaçınıyorsa bu durum hâkim tarafından tutanaklara işlenir. 

 Yargıtay bazı kararlarında hâkim tarafından isticvaba başvurulmamasını bozma sebebi olarak görür.  isticvap nedir

İsticvap ile İlgili Yargıtay Kararları

Borçlunun İsticvabı

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlulardan … Krom Madencilik İnşaat Nakliyat İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :

Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;

Alacaklı tarafından çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan icra takibine karşı borçlu şirketlerin icra mahkemesine yaptıkları başvuruda imzaya ve borca itiraz ettikleri, İlk Derece Mahkemesi’nce borçlu … … Ltd. Şti. yönünden, şirket yetkilisine gönderilen meşruhatlı davetiyeye rağmen duruşmaya katılmayarak mahkeme huzurunda imza örneklerini vermediği ve borçlu şirket tarafından da imza incelemesinde mukayeseye esas belgelerin bulunduğu yerlerin bildirilmediği, bu suretle borçlu yanca imza itirazının ispatlanamadığından bahisle imza itirazının ve çek tazminatı ile komisyon alacağına yönelik borca itirazının reddine, diğer borçlular yönünden dosyanın tefrikine karar verildiği, kararın borçlu şirket tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi’nce başvurunun esastan reddine hükmedildiği, hükmün borçluca temyiz edildiği anlaşılmıştır. isticvap nedir

Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takiplerde imzaya itiraz, İİK’nun 170. maddesinde düzenlenmiş olup, bu maddenin üçüncü fıkrasında, icra mahkemesince imza incelemesinin aynı Kanun’un 68/a maddesinin dördüncü fıkrasına göre yapılması gerektiğine işaret edilmiştir. İİK’nun 68/a maddesinin dördüncü fıkrasında; “İmza tatbikında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun bilirkişiye ait hükümleri ile 309. maddesinin 2., 3. ve 4. fıkraları ve 310, 311 ve 312. maddeleri (şimdi ise HMK madde 211/b, 208/2, 217) hükümleri uygulanır” düzenlemesi öngörülmüştür.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 447/2. maddesi ise; “Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18.6.1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’na yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır” şeklinde düzenlenmiştir.

Görüldüğü üzere, İİK’nun 68/a-4 maddesinde, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 309/1. (6100 sayılı HMK’nun 211/1-a) maddesine atıfta bulunulmadığından, icra mahkemesince, öncelikle borçlunun isticvabına ve duruşmada imzalarının alınması yoluna gidilemeyeceğinin kabulü gerekir. isticvap nedir

İİK’nun 68/a-4. maddesi göndermesiyle ve HMK’nun 447/2. maddesi uyarınca uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nun 211/b maddesinde; imza incelemesinin yöntemi gösterilmiş olup, buna göre, hakim, bilirkişi incelemesine karar verir ise; ”….önce, mevcutsa, o tarafa ait olan karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar, ilgili yerlerden getirtilir. Bilirkişi, bu yazı ve imzalarla, o mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapar. Bilirkişi, inceleme için gerekli görürse, kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir” hükmü gereğince işlem yapar.

Öte yandan, senetteki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti, senet elinde olup takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir (HGK.nun 26.04.2006 tarih ve 2006/12-259 E.-2006/231 K. sayılı kararı).

Somut olayda, alacaklının 25.4.2016 tarihli cevap dilekçesi ile borçlu şirket yetkilisinin imza incelemesine esas olacak imza örneklerinin bulunduğu resmi ve özel mercileri bildirdiği, mahkemece dosya arasına … Ticaret ve Sanayi Odası’ndan şirket yetkilisine ait imza örneğinin bulunduğu belge fotokopisinin alındığı, itiraz dilekçesine ekli imza sirküleri fotokopisinde yetkilinin imzasının bulunduğu, borçlunun 24.7.2018 havale tarihli dilekçe ile mukayese imza örneklerinin bulunduğu kurumları bildirdiği, ancak mahkemece, bildirilen yerlerden borçlu şirket yetkilisinin karşılaştırma yapmaya elverişli ıslak imzalarının getirtilmesine yönelik işlem tesis edilmediği, ispat yükünü ters çevirecek ve yukarıdaki düzenlemeye aykırı olacak şekilde borçlu şirket yetkilisinin mahkeme huzurunda imza örneklerinin alınması için hazır edilmediği ve borçlu şirket tarafından imza örneklerinin bulunduğu yerler bildirilmediği gerekçesiyle itirazın reddine hükmedildiği anlaşılmıştır.

Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesi’nce, yukarıda değinilen yasal düzenleme ve ilkeler gözetilerek, öncelikle, dosyada mübrez fotokopi belgelerin asılları ve taraflarca gösterilen kurumlardan mukayeseye esas belge asılları getirtilerek, borçlu şirket yetkilisine ait karşılaştırma yapmaya elverişli imzaların esas alınması suretiyle usulünce bilirkişi incelemesi yaptırılması, bilirkişi tarafından dosyaya celbedilen imza örneklerinin rapor tanzimine yeterli görülmediğinin belirtilmesi durumunda ise; borçluya İİK’nun 68a/5. maddesi uyarınca meşruhatlı davetiye tebliğine rağmen duruşmaya gelmemesinin alacaklı lehine değerlendirilmesi suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken, mahkemece yasanın öngördüğü bu usule uyulmadan doğrudan borçluya meşruhatlı davetiye gönderilerek gereğinin yerine getirilmediğinden bahisle istemin reddi yönünde hüküm tesisi ve istinaf başvurusunun da Bölge Adliye Mahkemesi’nce esastan reddedilmesi isabetsiz olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir. isticvap nedir

SONUÇ : Borçlu … … Ltd. Şti.’nin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile, yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nun 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nun 373/1. maddesi uyarınca, istinaf talebinin esastan reddine ilişkin … Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi’nin 19.11.2020 tarih 2020/117 E. – 2020/2606 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, … 5. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 08.10.2019 tarih 2018/314 E. – 2019/766 K. sayılı kararının BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesi’ne, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, 07/04/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi (Yargıtay 12. Hukuk Dairesi Karar: 2021/4168).

Ticaret Mahkemesinde İsticvap

Davacı … Uluslararası Nakliyat Tur. İnş. İth. İhr. ve Tic. Ltd. Şti. vekili Avukat … tarafından, davalı … Sigorta ve Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti. aleyhine 25/11/2010 gününde verilen dilekçe ile alacak istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kabulüne dair verilen 23/01/2020 günlü kararın Yargıtayda duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 02/03/2021 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine duruşmalı temyiz eden davalı vekili Avukat … ile karşı taraftan davacı vekili Avukat … geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kâğıtlar incelenerek gereği düşünüldü. isticvap nedir

Dava, sebepsiz zenginleşme nedeniyle alacak istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.

Davacı şirket vekili; 25/08/2010 tarihinde cezaevinde bulunan müvekkili şirketin ortağı ve imza yetkilisi olan …’ın, imza yetkisi verdiği yeğeni …’a, davacı şirketin … Sigorta A.Ş nezdindeki hasar dosyasından alacağı tazminatın tahsili için birkaç belge imzalaması gerektiğini belirten davalı şirket yetkilisinin, bu belgelerle birlikte davalı şirket lehine 17.050 euro tutarında kesinti yapılmasını içeren mahsup belgesini de imzalattığını, davalının, davacı şirket yetkilisinin cezaevinde olmasından ve imza yetkisi verilen …’ın tedbirsizliğinden yararlandığını, … Sigorta A.Ş nezdindeki hasar dosyasının takibi için davalıyla aralarında bir ücret sözleşmesi bulunmadığını, davalının, hasar tazminat tutarından kendisine yaptığı kesinti nedeniyle sebepsiz zenginleştiğini belirterek, 17.050 euronun 25/08/2010 tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte tahsilini istemiş, cevaba cevap dilekçesinde ise, davacının, dava dışı Yunuslar şirketine bir borcu bulunmadığından anılan şirketin sigorta borçlarını ödeyeceğine dair bir anlaşmanın da yapılmadığını, şirket yetkilisi Abdullah’ın, belgeyi imzalarken iradesinin sakatlandığını, davalı şirketin hasar dosyasını bizzat takip edip, güven kazanarak bu durumu kötüniyetli olarak kullandığını, belgeyi imzalayan Abdullah’ın, şirket yetkilisi Sami’nin yeğeni olup maaşlı çalıştığını beyan etmiştir.

Davalı şirket vekili; belgede imzası bulunan Abdullah’ın şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğunu, davacı şirketin C2 Karayolu Taşıma Belgesini kiralayan ve kullanan Yunuslar şirketinin, kendilerine olan ve sigortadan kaynaklanan borcunun, tarafların muvafakati ile hasar bedelinden tenzil edildiğini, daha önce de bu şekilde sigorta borcunun, davacı ve Yunuslar şirketince kendilerine ödendiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece; davanın reddine dair verilen 22/05/2014 tarihli karar, davacı tarafından temyiz edilmiş, Dairemizin 26/09/2016 tarihli ve 2016/8247 esas, 2016/8942 karar sayılı ilamı ile dosyanın daha önce rapor veren hukukçu bilirkişi yanına hesap bilirkişisi de katılarak tarafların ticari defter ve kayıtları da getirtilip incelenmek suretiyle hüküm kurulması gerektiğinden, eksik inceleme nedeniyle karar bozulmuştur.

Mahkemece; bozma ilamına uyulmuş, yapılan yargılama sonucunda davacı vekilince, sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılmasına karşın davanın haksız eylemden kaynaklandığı, ispat yükü davacı tarafa ait olmasına rağmen davalının savunmalarını ve davaya konu mahsup belgesinin verilmesini gerektirir ticari ilişkiyi ispatlaması gerektiği, ancak davalının bu yönde ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı, yemin teklif etmediği ve hasar kesintisinin yapılmasını gerektiren bir ilişkinin varlığını da ispatlayamadığı gerekçesiyle, davacı şirket yetkilisinin iradesinin fesada uğratıldığı kanaatine varılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.

Eldeki davada uyuşmazlık; davacı şirket yetkilisinin iradesinin fesada uğrayıp uğramadığı ve bu sebeple davalının sebepsiz zenginleşip zenginleşmediği noktasında toplanmaktadır. Somut olayda irdelenmesi ve ispat edilmesi gereken husus, irade fesadı olgusu ve bu konuda ispat yükünün taraflardan hangisine ait olduğudur. Bu aşamada “ispat yükü” kavramının açıklanmasında yarar görülmektedir. isticvap nedir

İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümlenmesinde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 187/1). İspat yükü de ispatı gereken bu vakıalara dayanan tarafa ait olacaktır. Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna ise ispat yükü denir. Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 6/1). 4721 sayılı Kanun’un bu hükmü 6100 sayılı Kanun’un 190. maddesinin birinci fıkrasında bir başka biçimde yinelenmiş olup; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir” denilmiştir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilememiş (yani dava bakımından yok) sayılır. Diğer taraf, ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının doğru olmadığı hakkında delil sunabilir. Karşı ispat faaliyeti için delil sunan taraf, ispat yükünü üzerine almış sayılmaz (HMK m. 191/1). İspat yükü kendisine düşen taraf bir vakıayı ispat ettikten sonra, artık ispat yükü aksini iddia eden karşı tarafa geçer. Bunun üzerine karşı tarafın o olgunun doğru olmadığını veya başka bir olgu nedeniyle hükümsüz kaldığını ispat etmesi gerekir.

Davacı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 16. maddesinin 1. fıkrası uyarınca tüzel kişi tacir olup, anılan Kanun’un 18. maddesinin 2. fıkrası gereğince her tacirin ticaretine ait faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir. Basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümü aslında objektif bir özen ölçüsü getirmekte ve tacirin ticari işletmesiyle ilgili faaliyetlerinde, kendi yetenek ve imkanlarına göre ondan beklenebilecek özeni değil, aynı ticaret dalında faaliyet gösteren tedbirli, öngörülü bir tacirden beklenen özeni göstermesinin gerekli olduğu kabul edilmektedir.

Diğer yandan hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hatada yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 sayılı TBK’nın 36. maddesinin 1. fıkrasında (818 sayılı BK’nın 28. maddesinin 1.fıkrası) açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz.

Yukarıdaki genel açıklamalar ışığında somut olaya gelince; ispat yükü kendisine ait olan davacı şirket, belgeyi imzalayan şirket yetkilisi …’ın, davaya konu mahsup belgesini imzalarken iradesinin fesada uğratıldığı iddiasında bulunmuş, şirket yetkilisinin dikkatsizliğinden, tedbirsizliğinden, imza atarken içinde bulunduğu psikolojik durumdan yararlanıldığını ileri sürmüştür. Mahkemece isticvap edilen ve 06/10/2006 tarihli ticaret sicil gazetesine göre işlem tarihinde şirketi temsil ve ilzama yetkili …’ın beyanında, davalı şirket yetkilisinin getirdiği belgelerin içeriğine bakmadan imzaladığını, işlerinin yoğun olduğunu, belgeleri şirket yetkilisi olarak imzaladığını kabul ve beyan ettiği görülmektedir. Dosya kapsamına göre, davacı şirket tarafından fesat olgusu hiçbir şekilde ispatlanamamıştır. isticvap nedir

Hal böyle iken; mahkemece ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, ispat yükü davalıya yükletilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve davalı yararına takdir olunan 3.050,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine, peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 02/03/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi Karar: 2021/932).

esenyurt avukat, beylikdüzü hukuk bürosu, beylikdüzü avukatlarbeylikdüzü ticaret avukatıbeylikdüzü tazminat avukatıbeylikdüzü sözleşme avukatıbeylikdüzü sağlık avukatı, Beylikdüzü Miras avukatı, Beylikdüzü Ceza AvukatıBeylikdüzü Avukat Bürosu, beylikdüzü avukat iletişim, Beylikdüzü Avukat Büro, beylikdüzü avukatbeylikdüzü hukukbaşakşehir avukatsilivri avukatşikayete bağlı suçlar, idari dava avukatıbeylikdüzü avukat bürolarıbeylikdüzü hukuk bürolarıavukat beylikdüzüavukat blog

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir